PARTİLERİN SİYASET YAPMA ANLAYIŞLARI

PARTİLERİN SİYASET YAPMA ANLAYIŞLARI
10.09.2021
A+
A-

Doğruluk Güneşi Yalan Karanlığını Yırtacaktır

Günümüzün partilerinin siyaset anlayışını ve tercih ettiği propaganda yöntemini iki temel unsura dayandırarak ele alacağım

İKTİDAR

2002 yılından bu yana Türkiye’yi yöneten Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki AK Parti on dokuz yıllık iktidarının büyük bölümünde halkın içinde doğrudan bulunarak vatandaşlarımızla sıcak temasta olmayı tercih etmiştir.

Sorunların yoğunlaştığı, hayat pahalılığı gibi dönemsel problemlerin baş gösterdiği günler hariç adeta seçim kampanyası temposunda siyaset yapmayı adet haline getirmiştir.

Şüphesiz bu yöntemin tercih edilmesinde nerdeyse bir buçuk yılda bir seçim yapılmış olmasının etkisi büyüktür.

MHP’ye gelince lider Bahçeli hiçbir zaman ülkeyi seçim atmosferinde tutmayı tercih etmemiştir.

Seçimin zorunluluklar dışında yasaların öngördüğü zamanlarda yapılması için çaba göstermiş, ancak tek çarenin seçim olduğunu değerlendirdiğinde ise sonucun ne olacağına bakmadan seçim talebini ortaya koymaktan kaçınmamıştır.

Milli iradenin istekleri doğrultusunda ortaya çıkan sonuca dolaysıyla TBMM’de ifadesini bulan meşru güce inanan Sayın Devlet Bahçeli siyasi çalışmaların meclisin çatısı altında yapılmasına çaba gösterir ve arkadaşlarının bu yönde görev yapmasını bekler.

Özetlemek gerekirse Cumhurbaşkanı bir kısım milletvekili ve bürokratlarla yasama faaliyetlerini yürütürken çoğunluk milletvekilinin halkın içinde çalışma yaptığı bir siyaset yapma anlayışı içindedir.

MHP lideri ise milletvekillerinin tümünün yasama faaliyetleri için mecliste faaliyetlerini sürdürmesini, belki de sınırlı sayıda milletvekilliğine sahip olması nedeniyle tercih etmektedir.

Yeni hükümet sisteminin hukuki alt yapısının tamamlanması için yoğun yasama faaliyetleri iktidar için Ankara merkezli siyaseti tek seçenek olarak ortaya çıkarmıştır.

Bu durum taşrada Cumhur ittifakının parti teşkilatlarını atalete itmiş ve etkisizleştirmiştir.

İktidar partileri açısından durum böyleyken muhalefet kanadı başka bir siyaset anlayışının takipçisi olmuştur.

MUHALEFET

Muhalefetin 30 Büyükşehir Belediyesinden en büyük on birini aldığı seçimlerden bu yana erken seçim yapılması için kampanyalar yürüttüğüne şahit olmaktayız.

İlk başlarda kamuoyunda cılız bir etki bırakan bu talep tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını ve onun yarattığı ekonomik, sosyal sorunlar başta olmak üzere ülkemize yönelen tüm dış ve iç tehditlerin yarattığı yoğun baskılı ortamda daha çok taraftar bulmaya başlamıştır.

Bu sonucun elde edilmesinde muhalefetin ilke tanımaz bir propaganda yöntemini kullanması etkili olmaktadır.

Yalan ve takiyye. islami kisve altında toplum hayatımıza FETÖ eliyle yerleştirilmiş varlığımızı kemiren bir yöntem olmuştur.

Günümüz siyasetinde gerçeğe dayanmayan söylemler çok revaçtadır.

Sosyal medya üzerinden yayılan ve gerçekliği hızı nedeniyle doğruluğu kontrol edilemeyen ve değişen haberler bu dönemde siyasi propagandanın temellendirildiği unsur olmuştur.

Kadına yönelen şiddet üzerinden toplumda yönetim aleyhine algı yaratmak için eski bir olaya ait görüntülerin kullanıldığına hatta başka bir ülkede gerçekleşen örneklerin bile kullanıldığına şahit olabilmekteyiz.

Muhalefet tarafından yayılan bu türden görüntülerin gerçek olmadığının anlaşılmasının etki altına alınan kesimler üzerinde çoğu zaman olması gereken tepkiyi yaratamadığına da sıklıkla şahit olunmaktadır.

Yine başka bir örnekte ülkemizle Katar arasında yapılan bir anlaşmanın istismar edilerek Katarlı öğrencilere tüm tıp fakültelerimizde güya sınavsız okuma hakkı tanındığının sıkılmadan en yetkili muhalefet ağızlarından söylendiğini bile görürüz.

Geçtiğimiz günlerde İngilizlerin ünlü BBC haber kanalının Türkçe yayınında Afgan mültecilerinin Türkiye’ye yerleştirilmesi için Türkiye ve İngiltere’nin anlaşmaya vardığı yalan haberi duyurulmuştu.

Bunun üzerine muhalefet hiç bir araştırma yapmadan haber üzerinden hükümeti sert bir şekilde eleştirerek, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı tarafından İngiliz boyunduruğuna sokulduğu propagandası yapılmıştır.

Oysa kısa bir süre sonra böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığının Türk ve İngiliz Dış İşleri bakanlıklarınca açıklanmış olması muhalefette en küçük bir utanç ve pişmanlık yaratmamıştır.

Muhalefet tarafından yalanın siyasi propaganda aracı olarak kullanılmasına dair daha onlarca örnek vermek mümkündür.

Sonuç olarak siyasete ve siyasetçiye karşı toplumumuzdaki güven duygusunu aşındırma pahasına yalan bilgi ve haber muhalefetin birinci tercihi olmuştur.

NE YAPILMALI

Muhalefetin tüm dünyayla birlikte Türkiye’nin de zorluklar yaşadığı içinde bulunduğumuz dönemdeki gerilimi tırmandıran anlayışı karşısında yapılması gereken şey topluma yönelik algı operasyonlarını bertaraf etmektir.

Bunun yolu ise halkımızı, tüm kesimleriyle doğrudan gerçek bilgilerle donatmaktır.

Gerçeğin hakim kılınmasında şüphesiz ki gazete, televizyon, radyo ve diğer sosyal medya araçları birincil öneme sahiptir.

Ancak şu da unutulmamalıdır ki bu yolla kendisine ulaşılması mümkün olmayan çok geniş bir halk kitlesi vardır.

O zaman yapılacak şey insanlarımızla gerekirse tek tek temas edilerek gerçek bilgilendirmenin yapılmasıdır.

Türk insanının doğruyla teçhiz edilmesi görevi siyaset kurumunun ve dolaysıyla her seviyedeki siyasetçinindir.

Milletvekilinden parti yönetim kademelerine, parti delegelerinden sade üyeye kadar herkes kendini görevli kabul etmeli ve bu yönde çalışma yapmalıdır.

Belli periyotlarla, adeta bir siyasi seferberlik anlayışıyla gerçekler insanımızın şaşmaz sağduyusuna sunulmalıdır.

Gereken emek verildiğinde görülecektir ki;

Doğruluk Güneşi Yalan Karanlığını Yırtacaktır.

Ahmet Orhan

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.