DOLAR 5,7325
EURO 6,3431
ALTIN 271,6
BIST 106.846
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

ORTADOĞU’DA GEZEN MEÇHUL HAYALET…

30.01.2018
3.781
A+
A-

Orta Doğu’nun her dönemde sorunlu bir bölge olması tesadüf değil, tarihi gerçeklerden kaynaklanıyor.

Gerçekten de Suriye ve dolayları, öteden beri sancılı olan bölgenin en “kanlı” toprakları olmaktan kurtulamıyor.

***

98 yıl önceydi…

24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli celsesinde, gündeme gelen meşhur Faysal mektubu hakkında bilgi veren Atatürk, İngilizlerin Suriye’yi Fransızlara terk ettikten sonra, onu Irak’a taşıdıklarını ve 22 ay sonra Arap devletinin parçalandığını vurguluyordu…

***

“Kral Faysal’ın “biz yanlış yaptık siz ise bir millî mücadele veriyorsunuz” bağlamındaki mektubuna Atanın cevabında;” biz bir millî mücadele veriyoruz, biz bir devlet kuracağız siz de Arap milliyeti içinde mücadelenizi verecek şekilde örgütlenin, sonra milliyet üstü bir devlet olabilir” şeklinde bir cevap vermesi dış siyasetimiz için önemli bir kesitti…

***

O dönem Türk dış politikanın şekillenmesinde bu görüş önemli rol oynamıştı.

Milli mücadelenin ve bağımsız bir ulusun temeli böyle bir düşüncenin ışığında atılmıştı..

***

Sorunun ve kanın durmadığı bu bölgede Dün İngiliz, Fransız işgalleri yaşanıyordu.

Şimdi toprak işgal yok, ama kaynakların ve yönetimlerin ele geçirilmesi operasyonu var.

Bu yöntemin mucidi de Amerika’dır…

***

Amerika, Geliştirilmiş Orta Doğu Projesi’yle barış vaat ederek bölgeye müdahale ediyor.

ABD’nin Dünya’yı tek kutuplu bir düzleme getirme çabaları haliyle kaos yaratıyor.

Ancak, muhtemel değişim ve Kore gibi spontane gelişen olaylar dünyayı çok başlı bir düzleme de çekebilir.

***

Din eksenli faktörler, sosyal temelli ilişkiler, ekonomik değişimler ve temel kültürel farklılıklar guruplaşmaları da beraberinde getirebilir.

Böyle bir değişim ve guruplaşma ihtimali gözden kaçmamalıdır.

Dünya her ne kadar globalleşme türküsü söylese de dipten gelen farklı unsurlar mecburi yön değişikliklerine sebep olabilir..

Bölgemizin lider ülkesi olarak komşuluk, tarihi bağ gibi unsurların etkisiyle Ortadoğu’da birlikte hareket etme zorunluluğumuz da ortaya çıkabilir.

***

Tıpkı Kudüs meselesinde İslam işbirliği teşkilatının acil toplanıp dayanışma sergilediği gibi.

***

Türkiye komşularıyla, tarihi bağları ve ortak kaderi olan çok komşulu bir ülke olarak, bu konumun muhafazası için çok dikkat etmek gerekiyor.

Birincisi komşularımızın toprak bütünlüğüdür.

Bu bütünlük içerisine sokulan nifaklar ile emperiyal devletlere teslim olan yönetimler bölgenin komşuluk ilişkilerini bozabilecek en ciddi tehdit olur.

Bu tehdit’i bertaraf etmek için tarihsel ve insani ilişkilerin korunmasında fayda var.

***

Ortadoğu’da dengeci bir politika izlemek yerine ayağı yere basan gerçekçi politikaları kalıcı hale getirmek daha ciddi bir yaklaşım olacaktır.

Ülkelerin kültürel farklılıkları ile komşuluk ilişkileri arasına nifak tohumlarının ekilmemesi için çok ciddi ve uyanık politikalar geliştirmek zorundayız…

***

Şimdi Suriye’nin trajik fotoğrafına bakarken, tarihi kesitlere de göz atmakta fayda vardır.

***

Suriye  eski Cumhurbaşkanı El Kuvvetli’nin, ” II. Dünya Savaşı’nda ben, Kudüs Müftüsü Hacı Emin El Hüseyin, Ekrem Ziter, Riyat El Sulh, Suriye’nin, Lübnan’ın ve tanınmış siyasi kadrosu, Fransızlar ve İngilizlerden kaçarak, İstanbul’a gittik ve orada siyasi mülteci olduk” sözleri ile bugün yaşananları birlikte değerlendirdiğimizde tarihin tekerrür ettiğini söyleyebiliriz.

***

Bir asır sonra tarih tekerrür edercesine Suriye halkı bugünde ya mülteci, ya sığınmacı durumunda kaldı.

Amerika Irak petrollerini Türkiye üzerinden değil, hayal ettiği kürt bölgesinden Akdeniz’e ulaştırma hayali ile bölgeyi kan gölüne çevirmekten çekinmiyor.

sözde demokrasi vaadi ile bölgede sürekli kaynayan kitleler yaratırken diş geçiremediği yönetimleri devirerek kukla idareler getirme niyetindedir..

***

Rusya’nın Basra, Lakiye limanına donanmasını demirlemesi, üstler kurması demek fiziki işgal değil, ama kalıcı muhatap olarak bölgesel güç olmasının önünü açan hamledir.

920 km’lik sınırımızın karşısında Kürtçü terör örgütlerinin bulunması, bizi tedirgin ederken, ABD’nin Akdeniz’e buradan ulaşma hayali sürerken ortaya çıkan boşluk Ruslar tarafından fark edilmiştir.

Bu karmaşada ortaya çıkan boşluk Rusların Esad’a şimdilik arka durmasıyla karşılıklı olarak iyi kullanılmıştır.

Rusya bu boşluktan iyi faydalanmış ve artık Suriye ye yerleşik haldedir.

***

Bu kaos içinden çıkmak için Suriye merkezi hükümeti ile ilişkileri belirli bir seviyede tutmak çözüm için gerekecektir.

Tarih tekerrürden ibaret değil ise, 24 Nisan 1920 de Atatürk’ün Suriye konusunda ortaya koyduğu ifadeler, Suriye’nin işgalinden sonra siyasilerinin mülteci durumuna gelmesi nedir?

O tarihlerde Suriye’de yaşanan olaylar bugün benzerdir.

Yarın bölgesel komşuluk yaşanacak ise, ne Rusya, ne Amerika bu denklemin içinde olmamalıdır…

***

Çünkü ABD’nin BOP hayali bölgede nereden çıkacağı belli olmayan korkunç bir hayalete dönüşmüştür.

Amerika petrol ve kaynaklar uğruna her yerde yangın çıkarma potansiyeline sahip bir ülke durumuna gelmiştir…

Mustafa Ertekin

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.