DOLAR 5,7340
EURO 6,3507
ALTIN 277,7
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Önce BOP’un hesabını verin

08.07.2013
62
A+
A-

Orhan Karataş

AKP’nin Mısır’a olan ilgisini biliyorduk, ama bu daha çok GDO’lu ve olan ve özel kararnamelerle vurguna dönüşen mısırdı. En sıkıştıkları, ihanet yolundaki icraatların ifşa olup, milletin hesap sormak için sabırsızlıkla sandığı beklediği bir zamanda, imdada yine Mısır yetişti. Mısır üzerinden yine birileri zengin olur mu bilmiyorum, ama kandırma ve yanıltmada bir fırsata dönüştürmek için yoğun gayret gösterdikleri ortadadır.

Türkiye’nin durumu

Türkiye bugün bölücü ihanetin girdabında çırpınmaktadır. Ülkenin bir bölümünde fiili durum oluşturulmuştur ve devlet yok sayılmaktadır. Diğer tarafta sokaklar kaynamakta ve ülkemiz tarihinin en büyük gerilimlerini yaşamaktadır. Bu gerginliği düşürecek bir irade, bir anlayış, bir yaklaşım bu hükümette görünmüyor. Tam tersine, “arkamızda yüzde 50 var” gibi bir abuklukla toplumsal bölünmeyi körükleyip gerginliği daha da arttırıyor ve çatışmaya dönüştürüyorlar. Bu gidişin sonunun nerede kalacağını kimse kestiremiyor. Gün geçtikçe endişeler artıyor ve Türkiye’nin Mısırlaşması gibi bir tehlike ciddi biçimde yaklaşıyor. Durum budur ve aklı başında olan herkes yaşananları böyle okumakta ve böyle anlamaktadır.

İşin esası

Bütün büyük ve ciddi meselelerde olduğu gibi Mısır’daki gelişmeleri de AKP’nin doğru okuyamadığını, doğur anlayamadığını ve doğru tavır alamadığını görüyoruz. Darbe yapanları haklı olarak çok sert biçimde eleştirirken, ülkenin bu duruma gelmesine yol açanları görmezden geliyorlar. Mursi’nin AKP’ye benzeyen ve ülkeyi geren, kamplaştıran, yandaşları kollayan, kendi zihniyeti dışındakileri yok sayan tavrı ve anlayışını yok sayıyorlar. Aynı şekilde darbeye sessiz kalan veya destekleyen bazı İslam ülkelerini ve AB’yi hedefe koyarken, BOP’un sahibi ABD’yi es geçiyorlar. MHP Genel Başkanı bu duruma özellikle dikkat çekmiş ve “acaba Sayın Başbakan sonu Mursi gibi olmakla mı tehdit edilmektedir?” diyerek, işin esasıyla ilgili çok ciddi ve çok çarpıcı bir soru sormuştur.

Sicil bu olunca

Böyle bir sicile, böyle bir zihniyete sahip olacaksınız, Mısır’ı da içine alan Ortadoğu’daki büyük yıkımın Eşbaşkanı olmakla övüneceksiniz, sonra da dönüp darbe kahramanlığına soyunacaksınız. Aynı şeyi içeride de yapmadılar mı? 28 Şubat’ın ürünü, olağanüstü şartların tezahürü olarak piyasaya çıkıp, bir menfaat ortaklığı biçiminde şekillenen, duruma göre vaziyet alarak yol bulmaya çalışan bir partinin, darbelerden hesap sorma komikliğini bu millet ibretle izlemedi mi? Bu komediden darbeleri ve darbecileri meşrulaştırmaktan başka bir sonuç gören oldu mu? Geçmişiniz ve siciliniz bu olunca, Mısır’daki darbe için gösteridiğiniz tepki, içeride de, dışarı da da bir sonuç vermiyor. Ne yazık ki ciddiye bile alınmıyor, hiçbir hesaba katılmıyorsunuz.

Nasıl bir ruh hali?

AKP ve yandaşlarının Mısır ve Mursi sözcülüğüne soyunması ve bunun üzerinden siyaset üretmeye çalışması tükenmişliğin yeni bir tezahüründen ileri gidemiyor. Daha da vahimi, aklı başında herkesin şiddetle karşı çıktığı ve kınadığı Mısır darbesini bile, ülkede yeni gerginliklerin, yeni bölünmelerin sebebi haline getirmeyi başarmış olmalarıdır. Mısır’da demokrasiyi savunup, Türkiye’de parti vesayeti ve tek adam sultasını kabul etmenin, ülkenin yüzde 50’sini yok saymanın ve her türlü muameleyi mubah görmenin nasıl bir ruh hali olduğunu çok merak ediyorum. Mısır’ın bütünlüğünü ve huzurunu isteyip, bunun için trajikomik gösteriler yapmaya kalkışırken, Türkiye’nin lime lime edilmesine alkış tutmanın, ülkenin fiili olarak bölünmesini “çözüm” diye yutturmaya çalışmanın nasıl bir zihniyet, nasıl bir vicdan olduğunu bir türlü izah edemiyorum. Hiç boşuna uğraşmayın ve bu milletin aklıyla daha fazla alay etmeyin. Bu Mısır, sizin bildiğiniz, sizin yediğiniz, sizin yedirdiğiniz mısıra benzemiyor. Eğer bir şey yapmak istiyorsanız, önce sadece Mısır’ın değil, BOP yolunda bütün bölge ülkelerinin yaşadığı büyük sarsıntıda hangi vebali taşıdığınızı, hiç olmazsa kendi vicdanınızda sorgulamalısınız.

İvedi ihtiyaç

Ülkenin yaşadığı büyük ve derin yıkımları bir kenara bırakıp, Mısır kahramanlığına soyunmak ve bunun üzerinden demokrasi tiyatroları oynamak ve gerçek gündemi gizlemeye uğraşmak AKP’nin beklenen akıbetini değiştirmeyecektir. Zaten asıl korkuları da budur. Çözülmeye başladıklarını ve geldikleri hızla yok olmaya gittiklerini kendileri de görüyorlar. Mısır’daki darbeyi görmezden gelmek elbette mümkün değildir. Ancak, bu milletin öncelikli meselesi ülkenin bölünmez bütünlüğünün korunması, gün geçtikçe bozulan kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesidir. Sokakların bir an önce huzur bulması ve endişelerin giderilmesidir. Belirsizliğin önüne geçilmesi ve yarın güvencesinin sağlanmasıdır. 11 yıllık icraatıyla bu tabloya sebep olanların, şimdi buna çare bulması her ne kadar mümkün görünmese de, Türkiye’nin ivedi ihtiyacı budur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.