DOLAR 5,7125
EURO 6,3746
ALTIN 278,0
BIST 98.463
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Az Bulutlu

O Halde Sende Kapının Önüne Konulacak Başbakansin

YILDIRAY CiCEK
Twitter: Yildiraycicek9 Instagram: yildiraycicek1944
20.05.2014
69
A+
A-

Yıldıray Çiçek

Türkiye’de kendisini en uyanık sanan kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Aslında her konudaki kurnazlığını bir yolunu bulup uyanıklık diye pazarlamaya çalışmaktadır. Soma faciasının yaşandığı andan itibaren hafızanızı şöyle bir yoklayın ve sergilemeye çalıştığı kurnazlığı bir bir göreceksiniz.

Soma’da facia yaşandıktan sonra kameraların karşısına geçip , Soma Maden Ocağını işletenlerin ihmallerine , vurdumduymazlıklarına, pişkinliklerine , önlemler almayışlarına zerre kadar değinmeden birde onlara destek olabilecek şu açıklamaları yapmıştı : “Arkadaşlar yani biz bir defa bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok.”

***

Daha sonra Soma ziyaretinde maden ocağındaki ihmalleriyle yüzlerce işçinin katili durumundaki Alp Gürkan’ın elini gülücükler saçarak sıkan yine bu Başbakan Erdoğan olmuştu.

Yine, Soma ziyareti sırasında, acılı Soma halkının kendisine gösterdiği tepkiler karşısında, bir vatandaşa “Sen bu ülkenin Başbakanı’na yuh çekersen tokatı yersin” diyebilmiş , bir başka maden işçisi üzerinde de bu sözlerini bizzat kendisi uygulamıştır. Korumaları da aynı adamı linç etmiştir. Bu manzaranın çok açık görüntülerini tüm Türkiye izlemiştir.

Başbakanlık Müşaviri Yusuf Erkel’de bir madenci yakınını yerde tekmelemiş ve o görüntü uluslar arası medyada konu bile olmuştu.

Rezalet tabi bunlarla sınırlı kalmamıştır. AKP’yi savunan gazete yöneticileri , yazarlar ve bazı partililer Soma faciasının “AKP’ye darbe yapmak için sabotaj olduğunu”, Soma faciasının “Yeni Türkiye’nin önünü kesmek için bir Haçlı Seferleri olduğunu” Soma faciasının “Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini etkilemek için bir sabotaj olduğunu” yazabilmişlerdir. Bunlar bu kafayı ne içiyorlar , ne kullanıyor da yapabiliyorlar inanın bilmiyoruz. Ama aynen bunları yazabilmişlerdir.

Bu özet bilgileri vererek sanırım Soma faciası sonrası hafızanızı biraz canlandırdık ve bazı hatırlatmaları yaptım.

Soma faciası yaşandığı andan itibaren böyle bir sicil sahibi olan Başbakan kendi hallerinin hesabını vermeden , kurnazlık yaparak başkasının yanlış, ölçüsüz, ayarsız ifadeleri üzerinden kendisini aklamaya çalışmaktadır.

Başbakan Erdoğan, hedefe koyduğu Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil’in ve Posta Gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan’ın sözleri üzerinden kendisini temize çıkarma çabası vermektedir.

Soma faciasında hayatını kaybeden işçilerimizin AKP mitingine zorla götürülmelerini anlatmak için Yılmaz Özdil’in “”O işçiler için bu kaza normaldir hatta müstahaktır” şeklindeki ölçüsüz ifadesi ve Yazgülü Aldoğan’ın “Onlar ne şehit ne gaziKar yoluna gitti niyazi” şeklinde attığı twit, Başbakan Erdoğan’ın kurnazlığına malzeme olmuş olacak ki şu konuşmayı yapmıştır:

“Biz vicdan sahibi bir milletiz. Vicdan sahibi milletin elbette vicdan sahibi devleti olacak. Fakat insanlıktan nasibini almamış, zerre kadar vicdanı olmayan, ahlak değerleriyle yakından alakalı olmayan bazı tipler de bizim mitinglerimize geldi diye, ‘Onlar buna müstahaktır’ diyecek kadar seviye kaybından mahrum olanlardır. Bakıyorsunuz, bir diğeri, oda farkı yok, maalesef çok çok ahlaksızca bir ifadeyi kullanıyor. ‘Ne gazidir, ne şehittir …dir, niyazidir’ diyenleri yanlarında barındıranlar onlar da aynı şeyi düşünüyorlar.

Şimdi ben soruyorum: Bu yazıyı yazanların patronları acaba bunları kendi gazetelerinde nasıl barındırıyorlar? Diyorum ki sen bir patron olarak sen de aynı zihniyetin mensubusun, eğer bunları hala kapıya koyamıyorsan sen de aynı zihniyetin mensubusun”

***

Şimdi ben bu ifadelerden yola çıkarak soruyorum. Soma Maden’in sahibi Alp Gürkan’ın ihmallerine zerre değinmeden, yaşanan facia için “Bunlar olağan şeyler” diyen, madenciye tokat atan, “tokat yersin” diye vatandaşı tehdit eden , müşaviri vatandaş tekmeleyen Recep Tayyip Erdoğan ile “Bu kaza normaldir hatta müstahaktır” diyen Yılmaz Özdil ve hayatını kaybeden işçilerimiz için “Kar yoluna gitti niyazi” diyen Yazgülü Aldoğan’ın birbirinden farkı nedir?

Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan kapının önüne konulacaksa seni nereye koyacağız Sayın Başbakan?

Başbakan Erdoğan’ın Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan hakkındaki konuşmasını dinlerken Nasrettin Hoca’nın şu fıkrası aklıma geldi:

Bir gün Nasrettin Hoca ile karısı çeşmeye çamaşır yıkamaya gitmişler.Tam başlarken bir kara karga gelip önlerindeki sabunu kapıvermiş. Karısı havalanıp giden karganın arkasından bağırıp çağırırken Hoca:

“Ses etme karı!” demiş.”Aldırma. Bak,o bizden daha kirli”

***

Soma faciasından sonra yaşananlara ,konuşanlara ve yazanlara bakın gerçekten kimin kimden daha fazla kirli olduğunu anlarsınız.

Öyle kurnazlığa gerek yok , Başbakan Erdoğan ,Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan yan yana çıkıp acı yaşayan Türk milletinden , Soma halkından ve acılı ailelerin hepsinden yaptıkları ve konuştukları adına özür dilemelidir. Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan kapının önüne konacaksa ,Başbakan Erdoğan’ı da kapının önüne koyulmaktan koruyacak bir sebep zaten yoktur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.