DOLAR 5,8357
EURO 6,4989
ALTIN 279,0
BIST 97.918
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

O Gaddar Kapitalizm Aslında İçimizde!

17.09.2013
187
A+
A-

Ayşegül Büşra Çalık

‘Trend’ diyorlar ya hani (o ne demekse!) işte ondan yana epey dertliyim. Adına moda dediğiniz ‘tektip insan modeli’ne antipatim var çünkü benim. Markalaştırdığınız o mekânlar ucuzlaşıverir gözümde birden. Merak etmeliyim, keşfetmeliyim, ‘az ayak basılmış’ olmalı gitmek istediğim… O yüzden ben çayımı kuytuda kalmış sıradan bir çay bahçesinde içmek isterim.

O arabayı dayatmayın bana! Bir metal yığınına itibar yüklediğinizi düşünür, bütün arabalardan da geçiveririm…

Evimde huzur olmalı ve bolca muhabbet… Her köşede anılarım olmalı. Fransız güpürlerinden ve İngiliz mobilyalarından önce ben onları görmek isterim! Zorlama o evi almam için! Sen nereden bileceksin? Belki de sıradan bir bahçeye talibimdir… Toprağına iki fidan ekmek benim için kâfidir…

Renklerle kavgam yok! Ama bu kış bordo modaysa, ben sarılara karışmak isterim. O kıyafeti gözüme sokup durmayın! Dergi sayfalarında boy boy verdiğiniz ayakkabılar daha denemeden ayağımı sıkar benim!

Allayıp pullayıp sunduğunuz ve standartlaştırdığınız o yakışıklı adamlar ve güzel kadınlar konusunda da sizinle hemfikir değilim. Vücut ölçülerini ve bacak boyunu ölçtüğünüz insanların gözlerindeki mânâya kıymet veririm… Kıyafetinden, saçına, bakışından gülüşüne kadar modaya batmış(!) vekendine has bir şey bırakmamış o adamlar ve kadınlar ile vitrinlerdeki mobilyaları eş kabul ederim… Benim kabahatim yok; ‘aynı’ olanı ‘aynî’leştiriyor şu zihnim… O yüzdendir ki, bir köydeki yanakları al al olan kızların ve yüzünde hâlâ mahcubiyet olan bir delikanlının hepimizden güzel olduğunu farzederim…

Herşey ambalajlandı, süslendi ve sunuldu afillice… Ve ‘özel günler’in manası yenik artık ritüellere… Gözlerimizin feri de kaçtı bütün bu cümbüşte ve sığ kalabalıkların içinde…

Gaddar bir kapitalizm mi arıyorsun? Sen onu evinde ara, hatta üstünde başında! Aynaya bakınca da görmen mümkün aslında!

Kalabalıklar hızlı tüketiyor her şeyi… Ve hoyratça kullanıyor bizleri… Dayatmayın bize o evi, o arabayı!Süslemeyin aynı renklerle şu vitrinleri! Seri üretim kadınlar ve erkekler ile sevimsiz bir estetik duygusu yaratmayın bizlerde! Bayatlamış zevkleri ısıtıp ısıtıp getirmeyin önümüze! Taze olanlar çoktan ezildi o bayat zevklerimizin içinde…

Tazelikler artık yalnızca bir ağacın dibinde… Belki bir çiçek bahçesinde…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.