DOLAR 5,9431
EURO 6,6580
ALTIN 289,4
BIST 114.754
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Yağışlı

Nihat Genç o ismi yerden yere vurdu: Biz işkence görürken o ABD’de dans ediyordu

Nihat Genç o ismi yerden yere vurdu: Biz işkence görürken o ABD’de dans ediyordu
26.11.2019
3.163
A+
A-

Veryansın TV yazarı Nihat Genç, CHP’nin tartışmalı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Ermeni soykırımı iddialarını destekleyen, hendek eylemlerinde TSK müdahalesine sert eleştiriler getiren Ufuk Uras’ın eşi Zeynep Tanbay’dan danışmanlık hizmeti almasına tepki gösterdi.

Veryansın TV yazarı Nihat Genç, “İmamoğlu’nun bir dansçısı eksikti” başlıklı yazısında Ekrem İmamoğlu’na sert eleştirilerde bulundu.

Dansçı Zeynep Tanbay, İBB’ye profesyonel danışmanlık hizmeti vermeye başlamasına Nihat Genç, çok sert tepki gösterdi.

İşte Genç’in o yazısı:

Dünkü gün Twitter ve Ekşi Sözlük’te Zeynep Tanbay İBB’ye danışmanlık hizmeti karşılığı bir makbuz yayınlandı ve gün boyu İBB’den bir yalanlama gelmedi.

Sessiz kalırsan, bu işler böyle başlar, bir danışmanlık iki danışmanlık, üç, bakmışsınız ki sessiz sedasız FETÖ’nün dansçıları belediyelerde baş köşelerde ağırlanıp nemalanıyor. Ve her şeyin (kimlere ) güzel olduğu ortaya çıkıyor!

Zeynep Tanbay’ı gençler bilmez, hatırlatmak da fayda var, 2010’lu yıllarda Balyoz sürecinde ortalığı inleten yetmez ama evetçi koronun önde gideni.

Yetmez ama evetçi ekibin dansçı başı. Ufuk Uras’ın eşi. Taraf gazetesi destekçisi. FETÖ’nün Aksiyon Dergisi’ne röportaj veren. Etnik milliyetçi. Hendek olaylarında PKK yanlısı yüzlerce twitin sahibi. ‘Solcular AKP’yi eleştiriyor bu yüzden solculuğu bırakıyorum’ diyen. Velhasıl, YETMEZ AMA EVET ANAYASI’NA aktivistliğiyle imzalarıyla dans videolarıyla amansız destek veren meşhur mu meşhur süzme entel neo-liberal ZEYNEP TANBAY. Şimdi memleket için bu faydalı hizmetleri karşılığı İmamoğlu’nun İBB’sine danışmanlık hizmeti vermeye başlamış.

Ekrem İmamoğlu skandal ismi danışman yaptı! Ufuk Uras detayı dikkat çekti

“Biz işkence görürken o ABD’de dans ediyordu”

Zeynep Tanbay’ın o yıllardaki şöhreti az buz değil, sadece ODA TV’de Zeynep Tanbay’ı eleştiren alaya alan yüzlerce haber yorum var. Soner Yalçın’ın Bedri Baykam’ın Oray Eğin’in nicesinin Zeynep Tanbay’ı acımasızca eleştirdiği yanlış mı hatırlıyorum yazılarını hatırlıyorum. Hatta çok ilginç bir anı yazısı da hatırlıyorum: 12 Eylül darbesinde yanında çalışan bir kızcağız hapse tıkılıp işkenceler görür ama Zeynep Tanbay Amerika’ya kaçar, yazının konusu şu: ‘Biz işkence görürken o Amerikalar’da dans ediyordu’.

Hatta, ‘Hrant’ın öldürülmesi soykırımdır’ diyen Zeynep Tanbay.

Hrant’ın öldürülmesi evet bence de soykırımdır, şimdi, bugün katilleri ortaya çıktığına göre hem Agos Gazetesi hem Zeynep Tanbay bu soykırıma karşı bir kaç laf etmeyecek mi?

Bir de Nevşin Mengü yazısı var, Balyozcular yargılanırken bu yetmez ama evetçiler ‘şerefsiz medy’a diye duruşmayı izleyen gazetecilere saldırıp o günlerde muhabir olan Nevşin Mengü’ye hakaret ediyorlar.

Ama asıl şöhreti ‘yetmez ama evet’e yani FETÖ’ye destek için iki dakikalık dans klibi çekmişti. Klibin içinde şu sözleri unutmak mümkün mü: ‘Nefret, Kemalist darbeciler yargılansın..’

Dans dediğimiz de tayt giyip kollarını kaldırıp bir o yana bir bu yana niyeyse koşuyor.

‘Kahraman’ artık yolculuğunda yalnız değil

İmamoğlu projesinin(?) bu kadar erken vakit faş olması bizi de çok korkutur. Çünkü proje meşrebi gereği daha sinsi daha alttan gizli çalışır. Bu kadar kör gözüne parmak göstere göstere FETÖ destekçilerinin belediyede iş ilişkisine girmesi FETÖ’cülere gün doğuyor, demektir.

Bizler boşuna bunlar artık bir daha insan içine çıkamaz bu FETÖ destekçileri soluğu ilk fırsatta yurt dışında alırlar diye umuyorduk ki, bakar mısınız, kimlerle dans etmeye başladı, artık Kahramanımız Yolculuğunda yalnız değil

Bu türlerin bir de Lale (Mansur) modeli vardır, Cihangir’in adını entel dantele çıkartan bunlardır.

Muharrem İnce Yalova’da basın toplantısı yapıyor anında Habertürk TV’de Ufuk Uras toplantıyı yorumluyor, Muharrem İnce’ye ağır mesnetsiz ithamlarla saldırıp demediğini bırakmadı.

Biz de ekran başında mal bu kadar ortada iken bu sol liberaller hangi cüretle olup biteni bu kadar rahatlıkla manipüle edebiliyorlar, deyip kahırlanıyoruz. Tıpkı FETÖ ve Taraf gazetesi günleri gibi, meğer sevgili eşi Zeynep Tanbay, İmamoğlu’yla iş ilişkisine girmiş. Bu sol liberaller bu ağır eleştirilerde sütre gerisindeki İmamoğlu’nu koruyorlar. Saraya kim gitti davasında ODA TV’ye de iyi bakın Tuncay Özkan’ı Kılıçdaroğlu’nu koruyor.

ODA TV neden susuyor?

Takipteyiz. Zeynep Tanbay hakkında bugüne kadar otuz kırk elli üstünde karşı yazı yorum analiz yapan ODA TV FETÖ PKK destekçisi bu entel dansçının bu iş ilişkisine neden susuyor?

Geçmişte yazdığı yazılar yaptığı haberleri dikkate alırsak ODA TV’nin İmamoğlu-Zeynep Tanbay iş ilişkisine mal bulmuş mağribi gibi balıklama atlaması lazımdı, ama, hayır. ODA TV, bugün dün amansızca eleştirdiği Ufuk Uras çizgisine çoktan gelmiş, işte Zeynep Tanbay haberine ‘sessiz’.

Bu FETÖ destekçisi dansçılar niye dans edip durdular ve sonunda işte İmamoğlu gibi başkanlar tarafından ödüllendirilsin nemalandırılsın diye. FETÖ PKK destekçileri için bu iş ilişkileri zafer günüdür, memlekete hayırlı olsun.

Sormak lazım iyiyi kötüyü artık ayırt edemeyen dün küfrettiklerine bugün sessiz kalan bu hallere ODA TV’yi kim getirdi? İmamoğlu’nu dengeli ve şartlı destekleyelim, yarın da eleştirecek gücümüz onurumuz yanımıza kalsın, dedik, dinletemedik. Bu körlükler muhalefetin aşkını azmini tahrip eder, iktidar karşısında halsiz kalırsın. Çünkü adama ‘sen nesin?’ derler.

Cüzdana para girer erdem girmez. Muhalefet bir propaganda merkezi kurup cüzdanlı insanları başına geçirmek hiç değil, Kanal Türk’ü Akın İpek’e satan Tuncay Özkan’a kim güvenebilir, kitleleri boşuna bu boş adamların peşinden sürüklüyorsunuz?

İnsanları tıpış tıpış sandığa gitmeye zorlamak köle düzeni değil mi?

Muhalefet önce kendi zihnindeki zincirlerden kurtulmalı, CHP çoktandır muhalefet yıkıcı, muhalefet kırıcı değil mi? İmamoğlu’nu desteklemek değil kayıtsız şartsız peşin peşin desteklemek muhalefete itibar kaybetdirmedi mi? İşte şimdi Saraya o gitti bu gitti diye bu şaibeli isimler tüm ülkeye rezil olmadı mı?

Bir ülkenin egemenlik haklarının devredilmezliği gibi iç siyasette de muhalefetlik hakkı bir kaç cüzdanlıya devredilemez, yoksa, o bir kaç kişi, çete olur, arkası karanlık olur, FETÖ destekçilerine kapıları ağzına kadar açar ve yerinde zınk diye kalır elin kolun bağlanır hiç bir şey yapamazsın, işte bugün olduğu gibi kitleleri çaresizlikle başbaşa bırakırsın.

FETÖ dansçısına iş veren bir belediyeye güvenilir mi, FETÖ ve PKK destekçisi bu isimlerin nemalanması ağırlanması muhaliflere ‘korku’ vermez mi? Tüm ülkede bir hayalet elin devrede olduğu endişesi yaratmaz mı?

Görüyoruz ki ODA TV artık dostu düşmanı tanıyamaz hale geldi, çünkü ölümüne İmamoğlu desteği ODA TV’yi felç etti.

Felç (inme) geçiren hastalarda yüz körlüğü oluşur, tıbbı adı, prosopognazi.

Yedi-sekiz yıl önce onlarca amansız haberini yapıp manşete çektiği Zeynep Tanbay’ı ODA TV bugün neden tanıyamaz hale geldi, çünkü felç geçirdi.

Felç geçiren bir çok hasta insan hayvan koyun yüzlerini tanıyamaz hale gelir, bu test bilimsel bir gerçekliktir, felç geçiren hastalar koyun yüzlerini insan yüzlerini tanıyabilsin diye şöyle tedavi ederler:

Hastanın etrafındaki her koyun ve her insana çok sevimli birer isim takarlar. Şöyle, canısı, aşkım, tatlım, gül tatlısı, badem şekerim gibi.

Sevimli isimler takıldıktan sonra felç hastaları koyunlarını ve etrafındaki insanları ayırt etmeyi öğreniyor.

Zaten en baştan ‘her şey güzel olacak’ gibi tatlı sevimli bir isim takılmıştı, şimdi, onlarca yıl ağır eleştirilerde bulunduğunuz Zeynep Tanbay’a ‘canısı, tatlısı, İmamoğlu’nun bir tanesi’ gibi sevimli bir isim takar, yeni açılımcı siyasetinizin eski düşman yeni dostlarınızın yüzlerini gayet iyi ayırt etmeyi öğrenebilirsiniz.

Kestirme yollar

Kardeşlerim, sosyal-psikoloji deneyleri göstermiştir ki insanlar kitleler ‘kestirme’ yolu pek sever! Mesela, Artvin’de bir cep telefonu yarı fiyatına ve bir saatte gidebilirsiniz, derseniz, kalkar Artvin’e dahi giderler. Ancak yan mahallede cep telefonu çok daha ucuz deyin ve ama yolu yok, arka mahalleden dolaşacaksınız, derseniz, yolun kestirmesi olmadığı için insanlara zahmetli gelir üşenir.

Tahminlerde de kestirmeyi severler, dürüst temiz ahlaklı olalım derseniz, insanlar bu yolu çok müşkül çok yorucu bulur, yol çok uzar, ancak, şu adamın arkasına geçelim, derseniz, yol kısalır ve bu kestirmeyi kitleler pek sever.

Kestirme yoldan gitmek yazarların işi olsaydı yazarlığı bırakıp hepimiz reklam danışmanlarının basın danışmanlarının arkasından sürüklenirdik. Bazılarımız kısa kestirme yol’un kurbanı olup helak oldular.

Tabii uzun yol kısa yol bu sizin neyi çok sevdiğinize de bağlı, parayı serveti makamları seviyorsanız, kestirme yolları da pek seversiniz, reklam ve basın danışmanları kısa ve çok karlı yolu gösterip aklınızı başınızdan alır.

Ve tabii, asıl mesele, neyi seviyorsunuz, cüzdanı mı sarayı mı, yoksa, aradığınız başka bir şey mi?

Bir vakit ekranda anlatmıştım, padişahın kızı hasta olmuş ve ülkenin dört bir yanına ferman salıp doktorlar çağırmış, hiç biri iyileştirememiş. Ancak saraya bir fare gelir ve padişahın kızını iyileştirir.

Padişah kızının iyileştiğini görünce, fareye, ne istiyorsun söyle, ölünceye kadar sana hergün sofralar mı kurayım. Sana malikene mi yaptırayım? Sana ülkenin bir yarısını mı bağışlayayım? Sarayın ve ülkenin en güzel kızlarını mı vereyim?

Derken, mazgalın (kanalizasyon) deliğinden dişi bir fare burnunda bokuyla kafayı çıkartmış. Bizim farenin aklı başından gitmiş. Farenin gözleri parlamış, padişaha, ‘Hayır bağışladığın hiç bir şeyi istemiyorum. Ben (mazgal deliğindeki burnu boklu fareyi gösterip) şunu istiyorum’ der.

Padişah, şaşırmış, ama o burnu boklu bir fare!

Fare çıldırırcasına kendinden geçip bağırmış: bennnn onuunnnn burnundaki boku yerimmm yerimmm yerimmm.

Saraylarınız belediyeleriniz sofralarınız FETÖ PKK destekçisi dansçılarınız sizin olsun

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.