DOLAR 5,7344
EURO 6,3522
ALTIN 271,3
BIST 106.846
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Nerede Bu Hükümet?

28.05.2014
59
A+
A-

Orhan Karataş

Türkiye’nin ne halde olduğunu anlamak istiyorsanız, sayın başbakanın konuşmalarına kulak vermeniz yeterlidir. Her gün konuşuyor ve bu konuşmalar 12 yıllık iktidarlarında ülkeyi ne hale getirdiklerinin, hangi tehdit ve tehlikelere maruz kaldığımızın itirafı olmaktan ileri gidemiyor. Hatta o kadar ki, bu itirafları yurt içinde yapmayı aştı, dışarıda da tekrarlamaya başladı.

Malum, geçtiğimiz günlerde bir Almanya ziyareti gerçekleştirdi sayın başbakan. Başka hiçbir şeye gerek kalmadan ziyaretin öncesinde yaşananlar, yapılan ikazlar bile başlı başına bir ibret tablosudur. Belki de tarihte ilk defa bir Türk başbakanın Almanya’yı ziyaret etmemesinin daha isabetli olacağı diplomatik bir dille ilan edildi. Bu ülkede yaşamaktan ve bir Türk evladı olmaktan onur duyan birisi olarak, bu kadarı dahi içimizi sızlattı. Sonrası daha da vahim. Sayın başbakan Almanya’da yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi: “Türkiye’ye parmak sallamayı, Türkiye’yi kendince terbiye etmeyi kendisine hak görenler var. İçerdekilere söylediğimizin aynısını, dışarıdaki bu kibir abidelerine de söylüyorum: Türkiye, artık eski Türkiye değil.”

Beyzbol sopası ve parmak

Ne yazık ki, Türkiye artık eski Türkiye değil. AKP öncesi Türkiye’ye parmak sallamak kimsenin haddi değildi. Böyle bir rezillik ne akıllara gelirdi, ne de kimse cüret edebilirdi. Sayın başbakanın bu cümleleri, 12 yılda ülkenin ne hallere getirildiğinin, herkesin parmak salladığı, terbiye etmeye kalkıştığı bir duruma sokulduğunun acı itirafıdır. ABD Başkanı Obama’nın eline beyzbol sopası alarak telefonda ayar vermeye kalkıştığı dünyadaki tek lider, ne acıdır ki bizim başbakanımız olmuştur. Bu ibret tablosu başta komşularımız olmak üzere bütün dünyaya emsal teşkil etmiş ve AKP’yi fırsat sayan herkes, parmak sallamaya başlamıştır.

Hadi, cevap verin

Şimdi buradan AKP’li olan ve AKP’ye oy veren herkese soruyorum. Ellerini vicdanlarına koysunlar ve Allah için söylesinler: Başka hiçbir şeye gerek kalmadan sadece böyle bir tabloya bir başka hükümet sebep olsaydı, Obama eline sopa alarak bir başka lidere ayar vermeye kalkışsaydı, Almanya Başbakanı açık şekilde kendi ülkesinin de karıştırılması endişesiyle “gelme” mesajı gönderseydi, ne söyler, ne yapardınız? Ev ev, kahvehane kahvehane dolaşarak bunu anlatıp, gökkubbeyi yere indirir miydiniz, indirmez miydiniz? AKP’nin 12 yıllık iktidarının dış politikasında istisna cinsinden de olsa, tek bir şey gösterin ki, ülkenin ve milletin faydasına olsun. İkinciyi sormuyorum. Mumla arasanız bulamazsınız. Ama ben size AKP ile birlikte ülkenin neleri kaybettiğini, ne durumlara düştüğünü bu örneklerde olduğu gibi anlatmaya kalksam, ne sayfalar yeter, ne zamanımız el verir.

PKK’da aynı şeyleri söylüyor

Daha dün grup toplantısında sayın başbakanın söylediklerinin “itiraf” dışında bir izahı yoktur. Sıkıştığı her dönemde olduğu gibi yine başörtüsü istismarından başlayıp, bir asır boyunca kültürel hakların yasaklandığı tekrarıyla devam etti. Tesadüfe bakınız ki, PKK’da aynı şeyleri söylüyor. Ama her ne hikmetse kimsenin aklına, “bu kültürel haklar bir asırdır yasaklı olsaydı, acaba bugün bunlardan eser kalır mıydı? Bu ülkeye ve millete daha ne kadar haksızlık edeceksiniz?” diye sormak gelmiyor.

Artık herkes ameliyat yapıyor

Grup toplantısından devam edelim: “Türkiye üzerinde kimsenin operasyon yapmasına, ameliyat yapmasına izin vermeyiz” diyor sayın başbakan. Alın size 12 yılın bedelinin başka bir itiraf daha. Türkiye’yi, üzerinde herkesin operasyon ve ameliyat yapacak bir duruma düşürdüklerinin itirafı. Bu cümlelerden sonra yolsuzluk ve rüşvet olaylarını hatırlatarak, bunları daha önce yapılan darbelerle kıyaslayıp şöyle bir tespitte bulunuyor: “Türkiye ne zaman kalkınmaya başlasa ya teröre maruz kaldık ya da içimizde darbelere maruz kaldık. İçeride ve dışarıda bazı eller işbirliği yaptı. Türkiye’nin enerjisini tüketmek için beraber çalıştılar.” Yine bir itiraf, ama bu defa tersinden bir itiraf. Kalkınmış, gelişmiş, kendini bütün dünyaya kabul ettirmiş bir Türkiye’de darbe olur mu? İçerde ve dışarıda bazı eller işbirliği yapabilir mi?

Türkiye enerjisini bu olumsuzluklarla tüketir mi? Tam tersine Türkiye ne zaman bugün olduğu gibi, yetersiz iktidarlar elinde kaldıysa, ne zaman içine kapandıysa, ne zaman yönetenler kendi menfaatlerini ve meselelerini her şeyin önüne geçirdiyse, yolsuzluk ve rüşvet batağına saplandıysa, darbelere maruz kaldı. İçeride ve dışarıdakiler fırsatı ganimet sayıp harekete geçtiler ve işbirliği yaptılar. Ne acıdır ki, AKP’nin tek başına 3 dönem iktidarında geldiğimiz noktada budur.

En acı itiraf

Sıra geliyor en acı itirafa: Sayın başbakan PKK’nın kaçırdığı ve sayısı artık binleri bulan çocukları hatırlıyor ve şunları söylüyor: “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde evlatları dağa kaçırılan ailelerin eylemlerini yürekten selamlıyorum. 15 yaşındaki çocukları dağa kaçırılan anne-babaların feryadlarını tüm Türkiye’nin görmesini istiyorum. Ey HDP neredesin! Gidin alın gelin o evlatları. Dünya medyası nerede? Türkiye’de bir kısım medya nerede? Nerede neyin nasıl olduğunu gayet iyi biliyoruz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız devreye girecek. Biz annelerine çocuklarını getirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Bir sahip arıyorlar

Sayın başbakan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin önünde evlatları dağa kaçırılan aileler, devleti, dertlerine çare olacak birini, sorumluk taşıyanları bulamadığı için çaresiz biçimde oturuyor. Bir sahip arıyorlar. Selam göndermenizi değil, tedbir almanızı, çocukları kaçıran kalleşlere hadlerini bildirmenizi bekliyorlar. O anne-babaların feryatlarını tüm Türkiye zaten görüyor. Medya haber yapıyor. Ama bir türlü siz göremiyorsunuz veya uzaktan seyrediyorsunuz. Hükümet olan sizsiniz. O feryatları duymak ve gereğini yapmak sizin göreviniz. Kimi kime şikayet ediyorsunuz? O çocukların nerede olduğunu biliyorsanız, niçin gereğini yapmıyorsunuz? HDP’den çare beklemek bir yetersizliğin itirafı, kuzunun kurda teslim edilmesi değil midir? Bu B planı nasıl bir şeydir ki bir türlü devreye girmiyor? Neyi bekliyorsunuz? Annelerin çocuklarını getirmek için mücadelenizi kararlılıkla sürdürmek, PKK ve uzantısı HDP’ye meseleyi havale edip, onlardan himmet beklemek midir?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.