DOLAR 5,7340
EURO 6,3507
ALTIN 277,7
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

NEDEN DEVLET BAHÇELİ DİYORUM-1

20.10.2012
295
A+
A-

Rüstem FIRAT

Rahmetli Alparslan Türkeş 12 Eylül işkencecilerinin zulmünden nasibini almış, yıllar süren esaret hayatından sonra siyaset yapmaması kaydıyla özgürlüğüne kavuşmuştur.

Başbuğ’un direktifleri ile kurulan Milliyetçi Çalışma Partisi siyasi arenadadır.

12 Eylül öncesinde yetiştirilen kadroların pek çoğu, ‘ Önce Partiiiii’ diyerek, ANAP’ta, sonrasında DYP’de siyaset yapmakta, mevki, makam, şan ve şöhret elde etmektedir.

1987 yılının 16 Nisan’ıdır. Cennet mekan Başbuğ, bitmek tükenmek bilmeyen azmi ile yasaklı olmasına rağmen Türkiye’de Ülkücü Hareketi küllerinden doğurmak için mücadelesini sürdürmekte, gidenlere inat güvendiği isimlerle yoluna devam etmektedir.

İşi zordur o yıllarda Başbuğ’un. Allah’ın her kula nasip etmediği bir iman ve inancın sahibidir O.
İnandığı, güvendiği bir gence emreder.

Bu genç adam henüz 39 yaşındadır. Yardımcı doçent olarak akademik kariyerinin başında sayılır. 12 Eylül öncesinde ve sonrasında, çatışma ortamı da dahil bir an olsun kendini gizlememiş ve hareketin emrinde olmuştur.
1967 yılında üniversite öğrencisi olarak geldiği Ankara’da, Başbuğ’un ilk kadrolaşma hareketinin içinde yer alan bu genç doçent, ilk ocaktan tutun da, ilk Ülkücü akademik örgütlenmeye kadar her yerde aktif görev almış, kızıl katillerin kol gezdiği zamanlarda kendisini gizlemeyerek adeta hedef tahtasında durmuştur.

O güne dek Başbuğ’dan defalarca emir almasına rağmen bu kez aldığı emir farklıdır. Başbuğ akademik hayatını sona erdirmesini ve partide aktif görev almasını emretmektedir.

Düşünmeden kabul eder. 17 Nisan’da Başbuğ’un da diş doktoru olan hocasına istifa dilekçesini sunar. Hocası bu genç akademisyeni kararından vaz geçirmeye çalışır.

Genç adamın önünde akademik bir gelecek vardır. Hocasının gözünde bu yetenekli genç adam geleceğini karartmaktadır. Milliyetçi Çalışma Partisi gibi o gün ve yakın gelecekte hiçbir şansı bulunmayan bir partide, alacağı görevin ne olduğunu dahi bilmeden, maddi imkansızlıkları da göze alarak kendini heba etmekte, ateşe atmaktadır.

Hocası tüm bu gerekçeleri öne sürerek genç adamı kararından döndürmeye çalışırken aldığı bu karardan ailesinin haberi olup olmadığını sorar. Genç adam ailesine danışmadan kararını vermiştir.

Yanıtı nettir. Başbuğ’um emretti. Lütfen istifamı kabul ediniz, der.

18 Nisan’da partiye üye olan bu genç, bir gün sonra gerçekleşen parti kurulunda, 19 Nisan 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Sekreteri olur.

Aynı yıl 6 Eylül’de gerçekleşen referandum ile Başbuğ’un siyasi yasakları kalkar ve 4 Ekim 1987’de Alparslan Türkeş Milliyetçi Çalışma Partisi’nin Genel Başkanı olur.

Artık genç ile Başbuğ mesai arkadaşıdır. 1991 yılında parti ittifak ile seçimlere katılırken genç doçent yapmış olduğu onca fedakarlığa karşı milletvekili adayı olmayı bile düşünemez. Zira O’nun teşkilatçılık anlayışında talep etmek yoktur. O ancak liderin emrettiği vazife ile alakadar olmalıdır…

Ülkücü hareketin kaynaklarından beslenen herkes çok iyi bilmektedir ki, Ülkücü’ye yakışan duruş budur. Ve tarih bir kez daha Türkeş’i haklı çıkarmıştır. Başbuğumuzun bu günler için yetiştirdiği ve güvendiği o gencin adı Devlet Bahçeli’dir.

YAZI DİZİSİ DEVAM EDECEK.

YORUMLAR
  1. Suleyman Soylu dedi ki:

    Bir roman gibi biyografi yazmak?Hemde siyasi bir tavir icinde.Tebrik ederim.