DOLAR 5,7273
EURO 6,3451
ALTIN 277,7
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

NEDEN DEVLET BAHÇELİ DEMELİYİZ-2

21.10.2012
77
A+
A-

RUSTEM FIRAT

90’lı yılların başıdır. Başbuğ bitti denilen bir mücadeleyi yeniden filizlendirmiş, Türk’ü tarih sahnesinden kazımaya çalışan Sovyetler’in yıkılışına şahit olmuş, memlekette peydah ettikleri gayri meşru çocukları eliyle Ülkücüleri idam sehpalarına gönderen emperyalistlere inat hareketi yeniden kudretli kılmıştır.

12 Eylül öncesi verilen mücadele zamana göre revize edilerek, kaldığı yerden devam etmektedir. Ruh aynı ruhtur ve Başbuğ kendini bir an olsun terk etmeyen cesur yüreklerle birlikte hedefe doğru ilerlemektedir.

Devlet Bahçeli, Başbuğ’un gölgesinde pişmekte, gelecekte alacağı mühim vazife doğrultusunda bizzat Alparslan Türkeş tarafından yetiştirilmektedir.

Rahmetli Başbuğ’un tedrisatından geçen herkes dünyaya nizam verebilecek bir aklın, ind-i ilahi’de rahmete kavuşacak bir yüreğin temsilcileri olacak öncü bir şuur ve yüksek ahlak anlayışı ile teçhiz edilmektedir.

Günümüz insanının mukayese edemeyeceği ölçüler içinde yetişir Devlet Bahçeli. Tıpkı Başbuğ’u ve bu kutlu idealleri satmayan binlerce Ülküdaşı gibi.

Yıllar sonra, Başbuğ tarafından kendisine kazandırılan hasletlerin, nişan-ı zişan olarak yüceltilmesi gerekirken başına türlü türlü işler açacağını bilemez o yıllarda genç adam.

Elalemin kardeşleri, oğulları miçoluktan holding patronluğuna yükselip, bursla okuyan çocuklar gemi filoları kurarken, beş kardeşinin adını ortalara düşürmez O. Adana vergi rekortmeni bir ailenin evladı olmasına rağmen aile şirketinin hamili kartlar ile büyümesine de tevessül etmez.

Sayın başbakan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan’ın adı ihalelerle, Ofer’lerle anılırken, beş kardeş olan Devlet bey’in kardeşlerinin adını kamuoyunun hiçbir zaman duymaması tesadüf değildir.

O, Alparslan Türkeş’ten öğrendiği yüce Ülküye ilerlerken erdemli bir insanın ortaya koyması gereken standartların temsilcisi olacaktır.

Fakat binlerce yıllık Türk’lük töresinin, yüzlerce yıllık İslam ahlak ve faziletinin bir gün gelip, başında bulunduğu partide kendi Ülküdaşları tarafından eleştiri konusu yapılacağının farkında değildir o zamanlar.

Kendisini parti içinde eleştirecek olanların, ahlaksız bir dünya görüşü ile liderliğini kıyaslayacaklarını ve imanını şirketleştirip limuzinlere bindiren holding Müslümanlarının çirkin tarzlarını, güzel ahlaka kıyas kabul edeceklerini düşleyemez.

Gelecekte sağlık sorunları nedeniyle geçireceği By-pass ameliyatının bedelini kendi cebinden ödeyeceğini ve bunun dahi tenkit konusu olabileceğini de tahmin edemez o yıllarda.

Milletvekili olması münasebetiyle anasının ak sütü gibi helal olmasına rağmen ‘Ben fakir fukaranın hakkı olan paralarla ameliyat olamam’ diyeceği günlerde, bu tavrının övülmesini beklemeyeceği gibi, bu muhteşem ahlak anlayışının yerilmesini de elbette öngöremez.

Başbuğ Alparslan Türkeş’in devlet adamlığı ile düşünce alemini şekillendiren bir lider olarak, Başbakan Yardımcılığı döneminde, makam aracını şahsi işlerinde kullanmamayı, ne idüğü belirsiz siyasetçilerin düğün davetiyelerini devletin resmi uçağı ile dağıtmasına yeğ tutacaktır Devlet Bahçeli.

Bunu bir gösteri malzemesi olarak kullanmaz, kullanılmasına müsaade etmez. Ama 90’lı yılların başında, gelecekte ortaya koyacağı bu kutlu tavır neticesinde Ülküdaşlarının kendisini eleştireceğini de hayal dahi edemez elbette.

Asistanlığından itibaren, milletvekili olduğu dönemler de dahil maaşını öğrencilere burs-yardım olarak vermesi bir sırdır neredeyse. Yıllarca maaşlarını hayır işlerine harcamasının yanında, Ankara’da yaptıracağı Ülkücü Şehitler Abidesi’nin kurulacağı 5.5 dönümlük arsayı ve şehitlerimizin adlarının yer aldığı anıt-kaideyi kendi parasıyla yaptırdığının duyulmasını-duyurulmasını da hoş karşılamayacaktır.

Gittikleri parti programlarında emniyet müdürlerini, valileri kapıda kul eden siyasetçilere inat, başbakan yardımcılığı döneminde parti programlarına iştirak ettiği illerde, bu görevlileri görevlerinin başına dönmeleri için uyaran bir siyasetçi profilinin karalanabileceğini nereden bilecektir?

Doksanlı yılların ilk yarıları yaşanmaktadır. Cennet mekan Başbuğ’un rahle-i tedrisatında, ileride fikrin namusuna sahip çıkması gerekeceği günlerde durması gereken yeri öğrenmekte, bu fikirleri nakış-nakış benliğine işlemektedir o yıllarda.

“Mücadelemiz her ne pahasına olursa olsun, siyasi kazanç mücadelesi değil, ahlak ve fazilet mücadelesidir. Bu mücadelenin karakteri yıkıcı değil, yapıcı olmaktır. Bu şerefli mücadeleye Türk milletini davet ederim.” diyerek kendisine yol gösteren ALPARSLAN TÜRKEŞ’in gölgesidir O.

90’lı yılların ikinci yarısıdır artık. 1997 yılının, nisan ayının, dördünü göstermektedir tarihler.

DEVAM EDECEK.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR
  1. Ferruh Sezgin dedi ki:

    Eh be kardeşm.bAHÇELİ HAKKINDAKİ FİKİRLERİMİ DEĞİŞTİREN BİR YAZI OLDU.

  2. Ferruh Sezgin dedi ki:

    İlk yazıdan sonra okudum bunu.İyide bu özelliklerinin hiçbiri neden bilinmiyor.Şu makale olmasa benim bu anlatılanların çoğundan haberim yoktu. Resmen fikrim değişiyor?Bu özelliklerinin bilinmemesinde kabahat kimin?