DOLAR 5,8827
EURO 6,5219
ALTIN 281,6
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Nasıl bir oyun bu?

30.12.2013
47
A+
A-

Neval KAVCAR

“Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi bilir. (Başbakan Erdoğan’ın Danışmanı AKP milletvekili Yalçın Akdoğan – Ellerinde nur mu var, topuz mu? – Star – 24 Aralık 2013)

Birkaç gün önce yazıma Akdoğan’ın yukarıdaki satırları ile başlamıştım. O gün anlatmak istediğim, ‘dün yapılana koalisyon ortaklığı eden AKP iktidarının, bugün bağırmaya hakkı olmadığı’ yönünde idi. Şimdi farklı boyuttan bakacağım duruma.

Savcı Zekeriya Öz’ün kontrolünde başlatılan soruşturmanın gidişatı (2007 Haziran) haktan hukuktan uzaktı. Vicdanları yaralıyordu olup biten. Gömülü silahların basın ordusu eşliğinde çıkarılması, insanların evine sabahın beşinde baskınlar, özel hayatın deşifresi, suni kanıtlar ve yıllarca tutukluluk şartları.

Bunları kabullenmedik ve iktidarın ‘hukuki sürecin sonlanması’nın beklenmesi telkinine vicdanlarımız isyan etti. 17 Aralıkta başlayan üçlü operasyonu, Ergenekon ve Balyoz benzeri yürütmek isteyenlere AKP-cemaat çatışması gözü ile bakılırsa, benzeri gelecekte tekrarlanacak demektir.

Bir siyasi partinin başka bir devletle gözle görülür flörtü ve dün karşı çıktıkları bir savcı ve benzer operasyonları yapan belli polislerin şimdiki operasyonlarını kutsamak, gelecekte aynısını bize yapmaları için ellerini temizlemek demek.

AKP yolsuzluk yaptı ise belli bir noktadan basılan düğme ile onlarca soruşturmanın başlaması, Gezi olaylarında kurulan ittifakın basın kısmının olayı köpürtme görevi ile doğru neticeye varmaz.

Yolsuzluk soruşturmasını yapacak savcıların şaibesi olmamalı. Soruşturmanın ilk şekliyle yürütülmesi, ABD’nin istediği zaman, istediği iktidarı devirmesi demektir. Şu haliyle ise akla ‘acaba?’ sorusunu getirdiği açıktır.

AKP’nin hatası çok fazla. Askeri vesayeti kırdık diye yaptıkları ortada. Kürt açılımı ve Türksüz Anayasa çalışmaları da bizi nasıl yaraladı herkesin malumu.

Lakin başka devletlerin iç işlerimize karışması yolu ile değişikliği kabullenmemeli. 57. Hükümetinde aynı şekilde saldırıya uğradığını unutmamalı.

CHP’nin iktidar olalım da nasıl olursa olsun, AKP gitsin de kimin eli ile giderse gitsin gibi tavırla, AKP’nin gizli koalisyon ortağı ile birlikte hareket etmesi bir yanda, AKP iktidarı eli ile ülkenin getirildiği uçurum diğer tarafta dururken çok dikkat gerekiyor.

Kendi canı yanana kadar yapılan hukuksuzluğu alkışlayan AKP iktidarı, aynısı başına gelince feveran etmesine ‘etme bulma Dünyası’ diyelim. Diyelim fakat YCHP ve yandaşlarının iktidar hırsı ile önünü görmeden gaza basmasını eleştirelim.

Bu arada AKP iktidarının ‘Yeni Türkiye’ adı altında Türk Milletini çözmek, gevşek yapılı 36 etnik kökenli yeni bir oluşum kurma gayreti gözlenirken, çürümüş yapılarına dışarıdan yapılan operasyona karşı devletin dirliği ve birliğini savunmak çok güç.

Bu hengâmede, çamur deryasında, Türk Milliyetçilerine has bir siyaset üretmek gerekir. O da AKP’nin yolsuzluğuna sonuna kadar karşı çıkılırken, dosyaların adı şaibeye karışmamış savcılara verilmesi gerektiği dillendirilmeli.

Yolsuzluk için birden fazla savcının aynı anda soruşturma başlatması nasıl bir vesayetin baskısı altında gelişiyor ayrıca araştırılmalı. Başbakanın önümüzdeki günlerde, Kürt açılımında şimdiye kadar adım atmaya çekindiği konularda pervasızlaşması da bekleniyor.

Erdoğan’ın keyfi yerinde görüntüsü, yerel seçim için ‘ev ev dolaşın’ talimatı, olup bitenle yeniden güç mü topluyor sorusunu akla getirmiyor değil.

***

Yargıdan sızıntı

Soruşturma aşamasında ya da gizlilik kararı bulunan dosyaların açıklanmasında tel yol, içerden biri yolu ile demek çok iddialı. Ne olup bittiğini öğrenmenin yolu işbirlikçi hukukçu bulmak değil.

UYAP adı altında ulusal yargı ağının Internet alt yapısı ABD olduğuna göre zaten her an birilerince gözetlendiği belli değil mi? Netten çok iyi anlayanlar, UYAP ağına bağlı herhangi bir bilgisayardan girip, ya da daha gelişmiş teknoloji ile soruşturmaya vakıf olabilir. Niye yıllardır SEÇSIS ile seçim sonucuna ulaşmayalım diyorum?

Son soruşturmada bu yol mu kullanıldı, eğer yapılan operasyonsa bunu hazırlayanlar eli ile mi servis edildi? Alacakaranlık ve çamur deryası bu görüntüden kurtulmadan ne siyaset mümkün, ne de ülkenin bağımsız yaşaması.

Her an her şey olabilir. İşte Danıştay’ın kollukla ilgili ‘soruşturma yapan polisin üstüne bilgi vermesi’ yönetmeliğini durdurma kararı verdi. Aynı anda birden çok dava soruşturması yapan o savcılar, ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda da bu hassasiyeti taşıyabilse idi keşke.

Erdoğan’ın istifasını amaçlayan süreçte istifa gelirse, erken genel seçimle karşı karşıya kalabiliriz. İstifa etmezse, çok yönlü ablukanın devam edeceğini söylemek olası.

Olup biteni sessizce izleyen Gül, yeni ittifak söylentisi doğruysa Erdoğan’ı zora sokacak adım atabilir. Başbakan’a yeni mağduriyet alanı yaratılmıyorsa eğer kim bilir daha neler göreceğiz.

Ortada bir oyun dönüyor, o oyunun gerçek mahiyetini anlamak için biraz beklemeli kanımca.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.