DOLAR 6,0488
EURO 6,5654
ALTIN 306,6
BIST 120.562
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

MUTSUZ YALNIZLAR ORDUSU

23.01.2020
3.543
A+
A-

Mete Han, oğullarından dal parçası ister. İlk oğlu bir dal verir kırar, sonra diğerlerininkini de kırar. Oğullarından tekrar dal ister ve dördünü bir araya getirir bu kez kıramaz. “Ey oğullarım, kıssadan hisse bir ve beraber olursanız sizi kimse yenemez.“ der.

Oğuz Töresine göre yaşamımızı tekrar gözden geçirmeli ve yaşamalıyız…

Önce aile yaşantımızı sonra millet olma gereklerini tekrar özümüze bakarak yenilemeliyiz…

*

Ülke geneli huzurevleri doluluk oranı yüzde 78.04.

Toplamda 35 bin 21 yatak neredeyse dolu…

İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir Huzurevleri ise dolu ve çocuklar birisi ölsünde ebeveynlerimizi alsınlar diye sıraya girmişler…

Evet, evet huzurevleri için sıra bekleyenlerin listesi varmış…

Ne oldu bizlere?…

Saygıyı, sevgiyi ne ara yitirdik?

*

Çocuk yetiştirmek emek, sevgi, zaman ve para ile kotarılan çok zahmetli bir iş.

Allah’ın lütfuyla, 9 ayda bir spermden bebek haline getiriyoruz, sonra da yetişkin hale gelene kadar onun bakımını, yol göstericiliğini yapıyoruz…

Sonra ne oluyorda gençler ailelerine sırtını dönüyor…

Bunu, zaman böyle malesef deyip geçiştiremeyiz…

Ben gençlerden çok kendimizi eleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum…

*

Geçenlerde oğlu ile beraber yaşayan kıymetli bir büyüğüm ile sohbet ediyordum. Kendisi benden hayli büyük ve sağlığıda sık sık bozuluyor haliyle. Ama yaşıtlarına göre dinç sayılır. Zannederim biraz ihtimam gösterilmesi yeterli…

Sohbette, size bir gelin lazım deyince “Kız anneleri, oğlanlar eğer anneleriyle beraber yaşayacaklarsa kız vermiyorlar.” dedi…

İşte geldiğimiz nokta bu…

Üç seçenek var…

Oğlu bekar kalacak, yaşlı annemiz evde yalnız bırakılacak veya huzurevine teslim edilecek…

Üç farklı durumda birbirinden beter…

Evladını gençliğinde doğru yetiştirdiysen tabiki annesini tercih edecek ama ya annedeki vicdan azabı ne olacak?

Bunun sorun haline gelmesi bile üzücü…

*

Türk geleneklerinden ne zaman bu kadar koptuk?

Oysa, Türkler‘de aile kavramı hiçbir zaman anne, baba ve çocuklardan meydana gelmemiştir…

Yeni Dünya Düzeni bu çekirdek aile kavramını bize pompalıyor…

Tüm Dünya yalnızlaştı ve psikolojik problemler, intiharlar çoğaldı…

Eski Türkler‘den beri bizler boyları aile olarak bilmişiz…

Oğuz Ata‘nın 6 erkek çocuğundan 24 erkek torunu ve böylece 24 Türk Boyu olmuş…

Akraba evliliği Türkler de yok…

Yasa çıkarıp 7 kuşak, bazı hallerde 9 kuşak geriye kadar giderek evlilik çağına gelen çocuklarımızı evlendirmişiz…

Bir boy, bir aile sayılmış…

Boyun adı ismin önüne konur ve bireyler öyle çağırılırmış.

Örneğin Oğuz Kağan, Çepni Ahmet, Kayı Osman gibi…

Yaşıt olmayanlar ve 7 kuşak içinde kalan kan bağı olanlar asla evlenemezlermiş…

Evlenene Bark (ev) olarak yeni bir hane açılırmış ama akrabalar birbirinin evine girer çıkar, istediği evde yatabilirmiş…

Amcalar, dayılar, halalar, teyzeler, yaşlılar, çocuklar aynı boydan gelen bu soy beraber büyük aile olarak yaşarmış…

Ekilecek alanlar ve hayvanların bakımı, ismen kime ait olduğu belirtilse bile kullanımı ortakmış…

İşte biz Türkler, böyle büyük aile kültüründen geliyoruz…

*

Osmanlı ise yine bir Oğuz boyu olan Kayı boyundan geliyor…

Çok yakın geçmişimiz bu hanedanlık dönemini kapsar…

Kıl çadırlardan yerleşik düzene geçmişiz, aile küçülmüş ve evlilikle beraber çocuklar, onların eşleri, torunlar, bekar hala, teyze, dayı, amca büyük konaklarda yaşar hale gelmişiz…

Gelir yine tek elde toplanır, beraber yemek yenir ve masraftan kalan kısımla yatırım yapılırmış…

Birlikten kuvvet doğar

El el ile değirmen yel ile

Tek taşla duvar olmaz

*

Birlikte yaşama kültürünü Dünya‘ya yayan Türkler‘dir…

Hakimiyet alanımız çoğaldıkça kültürümüzü de birlikte götürmüşüz…

Barbar Dünya, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli, dürüst, misafirperver, alçak gönüllü, küçüklere sevgi, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmayı, hakka, hukuka, hakkâniyete riâyet etmeyi, aza kanaat, çoğa şükretmeyi ve bunun gibi iyi huylu ve güzel ahlâklı insan olma halini Türk kültüründen almıştır…

Hakimiyet küçüldükçe ve emperyalizmin bizim topraklara nüfus etmesi çoğaldıkça onların kültür baskısına maruz kalmışız…

Genlerimizde olmayan tembellik, yalan, ticarette sahtekarlık doğudan ve batıdan (kendi halklarına yapmadıkları) tüm kötü huylar devamlı bize pompalandı…

Türk DNA yapı taşlarımız zamanla bozuldu hibrit hale geldi…

Özal‘ın yönetimi zamanında ise “Benim memurum işini bilir” ile rüşvet illeti komisyon adı altında normalleştirildi…

İnsan bünyesi malesef kolaya meyilli ve ailesini bile dolandıran kalitesiz insanların çoğaldığı bir toplum haline geldik…

*

Gelelim bugüne,

Eğri oturup doğru konuşalım

Şapkamızı önümüze koyup öz eleştirimizi yapalım…

Biz, bize öğretilen bireysel özgürlük balonuna “Nerde çokluk, orda b…” diye bir uyduruk atasözü üretip yalnızlığı seçtik…

Yanımızdan dertlerimizi paylaşacağımız büyük aile bireylerini uzaklaştırıp paralarımızı psikiyatristlere veriyoruz…

İşin içinden çıkamayan, yalnızken çözüm üretemeyen intihar ediyor…

Çocuklar dede, nine yanında şefkat, geçmişe hürmet, saygı, sevgiyi yaşayarak görmüyorlar…

Sıkıntılarımızı gizledik, sakladık ve üstünü örttük…

Çocukları pamuklar içinde büyüttük…

Okusun iyi eğitim alsınlar dedik ama matematikle, at binmeyle veya kariyerle mutlu olunamayacağını öğretemedik…

Yaşlılarla bir arada yaşama kültürünün güzelliğini çocuklarımıza yaşatamadık…

Şehirlerde kutu kutu evler içinde yalnızlıklar…

Doğada yaşaması gereken ama yalnızlıklara yoldaş diye seçtiğimiz onlarla konuştuğumuz kediler, köpekler…

Annemizi, babamızı yıkamak, altını temizlemekten iğrenen ama hayvana kul olan pisliğini bile eliyle toplayan garip garip insanlar olduk…

Birde komik bir laf ile evinde hayvan bakmaya karşı olan insanlara “Hayvan sevmeyen insan sevemez” deyip baskı altına aldık…

Yaşlı ebeveynimizi yalnızlığa terk etmekten çekinmeyip tatile giderken bile aklımızın geride kaldığı evcil hayvanlar…

Annesi, babasının kokusundan iğrenip evin içinde hayvan kokusunu miski amber’miş gibi genzine çekenler…

Ölen aile bireylerinin cenazesine bile gitmeye imtina eden ama ölen hayvanı için aylarca yas tutanlar…

*

Anamızı, babamızı terkettiğimiz yerde insanlığımızı da terk ettik…

Biz aslında merhameti kaybettik…

Unutmayın herkes doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Bu doğal bir süreçtir ve istisnalar hariç herkes yaşlanır. Doğal olmayan insanın tabiatına aykırı olan yalnızlıktır…

Biliyorum bu yazdıklarımı okurken onaylayacaksınız ve sonra yine yalnız kalmanın yolunu arayacaksınız…

Bazılarınız, huzurevlerini ziyaret edip vicdanınızı rahatlatacaksınız…

Biz hayata yenildik…

Peki mutlu musunuz?

Çözüm basit, aileyi genişletmek, küçük evlere tıkılmak yerine geliri tek elde toplayıp, giderleri paylaşmak…

Bilir misiniz ki o kalabalık evlerin odalarında gizli yapılan dedikodular bile terapi yerine geçer, hemde bedava…

*

Çocuğu yabancılara teslim edip kreş veya bakıcı soğukluğuna terketmeyin…

Küçükken kreşe veya bakıcıya bıraktığın çocuk yaşlanınca sizi huzurevine veya bakıcının insafına bırakır…

Sonra haberlerde dinleriz “4 büyükşehir huzurevlerinde kuyruk var.” Yanlış anlamayın ziyaretçi kuyruğu yok nesil karakterde geriye gidiyor. İlgisizlikte çıta atladılar…

Artık seni oraya atıyor ardına bile bakmadan çekip gidiyorlar…

Suç bizde…

Türk kültür ve geleneklerini kaybettik, yol gösterici yaşlılarımızı yok ettik…

Öyleyse öğüt almak, tecrübeden faydalanmak yerine başınızı o dört duvara vura vura yalnız ölün…

Cesediniz kaç gün sonra bulunursa gömülürsünüz…

Veya birlik beraberlik sağlayın ve çekirdek aileden geniş aileye geçin mutlu olun…

Dünya varlıkları tek tek yaşamaya yetmedi, tükeniyoruz…

Müslümanlıkta ölünce bile üst üste gömülmek var, mermer şehirlerle mezarlıkları bile tükettik…

Bu ekonomik şartlarda her konuda israfa gerek var mı?

Hayat senin, birini seç!

Yetimi, öksüzü düşün ve kimbilir senin yerinde olmayı ne kadar çok isterdi…

Kıymet bilin ve değer verin ki, sizde bir ele, bir sese ihtiyaç hissettiğinizde birileri de senin yanında olsun…

 

LEYLA DÜZEL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.