DOLAR 5,7343
EURO 6,3496
ALTIN 277,4
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Müslüman kanı akmasına yardım ve yataklık

30.08.2013
70
A+
A-

Doğu Türkistan’dan Afrika’nın güney uçlarına, Ortadoğu’dan Asya’nın içlerine kadar dünyanın neresinde bir kargaşa, bir zulüm, bir ölüm varsa, hepsinin muhatabı Müslümanlardır. Ölen, göz yaşı döken, kardeş kavgasına düşen, parçalanan, yok edilenlerin ortak tarafı İslam dinine mensup olmaktır. Ve ne acıdır ki, bunu yine Müslümanlar eliyle yapıyorlar. Müslümanı müslümana, kardeşi kardeşe kırdırıyorlar.

 

Irak’da durum

Irak’da yaşananlar bütün dünyanın hafızasındadır. 1,5 milyondan fazla insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca çocuk yetim kalmış, yüzbinlerce kadın tecavüze uğramıştır. Çok daha acı olanı ve dikkatlerden kaçan tarafı Irak’da bugün akan kan miktarı, ölen insan sayısı Suriye’den, Mısır’dan az değildir. Patlayan bombalarda her gün yüze yakın insan canından oluyor. Üstelik kimin kimi vurduğu bile belli değil. Mısır ve Suriye’de kahramanlığa soyunan AKP’nin bu vahşeti görmemesi, aldığı role uygun bir durumdur. Libya’da, Tunus’da kısacası BOP’un geçtiği her yerde aynı acılar yaşanmaktadır. Bu yaşananlardan karlı çıkan, fayda sağlayan, rant elde eden ve ellerini ovuşturanların ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa gibi işgalci, yayılmacı, emperyalist ülkeler olması, ne olup bittiğine açık biçimde ortaya koyuyor. Ve ne yazık ki AKP her ne kadar Müslümanların yanında görünmüş olsa da, yardımda bulunduğu, ortaklık kurduğu, eş başkan olduğu, sağ-salim ülkelerine dönmeleri için dua ettikleri hep kanı akanlar değil, kanı dökülenler olmaktadır.

 

Bahane hep aynı

Bugün Suriye’deki gelişmeler de, Mısır’da yaşananlar da tam olarak bu tabloya uymaktadır. Suriye ve Mısır’ın neden ve nasıl bu hallere düştüklerini kimse konuşmuyor. Bahane hep aynı. Buralarda diktatörlükler varmış, demokrasi getirilecekmiş. Irak için de aynı şeyi söylemişlerdi. Libya lime lime edilirken de aynı bahane ileri sürülmüştü. Mısır’da aynı oyun tezgahlanmış, Suriye’de aynı tiyatro oynanmıştı. Sayın Başbakanımız da her cümlesine “demokrasi” diyerek başlıyor. Peki sonuç nedir? Demokrasi getirileceği ilan edilen hangi ülkede durum, diktatörler döneminden daha iyidir? Irak’da mı, Libya’da mı, Mısır’da mı, Suriye’de mi? Suudi Arabistan, Yemen, Katar, Ürdün ve diğer İslam ülkelerinde demokrasi mi var?

 

Ölen Müslüman, öldüren Müslüman!

Suriye ve Mısır, tıpkı daha önce Irak’ın yaşadıklarını tekrar ediyor. Tek fark Irak’ı ABD bizzat içine girerek darmadağın etmiş ve oluk oluk kan akıtlıştı, Suriye ve Mısır’da başka ve daha sinsi bir taktik uyguluyor. Mübarek’i gösterip Mursi’ye razı ediyor. Mursi’yi gösterip Sisi’yi piyasaya sürüyor. Esad’ı gösterip muhalifleri azdırıyor, muhalifleri gösterip Esad’a gaz veriyor. AKP’yi de bu kanlı tezgaha yardım ve yataklık etmekte kullanıyor. Ölen Müslüman, öldüren Müslüman. Kim neyin muhalifi, kim neyin taraftarı belli değil. Sadece ortada kan var, ölüm var, zulüm var, gözyaşı var. AKP’nin bu ortamda Mursi’nin yanında olması, Esad’ın karşısına dikilmesi, muhaliflerle işbirliği yapması kargaşayı daha da artırmaktan, belirsizliği daha da büyütmekten, kanlı hesapları daha da ileri götürmekten başka bir sonuç doğurmuyor. Dolaysı ile akan Müslüman kanında en büyük vebalin altına girmekten kurtulamadığı gibi, hiçbir etkisi, hiçbir ağırlığı da olmuyor. Buna bir de Türkiye’nin hedef olması ve yeni ve ağır bedeller ödemek zorunda kalması ekleniyor.

 

Niye müdahale etsinler ki?

Mısır’da ve Suriye’de huzur sağlayacak, iç kargaşayı sona erdirecek, bölgeyi rahatlatacak, etkili ve sonuç alıcı bir uluslar arası bir müdahalenin yapılması elbette mümkündür. Ancak bunun gerçekleşme ihtimali sıfırdır.

 

Çünkü istenen bu değil. Nitekim, kimyasal silah gibi, bütün insanlığı tehdit eden bir sonucun ortaya çıkmış olmasına rağmen, Suriye’ye sınırlı bir müdahale düşünülmektedir. Mısır için ise böyle bir şey söz konusu bile değildir. Niye müdahale etsinler ki? Kendi yapamadıklarını Müslümanlara yaptırıyorlar.

 

Tavşana kaç, tazıya tut. Mısır’da, Suriye’de kendi içinden eriyor, kendi kendini yiyip bitiriyor. Hiçbir bedel ödemeden, hiçbir risk almadan, hiçbir kayıp yaşamadan bu ülkelerin sonunu getirecekler. Ne kadar sürer belli değil, ama toz-duman çekildikten sonra bir bakacağız ki, karlı çıkan, toprakların genişleten İsrail olmuş. Bölge petrollerinin üzerine ABD oturmuş. İngiltere en yüksek payı almış. Fransa arkadan dolanmış. Türkiye’ye kalacak olan ise yeni ve büyük belaların yanında, daha fazla terör, daha fazla tehdit, daha fazla belirsizlik olacaktır.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.