DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

Müflis tüccar ve Dokuz Işık

11.12.2012
80
A+
A-

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça AKP’nin, daha doğrusu Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemi hesabı da öne çıkıyor. Milletvekili ve diğer partililer için 3 dönem sınırlaması getirilirken, sayın başbakana Cumhurbaşkanlığı’nın da ötesinde yeni ve çok daha güçlü, çok daha sınırsız bir yetki arayışı her şeyden önce kendi partililerine bir haksızlık ve adaletsizliktir. Bu durum aslında ne yapılmak istendiğinin de gözler önüne sermektedir. Bütün hesap, dünyada eşi emsali olmayan, tarihteki örnekleri de ağır ve çok acı sonuçlar veren bir tek adamlık hevesi üzerinedir.

Dünyada benzeri yok

AKP’nin milletvekili sayısı referanduma götürme şartı olan 330 oyla da olsa bir Anayasa değişikliği için yetmiyor. Meclisteki diğer partilerin tamamı başkanlık sistemine karşı olduklarını kesin olarak defalarca açıkladılar. Bu durumda böyle bir düzenlemenin meclisten geçmesi imkansız olduğu halde, “bu kadar ısrar edilmesinin sebebi nedir?” diye biraz yakından bakılınca, tek adamlık dışında hiçbir izah bulamıyorsunuz. Zaten meclise sundukları teklifin de dünyadaki örnekleri gibi bir başkanlık sistemiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Teklif, yetkisi ve imkanları sınırsız, meclisin yenilenmesinden yüksek yargı organlarının belirlenmesine kadar devleti devlet yapan bütün güç ve imkanları tek elinde toplamış, başkanın keyfine ve isteğine göre yön vereceği bir sistem öngörüyor. Bunun adına başkanlık demek imkansızdır. Hatta, “krallık, padişahlık” demek bile yetersiz kalır.

Referandum zorlaması

Ne pahasına olursa olsun, her imkanı zorlayarak, belki şu anda akla bile gelmeyen yol ve yöntemlere baş vurarak bu düzenlemeyi hiç olmazsa referanduma götürecek şekilde meclisten geçirmeyi planladıkları anlaşılıyor. Koro halinde aynı şeyleri söyleyerek meseleyi gündeme getirmeleri bu ihtimali daha da arttırıyor. Buna bir de müflis tüccarın eski defterleri karıştırması misali, daha önce de gündeme getirdikleri, ama anında aldıkları cevaplarla geri püskürtüldükleri, “Dokuz Işık’da başkanlık sistemi var” ezberini ekliyorlar. Güya bu yolla MHP’yi etkileyecek, tabandan bir baskı oluşturulmasını sağlayacaklar. Herkes geri zekalı bunlar akıllı ya.

Özel hesaplara cevaz vermez

AKP’nin Dokuz Işık’a müracaat etmesi, kendileri adına çok olumlu ve faydalı olsa da, oradan kendi emellerine, özel hesaplarına cevaz verecek bir argüman çıkmaz. Dokuz Işık’da başkanlık sisteminden bahsedildiği doğrudur. Ancak bu, zamanın şartları içinde ortaya atılmış bir tekliftir ve daha sonra üzerinde durulmamıştır. Siyasi istikrarsızlığın ağır sonuçlar verdiği, darbe ve müdahalelerin sıradanlaştığı bir dönemde, bir alternatif olarak ortaya konulmuş, şartların değişmesiyle birlikte de vazgeçilmiştir. Nitekim rahmetli Alpaslan Türkeş’in daha sonraki konuşmalarında da, yazılarında da başkanlık sistemiyle ilgili tek bir kelime dahi yoktur. Tam tersine güçlü ve etkili bir parlamenter sistemin demokrasiye ve hukuka çok daha uygun olduğunun ısrarla altı çizilmiştir. AKP eğer bir çelişki arıyorsa önce aynaya bakmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanının başkanlık sistemiyle ilgili endişeleri orta yerde durmaktadır. Bugün en ateşli savunucu olarak medyada boy gösteren Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun daha önce bu konuda yazdıkları ve söyledikleri de yine arşivlerde mevcuttur. AKP içinde bir çok milletvekilinin şu anda bile farklı düşündüğü bilinen bir gerçektir.

Abesle iştigal

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli de AKP’nin Dokuz Işık istismarının piyasaya sürüldüğü günlerde bu konuyu değerlendirmiş ve 15 Mayıs 2012 tarihli grup konuşmasında şunları söylemiştir: “Her devrin kendisine ait özellikleri ve beraberinde getirdiği sosyal ve siyasal şartları olduğu kuşkusuzdur. Başbakan Erdoğan’ın, kendisini haklı çıkarabilmek pahasına ve düşüncelerini kabullendirmek adına, mesela Dokuz Işığın içinde bir bölümü cımbızlaması bu itibarla abesle iştigaldir. Biliyoruz ki, Başbakan kırk fırın ekmek yese de; ülkücülerin çağları aşan idrakini, Türk milletini bir bütün olarak ele alan derin fikri zenginliğini ve bozkurdun eğilmeyen onurlu başını anlaması asla mümkün olmayacaktır.

İkazla söylemek isterim ki, ‘Dokuz Işık’ BOP yayınlarından çıkmamıştır. Eşbaşkanların editörlüğüyle yayımlanmamıştır. Küresel zalimliliğin kanlı mürekkebiyle yazılmamıştır. Her satırında Türklük, İslamiyet, vatan, bayrak, Türkçe, millet ve milli kimliğe duyulan hayranlık ve hürmet vardır. Hele hele Müslüman düşmanlarının ve Türklük hasımlarının bırakınız bu gerçekleri özümsemesini, istifade etmesi dahi söz konusu değildir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.