DOLAR 5,7716
EURO 6,4587
ALTIN 272,1
BIST 110.115
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

Mızrak Çuvala Sığmıyor

21.02.2013
75
A+
A-

Orhan Karataş

Sayın Başbakan, bugüne kadar yaptıklarının, söylediklerinin kendisine hatırlatılmasını, sicilinin önüne konulması asla kabullenemez. En hafifi müfteri olan hakaretlerle söze başlar arkasını çok daha ağır cümleler ekler. Ancak şu işe bakın ki, aynı konuşma içinde hakaretlerini boşa çıkaran, söylenen ve yazılanlara haklılık kazandıran cümleleri de arka arkaya sıralar. Bunun yüzlerce örneği vardır. Hatta her konuşmasında buna rastlamak mümkündür.

AKP’ye huzurlu bir ülke teslim edildi

İmralı canisi ile yapılan pazarlıkların ortaya çıkmasından sonra ki, tepkileri hatırlayın. Neler söylemediler? Yardımcısı Bülent Arınç da dahil, şeref ve namus nutuklarını hatırlıyorum. Sonra da, “biz görüşmedik, devlet görüştü” gibi trajikomik bahaneler bularak durumu kurtarmaya çalıştılar. Sayın Başbakan neredeyse her konuşmasında olağanüstü hali kendilerinin kaldırdığını söylüyor. Oysa devletin resmi kayıtları, gazete arşivleri ve Türk milleti bunun böyle olmadığını gösteriyor. AKP’ye olağanüstü hali kaldırmış, terörü bitirmiş, huzuru sağlamış bir Türkiye teslim edildiğini ortaya koyuyor.

Hayret etmemek elde değil

Sayın Başbakan iki gün önce grup toplantısında, salonu dolduran yüzlerce insanın, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Mehmet Ali Şahin gibi o dönemde mecliste olmuş milletvekillerinin gözlerinin içine bakarak İmralı canisinin MHP’nin de içinde olduğu koalisyon hükümetine teslim edildiğini söyledi. Oysa ki, bebek katili 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirildi ve rahmetli Ecevit’in başında bulunduğu azınlık hükümetine teslim edildi. MHP, 18 Nisan 1999’da yapılan seçimlerle meclise girdi ve hükümet ortağı oldu. Hükümetin kurulması bir ay kadar sürdü. Yani MHP’nin iktidar ortağı olmasıyla bebek katilinin Türkiye’ye getirilmesi arasında 3 ay var. Bizi hayrete düşüren başbakanın bunları söylemesinden çok, karşısındakilerin bu gerçeği bile bile sessiz kalması, hatta daha da ileri giderek alkışlaması. Bu nasıl bir akıl tutulması, bu nasıl bir siyaset, bu nasıl bir devlet adamlığıdır?

Ortaya çıkan gerçek

Hadi bunları söylerken, aradan yıllar geçtiği için unutulmuş olduğunu ve milletin bunlara inanacağının düşünüldüğünü farz edelim. Peki, bizzat kendi sebep oldukları sıcak, günlük gelişmelerdeki çelişkileri nereye koyacağız? Sayın başbakan yine grup toplantısında Karadeniz’e giden BDP milletvekillerine sahip çıkarken, “beğenirsin beğenmezsin, bu ülkenin seçilmiş milletvekilleridir. Saygı duymak zorundasın” diyor. Bu sözden anlaşılan, o milletvekillerinin AKP ile bir paslaşma sonucunda ve İmralı canisi ile yapılan pazarlıkları millete hazmettirme gayesiyle o bölgeye gittikleridir. Biz anlaşılan kısmını değil, anlaşılmayan kısmını hatırlatalım. Sayın başbakan bu sahiplenmenin arkasına da eylem yapan ve tepki gösteren grubun MHP ve CHP’liler olduğunu ekledi. Peki, ortaya çıkan gerçek nedir?

Toplumsal tepki

1-Tepki gösteren grubun içinde sadece MHP’lilerin olmadığını, tepkiye maruz kalan milletvekilleri itiraf ettiler. BDP’lilelerin olayların içinde olmakla suçladıkları ve başbakanın kendi partilisi olan Sinop Dikmen Belediye Başkanı Hüseyin Yüksek MHP’lilerin olayın organizasyonuyla ilgisi bulunmadığını ilan etti. Devletin istihbaratı dahil, bütün yetki ve imkanları elinde bulunduran başbakanın BDP’yi korumaya çalışırken MHP’yi asılsız şekilde suçlamasının izahını milletin takdirlerine bırakıyorum. Ve şunu çok iyi biliyorum ki, aynı durumda AKP olsaydı ve aynı şeyleri bir başkası söyleseydi, sayın başbakan çıkar, en hafif şekliyle “bunu söyleyip de ispat etmeyen müfteridir” derdi.

2-Protesto yapanların içinde AKP Gençlik Kolları Başkanının da olduğu ortaya çıktı. Kaldı ki, o kalabalığın içinde çok sayıda, (kim bilir belki de büyük bölümünün) AKP’ye oy verenlerin olmadığını kim söyleyebilir? Bu gerçeğin ortaya koyduğu şey, oradaki tepkinin toplumsal niteliğinin olduğu ve aslında AKP politikalarına karşı yapıldığıdır. Başbakanı asıl rahatsız eden ve hiç alakası olmadığı halde MHP’yi hedef göstererek, meseleyi başka yerlere çekme gayretinin altında yatan şey işte bu gerçektir.

3-Tedbir alması ve huzuru sağlaması gereken kurum devletin güvenlik güçleridir. Dolayısı ile orada bir ihmal varsa sorumluluk tamamen hükümete aittir. Başka partileri suçlamak hükümeti bu sorumluluktan kurtaramayacağı gibi sayın başbakanı da haklı çıkarmaz.

Saygı !

Şimdi gelelim AKP’nun duruma göre vaziyet alma ustalığının bir başka versiyonuna. Sayın Başbakan Karadeniz’e giden milletvekillerinin seçilmiş olduklarını ve saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyor. Tamamen sayın başbakanın koyduğu ölçüyü esas alarak soruyoruz:

1- İmralı’ya gitmek için sıraya girenler, “sayın başbakan biz seçilmiş milletvekili değil miyiz? Niye bize saygı göstermiyorsun? Başkalarından istediğin saygıyı önce sen göster” derlerse ne diyeceksiniz?

2-Suçunun ne olduğunu dahi bilmeden yıllardır içeride yatan Engin Alan ve Mehmet Haberal’ı uzaylılar mı seçti? Onlara da en az Sinop’a giden BDP milletvekilleri kadar saygı gösterilmesi gerekmez mi? Saygı göstermenin ölçüsü provokasyon yapmak, İmralı canisi ile paralel hareket etmek, dağdan inen eli kanlı katillerle kucaklaşmak mıdır?

3-Bütün bu yazdıklarımızın içinde, “hayır bu doğru değil” diyebileceğiniz tek bir cümle, tek bir kelime, hatta tek bir harf var mı? Bu gerçekleri hangi sıfatla, hangi kelime ile değerlendirmek gerekiyor? Müfterilik sadece sizin menfaatinize uymayanlara takılan bir sıfat mıdır?

Şimdilik başka sorum yok. Sorduğumuz soruların hepsine bir tarafa bıraktım, sadece bir tanesine makul ve mantıklı bir cevap verebilirseniz, aynen burada yayınlayacağız.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.