DOLAR 5,7131
EURO 6,3023
ALTIN 275,8
BIST 102.769
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Mhp ye muhalif olmak

21.01.2011
134
A+
A-

Türkçülük, Türk muhafazakârlığının şuurunda olmak demektir. Milli menfaatleri her şeyin üstünde tutmak demektir. Muhafazakârlık, bazılarının anladığı gibi tutuculuk değil aksine mevcut milli değerleri koruyarak geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmayı ilke edinmek demektir.

Yakın tarihimizin büyük simalarından Atsız’ın “Osmanlıdaki İslamcılık ne ise günümüzdeki Türkçülük de o’dur” tepitini göz ardı eden çok marjinal bir grup dışında hiç kimse Türkçülüğü ırkçılık şeklinde anlamaz.

Bugün başını AKP’nin çektiği, milletimizi etnik kimliklere ayrıştıran bölücü güruh, “demokrasi, barış, insan hakları” gibi çağımızın sihirli kelimelerinin ardına saklanıp her türlü manipülasyonu yaparak icraatlarını sürdürmektedir. “Çözüm” diye ileri sürdükleri sakat projelere karşı dik duran Türk Milliyetçilerini de, ele geçirdikleri basın yayın araçları ile susturmaya, sindirmeye çalışmaktadırlar.

Başbakanlık koltuğunda oturan adamın “Türkçülüğe de Kürtçülüğe de karşıyım” diyerek etnikçilikle milliyetçiliği eş tutması, basındaki kalemşorları tarafından “MHP ülkeyi bölüyor” yazılması, MHP’nin terörden beslendiğinin iddia edilmesi… eğer hainlik değilse koskoca bir cehalettir.

Bunlar ülkenin asıl probleminin ne olduğunu ya anlayamamış veya problemleri Türk Milleti’nin aleyhine çözmeye memur edilmiş kişilerdir.

Türkiye’nin problemi bölücülüktür ve terör bölücülüğün bir sonucudur. Bunu anlamayan kafalar, bölücülüğün istediğini vererek terörü bitirmeyi “çözüm” diye sunmaktadır.

Bölücülüğün istediği “Egemenlik haklarına ortak olmak” tır.

Öyle istiyorlar diye “Türk Milleti, egemenlik haklarını mı paylaşacak, biz Türk Milliyetçileri buna rıza mı göstereceğiz?”

“Çözüm” diye öne sürdükleri, “MHP çözüme yanaşmıyor” dedikleri işte budur.

Bir Türk Milliyetçisi, Türk ülkücüsü, Türkçü, adına ne derseniz deyin, Türklük gurur ve şuurunun ve İslam ahlak ve faziletinin hakkıyla farkında olan birisi, vatan toprakları üzerinde egemenlik haklarını paylaşmaya asla rıza göstermez.

Kendini Türk’den başka bir mensubiyetle ifade eden herhangi birinin şahsi hürriyetleri de esasen Türk Milliyetçiliğinin koruması altındadır. Tarih boyunca Türk egemenliği altında yaşamış toplulukların, egemenlik hakları ile ilgili herhangi bir talebi olmadığı müddetçe, devletin koruması altında huzur ve barış içerisinde, hatta kendi kültürleri dairesinde rahatça yaşadıkları herkesin malumudur. Devlet otoritesi her ne kadar hiçbir topluluğun mahalli kültürlerine karışmamışsa da, o kültürlerin gelişmesine ve egemen kültürün yerine ikame olmasına elbette yardımcı olmamıştır.

Ne zaman ki, bu tür farklılıklar asılın yerine ikame olmak isterse işte o zaman sorun başlar. Aslının yerine ikame olmak isteyerek sorun oluşturanlar da, o sorunla birlikte yok edilerek çözüme gidilir. Tarihte böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. Türk Milliyetçisi için hiçbir şey, vatanın birliğinden ve milletin huzurundan daha önemli olamaz. Çünkü Türk Milliyetçisi bilir ki, vatan olmazsa millet de olmaz.

Bazılarına garip gelebilir ama devletin birliği ve milletin huzuru için kardeşini ve oğlunu feda edecek milli şuura sahip bir ecdadın torunları herhalde, “hem bu ülkenin tüm nimetlerinden faydalanmaya hem de kendini Türk’den başka bir aidiyetle ifade etmeye, üstüne üstlük de Türkün egemenlik haklarına ortak olmaya çalışanlara” müsaade etmeyecektir.

Her fikir ve sistem, özünü koruyarak gelişir ve değişir. Fakat “öz” aynı kalır. Mete Han’ın Çinlilere ve Abdülhamid’in Yahudilere toprak vermemesi, aynı şuurun bir tecellisi değil de nedir?

Fatih Sultan Mehmet Han’ın başarılarıyla övünenler, onun, devletin birliğini ve dirliğini tesis için aldığı tedbirleri de onaylamak durumundadır.

Karamanlı Mehmet Bey’in “Türkçe konuşulacak” fermanı sebebiyle “büyük olamadığını” iddia edenler, “Kanunlar Türkçe yazılacak” fermanı veren Fatih Sultan Mehmet’in “büyümesini” nasıl izah ediyorlar acaba?

Bugün Türkçülük, Türk-İslam ülkücülüğü şeklinde kemale ermiş ve siyasi alanda MHP tarafından temsil edilmektedir. Gönül isterdi ki tüm siyasi partilerimiz Türk-İslam ülkücülüğünü, yani Türk Milliyetçiliğini temsil yarışında olsalar ve biz de aralarında seçim yapmak durumunda kalsaydık. Maalesef bugün MHP dışında bütün siyasi partiler Türk Millet’inin menfaatlerine aykırı programlara sahiptir ve aralarında ton farklılığı dışında bir fark yoktur.

Seksen küsur yıllık cumhuriyetimizin Milli birlik inşasında başarılı olamaması, mesela bazı yörelerimizdeki insanlarımıza Türkçe öğretememesi elbette devletimizin bir ayıbıdır. Fakat unutulmasın ki, Cumhuriyet tarihinde yöneticilerimizin büyük çoğunluğu Türklük şuuruna sahip değildi.

Türk Milliyetçiliği fikrine sahip kişi ve kurumlar, 80 yılık dönemde neredeyse hiç yönetimde bulunmamışlardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, savaşın yıkıcı etkilerinin giderilmesi ve yaraların sarılması ile meşgul olunmuştur. “Biz Türkçüyüz” diyen bir başbakan döneminde ise Türkçüler tabutluklara tıkılmıştır.

Cumhuriyet dönemindeki başarısızlıkların asıl sorumlusu, Türk Milliyetçiliği fikrine sahip olmayan yöneticilerdir. Mustafa Kemal’i saymazsak, devletin Cumhurbaşkanlığına da Başbakanlığına da bir Türk Milliyetçisi hiç gelmemiştir. Derme çatma bazı koalisyonları saymazsak hiçbir hükümeti Türk Milliyetçileri kurmamıştır. İhtilallarda ise daima ezilen Türk Milliyetçileri olmuştur. Çünkü Türkiye’de maalesef AB-D inisiyatifi dışında ne bir hükümet kurulabilmiştir ne de bir ihtilal olmuştur.

Diyarbakır’da insanlara insanlık dışı muameleler yapanlar, aynısını Mamak’ta Türk Milliyetçilerine yapmıştır. Bu muameleyi yapanların bu gün PKK ile aynı isteği dillendirmesi size de manidar gelmiyor mu?

Bütün bunları hiç düşünmeden üretilecek her çözüm yanlış olacaktır.

Bugün AKP 8 yılda devlet otoritesini sıfırlamış, milli tüm kurumları dejenere etmiş, bölücülerle mücadele değil müzakere eden bir partidir. Şimdi kalkıp da “devlet zaafta, o zaman devleti paylaşalım” mı demek lazım, yoksa devleti bu duruma düşürenleri hükümetten uzaklaştırıp “milli birliği ve devlet otoritesini yeniden tesis edecek Türk Milliyetçilerini iktidara getirmek” mi lazım?

Kendi kafalarındaki “verelim kurtulalım” şeklindeki çözüme karşı durunca “çözüm istemiyorlar” diye bağıranlara, işte Türk Milliyetçilerinin çözümü;

“Türkiye Cumhuriyeti devleti bir Türk devletidir ve egemenlik Türk Milleti’nindir. Egemenlik hakları dışında kalan her konu, Türk Milleti’nin menfaatlerine aykırı olmadığı sürece şahsi hürriyetler şeklinde değerlendirilir ve serbesttir.”

Başta da değdiğim gibi bütün mesele egemenlik haklarının paylaşılıp paylaşılamayacağı noktasında düğümlenmektedir.

Bir milletin kendi toprakları üzerindeki egemenlik hakları neyse, bir insanın kendi evindeki egemenlik hakları da o’dur.

Mesela Mümtazer’in kendi evi içerisindeki hakları ne ise bir milletin kendi toprakları üzerindeki egemenlik hakları da o’dur.

Mümtazer eğer kendi evindeki kocalık haklarının başkalarıyla paylaşılmasında herhangi bir sakınca görmüyorsa, kendi bileceği iştir ama sürekli “Türk Milleti’nin egemenlik haklarının başkalarıyla paylaşılmasını istiyor ve MHP’nin de buna karşı durmasını “Türkiye’yi MHP bölüyor” şeklinde değerlendiriyorsa, işte orada bizim de kendisine “herkesin midesi seninki kadar geniş olamaz” deme hakkımız olmuyor mu?

Bunu bir hakaret olarak yazmadım. Elbette Mümtazer de her ahlaklı insan gibi kendi evindeki egemenlik haklarını kimseyle paylaşmak istemez. İyi de kendi egemenlik haklarına sahip çıkan birisi, milletin egemenlik haklarının paylaşılmasında bu kadar cömert davranıyorsa, adama sormazlar mı “seninki namus da, milletinki değil mi?” diye?

Kafalarındaki “egemenlik haklarını paylaşmak” düşüncesini “çözüm” diye sunuyor ve buna karşı duranları “kanla, terörle besleniyorlar” şeklinde yaftalıyorsa bu durum onların içine düştükleri çukurun derinliğini göstermiyor mu?

Biz Türk Milliyetçileri, sadece bizim gibi düşünenlerin değil Mümtazer gibilerin de beyinlerindeki kirlerden arınıp “insanca, hakça, Türkçe, Müslümanca” yaşayabileceği bir dünya kurmayı kendimize ülkü edinmemiz sadece Türk Milleti için değil tüm insanlık için de bir velinimettir.

Bugün Türk Milliyetçiliğini parti programı yapan yegâne parti olan MHP’ye muhalif olmak, Türk Milleti’ne muhalif olmaktır.

Hiçbir gerekçe de Türk Milleti’ne muhalif olmayı maruz gösteremez.

Kurtuluş savaşında, bazı eksik ve yanlışlıkları sebebiyle Kuvvayı Milliye’ye muhalif olup ingilizin, yunanın yanında yer almak neyse, çeşitli gerekçelerle oluşan eksiklik ve yanlışlıkları sebebiyle MHP’ye muhalif olup diğer partilerde saf tutmak da o’dur. (Bu cümlem, aldatılan sade vatandaş için değil, kendini okumuş yazmış, otorite görenleredir.)

Adının, Mümtazer, Ramiz veya Nevzat olmasının bir önemi yoktur. Filan ocağın başkanı olması, falan yıllarda MHP’de veya Ocak’ta bulunmuş olması, şu kadar taşmedrese tahsili yapmış olması ancak şu anki pozisyonlarına göre değerlidir veya değersizdir. Herkes önümüzdeki seçimlerde saf tuttuğu yerin zihniyeti ile anılmalı ve artık geçmişte ülkücü camiada bulunmak şerefini, şimdiki ihanetlerinin meşruiyeti için kullanmaya kimse cüret edememelidir

 

 

 

 

 

ETİKETLER: , , , , , , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.