DOLAR 5,6541
EURO 6,3405
ALTIN 259,1
BIST 101.849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Parçalı Bulutlu

Mavi Vatan Doğu Akdeniz’de Enerji Savaşları

05.07.2019
2.449
A+
A-

Dünya’daki Kuzey Denizi gibi eski petrol ve doğal gaz sahalarındaki üretimin azalması, artık ‘kolay petrol’ ve ‘kolay doğal gaz’ döneminin sona doğru yaklaşması nedeniyle hidrokarbon aramak için sondaj şirketleri, odaklarını daha derin sulara ve geçmişte pek ilgi gösterilmeyen alanlara yöneltmeye başladı.

İşte Doğu Akdeniz Havzası bu isteğin sonucu son zamanlarda enerji-politiğin merkezine oturmuş bulunuyor. Komşu devletlerin birbirleriyle olan sorunları ve münhasır ekonomik bölge sınırlarındaki anlaşmazlıklar Doğu Akdeniz bölgesinin ekonomik potansiyelinin artmasıyla siyasi gündemi de daha fazla meşgul etmeye başladı.

Doğu Akdeniz’de toplam 15 trilyon metreküplük doğalgaz ve 55 milyar varil petrol rezervi var. İkisinin toplam değeri trilyonlarca dolar ediyor. Bu enerjinin sahibi olacak devlet ve veya devletler Dünyada ki mevcut güç aritmetiğini değiştirecek kadar zenginleşecektir.

Peki Doğu Akdeniz enerji hikayesi nasıl başladı, krizler nasıl çıktı, bu güce sahip olmak isteyen ülkelerin hukuksuz, korsanca ve illegal faaliyetlerini inceleyelim.

Doğu Akdeniz Meselesi Nasıl Başladı

İsrailin kendi kıyılarında aramaya 1950’lerde  başladığı doğalgaz-petrol aramaları sürekli başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Daha sonra ki yıllarda İsrail kendi kıta sahanlığı dışında ki tartışmalı alanlarda arama faaliyetlerine başladı. Bu aramalar 2000’li yılların başlarında sonuçlanarak ve 2009 yılında usulsüz doğalgaz arama faaliyetleri sonucunda Hayfa’nın yaklaşık 90 kilometre açıklarında bulunan Tamar sahası bölgesinde ilk büyük doğal gaz rezervi İsrail’in münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) keşfedilmiştir. Bin 700 metre derinlikte bulunan rezervde 280 milyar metreküp doğal gaz olduğu İsrail tarafından açıklanmıştır.

2010 yılında daha büyük bir keşif: Leviathan

Tamar’daki keşfin getirdiği siyasi tartışmalar henüz durulmadan Leviathan sahasında İsrail daha büyük bir rezerv keşfetti. Hayfa’dan 130 kilometre açıkta ve bin 500 derinlikte bulunan doğal gaz rezervinin büyüklüğünün 622 milyar metreküp olduğu tahmin ediliyor. Bu sahadaki çıkarılabilir gaz miktarı tek başına İsrail’in 40 yıllık ihtiyacını karşılamaya yeterli olacak büyüklükteydi. Bu da bölgedeki ilk krizi çıkararak suların ısınmasına yol açtı. Lübnan Tamar ve Leviathan sahalarının bir kısmının kendi deniz yetki alanlarında olduğunu savunuyordu ve bu da uluslararası deniz hukuku kanunlarına göre teyit edilmekteydi.

2011 yılında Afrodit sahasındaki keşif Kıbrıs’ta ilişkileri gerdi

Limasol’un 160 kilometre güneyinde ve Leviathan sahasının 30 kilometre batısında yer alan Kuze Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının bulunduğu 12 numaralı bloktaki Afrodit sahasında 2011 yılında yapılan keşifle birlikte Türkiye’nin itirazları da yükseldi.

Türkiye, Kıbrıs Rum Kesiminin 2010 yılında İsrail’le vardığı ve deniz sınırlarının uluslararası hukuk gözetilmeksizin belirlendiği anlaşmayı Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yetki alanları yok sayıldığı için geçersiz olduğunu haklı sebeplerle belirtirek sert tepki göstermiştir.

Kıbrıs Rum Yönetiminin İsrail adına arama çalışmalarını yürüten Noble Energy’ye verdiği ihaleyle bulunan ilk doğal gaz rezervinin bin 700 metre derinlikte ve 129 milyar metreküp kapasiteli olduğu tahmin edilmiştir.

2015 yılında Mısır o zamana kadarki en büyük keşfini yaptı: Zohr

Mısır kıyılarından 150 kilometre açıkta bulunan Zohr sahasındaki doğal gaz rezervinin 849 milyar metreküp büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyor.

2018 yılında Mısır’dan yeni bir keşif daha: Nur

Sina yarımadasının kuzeyinden yaklaşık 50 kilometre açıkta yer alan Nur sahasında yapılan keşifteki rezervin ilk tahminlere göre Zohr sahası kadar olduğu belirtilse de keşfi yapan ENI fizibilite çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

2018 yılında altıncı blokta ilk keşif: Calypso

İtalyan ENI 2018 yılının şubat ayında yaptığı açıklamada 2 bin 74 metre deniz derinliği olan Calypso sahasında toplamda 3 bin 827 metre derinliğe inilerek bir doğal gaz rezervine ulaşıldığını açıkladı. Fizibilite çalışmaları halen sürse de rezervin 169 milyar metreküp ile 226 metreküp arasında olduğu tahmin ediliyor.

2019 yılında Kıbrıs’ta bir keşif daha: Glaucus-1

10 numaralı blokta arama çalışmalarını sürdüren Exxon ve Qatar Petroleum ortaklığı şubat ayı sonunda Glaucus-1 isimli sahada ilk tespitlere göre 142 ile 227 milyar metreküp aralığında büyüklüğe sahip bir doğal gaz rezervi tespit ettiklerini açıkladı. Kıbrıs Rum Yönetiminden yapılan açıklamada bu keşfin şu ana kadar Kıbrıs açıklarında bulunan en büyük rezerv olduğu vurgulanmıştır.

Türkiye Doğu Akdeniz’de Bende Varım Dedi

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Cumhuriyet tarihinde ilk defa ana vatanı çevreleyen üç denizde 103 gemiyle eş zamanlı icra ettiği “Mavi Vatan 2019 Tatbikatı”nda envantere giren yeni silah ve sistemler kullanıldı.

Genelkurmay Başkanlığı Yıllık Tatbikat Programı çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca planlanan ve Deniz Harp Merkezi Komutanlığında kurulan 165 kişilik ekibin sevk ve idare ettiği “Mavi Vatan 2019 Tatbikatı”nda jenerik senaryo ve jenerik coğrafyaya istinaden faaliyet yürütüterek Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kıta sahanlığı içerisinde hukuksuz ve illegal sondaj faaliyetleri yürüten korsan devletlere göz açtırmayacağını gösterdi. “Mavi Vatan” 2019 Tatbikatı Yunanistan’ı, Kıbrıslı Rumları Mısır’ı ve İsrail’i tedirgin etmeye yetti.

Türkiye’nin Mavi Vatan’da Sondaja Başlaması

Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin, TCG Barbaros Fırkateyni’nin refakatinde Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarında bilimsel araştırma faaliyetlerini sürdürdürmesinden sonra Doğu Akdenizde Türkiye kıta sahanlığı içerisinde doğal gaz tesbit eden Türkiye Fatih ve Yavuz sondaj gemileri ile sondaj çalışmalarına başladı. Fatih ve Yavuz sondaj gemilerinin kendi kıta sahanlığı içerisinde sondaj faaliyetlerine başlaması, Batılı Emperyal güçleri çılgına çevirmeye yetti.

Düşünsenize hem garantörü olduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kıta sahanlığını ihlal edeceksiniz hemde Türkiye’nin kendi sahası içerinde sondaj faaliyetlerine ambargo, yaptırım, gemi personeline tutuklama gibi tehdit ve şantaj yoluyla, korsanca karşı çıkacaksınız. Sizce bu hukuksuz ve eşkıya tavıra maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti sessiz kalır mı ?

Bir önce ki yazımda vurguladığım S-400’ler nasıl Milli Bekamız ise açık ve net söylüyorum gelecekte ki kaderimizi şekillendirecek olan Dogu Akdeniz meselesi de Türk Devleti ve Türk Milletinin Milli Bekasıdır.

Savaş Gemileri Akdenizde

Suriye savaşını bahane ederek 12 devletin yaklaşık 200 savaş gemisiyle Doğu Akdeniz’e gelmesi aslında tamamen Türkiye’ye gözdağı verme telaşesidir. Üç denizinde Mavi Vatan Tatbikatı 2019’u yaparak dosta güven düşmana korku veren Türkiye’nin ABD öncülügünde ki hukuk tanımaz devletler bloğunun karşında, tüm gücüyle, kararlı adımlarla geri adım atmayacağı ortada iken, şantaj ve tehditler ile Türkiye’yi hem içerden hem dışardan yıldırma politikaları elbette sonuçsuz kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsız bir devlettir ve milli çıkarları uğruna karşına alamayaçağı güç yoktur.

Doğu Akdeniz’de GKRY için en akılcı seçenek iş birliği

Tavsiyemiz GKRY’nin hukuksuz, korsanca ve illegal anlaşmalar ile Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Doğu Akdeniz de devre dışı bırakmaya çalışmak yerine anlaşma masasında beraber koordineli bir şekilde anlaşma yoluna gitmesidir.

Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?” diyen Eski Güney Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis’in akıllıca uyarısını dikkate alın.

Aksi takdirde S-400 Hava Savunma Sistemlerini almak üzere olan Türkiye’nin bataryalardan birini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine kurması halinde, bütün Doğu Akdeniz’i uçuşa yasak bölge ilan ederek, olası çatışma halinde, karşısında olan devletlerin, kendilerine ait zayıf donanma güçleri ile saldırıya zorlayarak yok etmesi muhtemel bir ihtimaldir.

Bu yüzden Türkiye’nin güçlü donanması ve güçlü ordusuyla çatışma riskini göze almak İsrail, GKRY, Yunanistan ve Mısır dahil hiçbir devletin işine gelmez. Ve biz biliyoruz ki bu dört devletin donanma güçlerinin Türkiye’nin donama gücü karşısında, hiç sansı olmayacaktır.

 

ÖMER FARUK ACAR

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.