DOLAR 5,8913
EURO 6,5252
ALTIN 282,2
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Macaristan Turan Kurultayi

18.10.2014
270
A+
A-

Macarlar tarihleri boyunca yaşadıkları göç sırasında birçok milletle ve kavimle ilişki içinde olmuştur. Bunun dışında birçok bölgede bazı Macarlar da kalmışlardır. Farsça ve Arapça kaynaklarda bundan bahsedilmiştir.

Doğu’da kalan Macarlarla iletişim yollarının aranması ve kurulması Arpad Hanedanlığı zamanında başlamıştır ve iki tarafın da uzun süre birbiriyle iletişim halinde olduğu düşünülmektedir. Bilim adamlarından halktan insanlara kadar birçok Macar yüzyıllarca Doğu’da kalan kardeşlerinin araştırılmasını kendine amaç edinmiştir.

Bu programın temellerini András Zsolt Bíró adlı Macar antropolog ve beşeri biyolog ( aynı zamanda Doğa Bilimleri Müzesi araştırmacısı ) bir Kazakistan seyahati sırasında atmıştır. 2006 yılında Kazakistan’dayken veriler ve genetik (DNS) örnekler toplayarak analiz etmiş (Y kromozomu analizi), daha sonra şu anda Kazakistan sınırları içinde varlığını devam ettiren Madyar kavmi ve Karpat Havzası Macarları arasında sadece isim benzerliği olmadığını aynı zamanda genetik bağlarının da olduğunu kanıtlamıştır. Araştırma sonuçları dünyanın en önemli bilimsel dergilerinden birisi olan “American Journal of Pysical Anthropology” de yayımlandı. Bu araştırma diğer ulusların da dikkatini çekti ve araştırma grubuna da büyük bir ün kazandırdı. 2008 yılında András Zsolt Bíró Kazakistan Kültür Bakanı Yermukhamet Yertisbayev’den bir nişan alarak ödüllendirildi.

madjar

Kazakistan’daki Madyarların en büyük grubu Torgay topraklarında Kazak Argün kavmiyle kavim birliği sisteminde yaşamaktadır. Bu bölgeye güney ve güney doğudan yaklaşık 320-350 yıl sonra Karçıg Batır önderliğinde gelmişlerdir. Kazakistan’daki Madyar kavminin kuzey gruplarından birisi Kökşetau’da ve Rusya’ya bağlı Omsk topraklarında Kazakların Kıpçak kavmiyle aynı birlik içinde yaşamaktadır.

Macar kavim birliklerinin en önemli kalıntılarından birisi de Özbekistan’daki Kaşka-Darya bölgesinde (Karşı ve Şehribaz şehirleri arasında) yaşayan Macar adlı kavimdir. 2012 ve 2013′de András Zsolt Bíró önderliğinde bir araştırma grubu Özbekistan’daki bu Macar adlı kavmini bulunduğu yerlerde DNS örnekleri toplamışlardır. Bu araştırma grubunda Macar Tabii Bilimler Müzesi antropologları Sándor Évinger ve Zsolt Bernert de yer almışlardır. Genetik örneklerin bilimsel analizi halen devam etmektedir.

cami-acilis

Yapılan araştırmaların sonucu Kazakistan’da ve diğer Orta Asya ülkelerinde de akrabalık ilişkilerinin önemine dikkat çekti. Kazakistan’daki Madyar kavmi bu duruma çok sevindi ve András Zsolt Bíró’ya kavim kurulu Fahri üyeliği verdiler. Bu kavim 2007′de kavim toplantısı yani Kurultay düzenledi ve buna András Zsolt Bíró önderliğinde bir Macar heyeti de katıldı. Bu ilk Macar-Madyar Kurultayı idi ve Torgay bölgesinde, şehirlerden uzak Sarikop Gölü bozkırlarında Saga şehri sınırında gerçekleşti. Bu toplantıda at yarışları, güreş, konserler yer aldı. Ayrıca Macar gelenek yaşatıcıların gösterileri de büyük ilgi topladı. Binlerce izleyici katıldı, neredeyse bütün Madyarlar oradaydı. Kutlamalar vesilesiyle halkın bağışlarıyla inşa edilmiş Madyarların atası sayılan Madyar Baba adı verilen bir caminin açılışı da yapıldı.

turan-kurultay

2008

Macar gelenek yaşatıcılar Kazakistan’dan dönünce, bu kavim toplantısını yani Kurultay’ı Macaristan’da da düzenlemeyi kararlaştırmışlardır. 2008’in Ağustos ayında gerçekleşen programa Kazakistan’daki Madjar kabilesi özel konuk olarak davet edilmiştir. O zamana kadar görülmemiş bir işbirliğine tanık olunmuştur. Bu kutlamaya 6 metre uzunluğunda, Macar ve bozkır motif dünyasıyla zenginleştirilerek Sándor Nemes adlı ahşap yontma ustası tarafından yontulmuş bir hayat ağacı hazırlanıp armağan edilmiştir.

Kurultay danışmanlığında, heyetler iki yıl sonra -2010 yılında- bütün Hun-Türk bilinçli halkların buluşmasını düzenlemeye karar verdiler.

turan-kurultay2

turan-kurultay3

2010

Büyük Kurultay 2007’deki ilk ve 2008’deki ikinci kurultayın özüne ve formuna uygun olarak 2010’da yine gerçekleşti. Orta ve iç Asya, Anadolu ve Kafkas’lardaki akraba ilişkilerini güçlendirdi. Katılımcılar Macar geleneğinde olduğu gibi akraba milletlerin belleğinde de yer etmiş olan büyük kahramanlarımız Attila, Bayan Kağan, Madyar Baba, Karçıg Batır ve Arpad’ı birlikte saygıyla andılar.

Birçok Macar gelenek yaşatıcı Kurultay’a katıldı ve izleyicilerin sayısı 2008′e göre iki katına yükseldi. 2010 yılından itibaren Macar Parlamentosu Başkan Yardımcısı Sándor Lezsák Kurultay’ın başkoruyucusu olmuştur.

Bu büyük kutlamaya hem genetik hem de kültürel anlamda akraba olan Hun-Türk bilincine sahip milletler davet edildi ve bu milletleri temsilen Macaristan’a, Bugac’daki Büyük Kurultay’a heyetler gönderildi. Gelen heyetlerde diplomatlar ve bilim alanındaki uzmanların yanısıra geleneksel askeri müzik ve halk dansları toplulukları vardı.

turan-kurultay4

turan-kurultay6

Kurultay vesilesiyle heyetler birbirlerini kardeş olarak gördüklerini gösteren ve tarihi bir anlam içeren bir bildiriye imza attılar. Bu adım sadece bir başlangıçtı. Bundan sonrası bizlere bağlıdır. Uzatılan eller birbirine ne derece tutunuyor ve biz -yani bu yüz milyondan fazla insan- kardeşlik sözcüğüne nasıl bir anlam kazandıracağız, bunu zaman gösterecek.

Bildirinin esas metni şöyledir:

“ Tanrı’nın isteğiyle Macar, Madyar, Kazak, Özbek, Türk, Azeri, Uygur (Doğu Türkistanlı), Kırgız, Başkır, Çuvaş, Bulgar, Tatar, Türkmen, Moğol, Buryat, Nogay, Gagavuz, Karaçay, Yakut ve Japonlar Hun kardeşlerdir. Ortak Ataların hatırası önünde hep dayanışma içinde olacak ve birbirinin akıbetine sorumlulukla yaklaşacaklardır!”

Yüz milyondan fazla ruha sahip Turan milletleri yeniden birbirini buldu. daha özgür, akrabalığa ve geleneklere saygı duyan, doğa kanunlarıyla uyum içinde yaşayan bir toplumun oluşturulmasında ve Hun ve Türk kökenli akraba milletleri bir araya getiren kültürel-ekonomik bir birliğin meydana getirilmesinde işbirliği yapmaktadırlar.

turankurultay8

2012

Önceki yıllarda alınan karar ışığında Kurultay-Macar Kavim Toplantısı, diğer Turan milletlerinin temsilcileri de davet edilerek her iki yılda bir düzenlenmektedir. Kurultay 2012 yılında da gerçekleşti ve temsilciler arttı. Özbekistan’ın Karakalpak Özerk topluluğu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Dağıstanlı Avarlar ve Tuva temsilcileri de yer aldı. 2012 yılında Avrupa’nın en büyük gelenek yaşatıcı kutlaması gerçekleşti. Asıl gün olan ikinci günde yaklaşık 160 bin kişi ziyaret etti.

Yıllar geçtikçe Kurultay’ın programı daha da genişlemekte.

Atalar Çadırında birçok müze ve bilimsel enstitü arkeolojik ve antropolojik sergi kurdu. Sergide Karpat Havzası Hun-Avar-Macar arkeolojik ve antropolojik kalıntılarını görmek mümkündü. Asıl Hun, Avar, eski Macar kafatasları ve kafatasları temel alınarak hazırlanmış antropolojik yüz rekonstrüksiyonları bulunuyordu.

turan-kurultay7

Rekonstrüke edilmiş silahlar ve kullanım amaçlı araç gereçler.

Dünyanın en büyük açık hava ve göçebe medeniyetleri tanıtıcı sergisi 2012 yılında burada gerçekleşti.

Sahnelerde katılımcı ülkelerin müzik ve halk oyunları gösterileri izlenmektedir.

Savaşçı gelenek yaşatıcılar gösteri ve yarışmalar yapmaktadırlar. Okçuluk, atlı güreşçilik, köböre, atlı yarışmalar.

Milletlerimizin Müslümanlık ve Hristiyanlığı kabul etmelerinden önce, bozkır atlı göçebe milletler olarak kendi inanç sistemleri vardı.

Bu nedenle Kurultay’da Macarların ve atlı göçebe milletlerin inanç dünyaları da tanıtılmaktadır. Şamanizmin geliştirilmiş ve toplum düzenleme modellerini de içinde barındıran hali Tengriciliktir. Doğa dini ve bilgi sistemleri atalarımız için önemli rol oynamaktaydı. Bunda inanç dünyasının aracıları olan ve çoğu zaman şifacı olarak da bilinen Táltos (Taltoş) lar da yer almaktaydı, bu nedenle Macarca da bunu Táltos dini olarak da adlandırmaktadırlar.

Táltos inancının temelleri olan Hayat Ağacı’ndan Mucize Geyik’e kadar, davuldan aşağı-orta-yukarı dünyaya kadar, ateşe duyulan saygıdan trans durumuna kadar bir çok öğe Hun-İskit bozkır kültüründe bulunmaktadır, bazı farklılıklara rağmen tüm bunlar ortak bir köke götürelebilmektedir. Kurultay’da bir araya gelen akraba milletler geleneksel ateşlerini yakarak büyük atalarını anmaktadırlar.

Kurultay vesilesiyle gelenek yaşatıcılar Avrupa’nın en büyük yurt (göçebe çadırı) köyünü de yüzden fazla yurt ve askeri çadırlarla kurmuşlardır.

Karpat Havzası’nın Macar elsanatları ve geleneksel zanaatkârları da Kurultay’da hünerlerini gösterdikleri bir pazar alanında yer almaktadırlar. Burada demircilikten sepet örmeciliğe kadar çeşitli meslek kolları ürünlerini görmek mümkündür. Eski Macarlar tepeden tırnağa atlı bir milletti. Atlar sadece savaşlarda değil günlük hayatta da önemli bir yer tutmaktaydı. At sütünü hem içmişler hem de bu sütten sayısız besin ürünü yapmışlardır.

Savaşçıları ya kendi atlarıyla birlikte gömmüşler (atlı mezarlar) ya da en azından atla ilgili araç gereçlerle (sembolik atlı mezarlar). Bugünkü Macar atları dünyaca bilinmektedir, ancak uzmanlar eski Macarların nasıl atlara sahip olduklarını zamandır tartışmaktadırlar. Bu konuda genetik bilimi sorulara yanıt bulmuştur. Yurt tutma zamanına (IX. yy.) ait at kemiklerinden alınan DNS örneklerinin incelenmesi sonucu bugünkü at türleri içinde eski Macar atları ile benzerlik gösteren tür ise Ahal-Teke Atı olmuştur.

Kurultay aynı zamanda olağanüstü bir atlı kutlama ve atlı spor şölenidir. Her Kurultay’da atlı gösterilerin yanında at yarışları (hız ve yetenek) da yer almaktadır. Avrupa’da atlı stratejik grup oyunu olan Köböre’yi (Kazakça: kökpar, Özbekçe: kökpari, Kırgızca: ulak) bir tek Macarlar korumuştur. Her Kurultay’da Köböre ve atlı güreşler de düzenlenmektedir.

BÜYÜK KURULTAY BAŞARILARI

turan-kurultay9

2012 yılında dünyanın en büyük atlı göçebe askeri geçidi Kurultay’da gerçekleşmiştir: 230 atlı savaşçı Hun, Avar, eski Macar veya Türk zırhları içinde, savaş kıyafetleri ve silahlarıyla geçit töreni yapmışlardır, arkalarından ise 680 yaya savaşçı onları takip etmiştir.

Yıllar içinde Kurultay’da birçok başarı elde edilmiştir.

2010 yılında kutlama için hazırlanan, tek bir deriden oluşturulmuş olan Taltoş davulu geleneksel ateşin yanında çalınmıştır. Çapı 188 cm.

Ortak ok atma: 2010′daki Kurultay’da 1120 okçu aynı anda atış yapmıştır.

Mesafe atışı: Okçuluk alanında mesafe atışı rekoru 1226’da Esunkhei adında bir okçu tarafından kırılmıştı ve okunu (335 aldnyi) 502,5 metre uzaklığa fırlatmıştı.

József Mónus geleneksel bir yay ile Kurultay onuruna rekoru aşmış ve okunu 603 metre uzaklığa atmıştır. 2012’de ise mesafe atışında 400 m. uzaklığındaki insan formundaki korkuluğa okunu isabet ettirmiştir.

Zırh ve silah rekonstrüksiyonları

turan-kurultay10

2010 yılında Karpat Havzası’nda yaşamış Avarlar (Beyaz Hunlar)’ın kullandığı gibi lamel yapılı zırhlar içinde 10 kişilik bir atlı grup savaş gösterisi yapmışlardır. 2012′de ise Yurt Tutma zamanındaki göçebe Macarları canlandıran ve deri zırh giyen atlı bir grup gösteri yapmıştır. Silah yapımını ve

eski zamanların çelik yapımını, demirin eritilmesinden işlenmesine kadar birçok aşamasını arkeolog uzmanlar alanda göstermişlerdir. Bu gösterileri onbirlerce izleyici seyretmiştir.

Taltoş davullarının çalınması: 300′den fazla Taltoş davulcusu 2012 yılındaki geleneksel ateş öncesinde aynı anda davul, tef gibi vurmalıları çaldılar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.