DOLAR 5,7807
EURO 6,4520
ALTIN 276,9
BIST 98.415
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Lütfen biraz sükunet…

26.03.2014
88
A+
A-

Ülke olarak, çok ciddi anlamda ve her zamankinden daha fazla sükûnet ve sağduyuya ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Ne adına veya kimin hesabına kaynatıldığı pek de anlaşılamayan, ancak herkesin bilerek veya bilmeyerek bir şekilde ateşine odun taşıdığı bir fitne kazanı kaynatılıyor güzel vatanımızda. Ülkeyi yönetme iddiasında ve mevkiinde olanlar ise bu odun taşıma işinin adeta gönüllü hamalları.

Kırk yılı aşkın bir süreden beri, sayısını hatırlayamadığım kadar seçim yaşadım ama böylesine çirkin, böylesine düzeysiz, hepsinden önemlisi böylesine ülke bütünlüğünü zedeleyici gerginliklerin yaşandığı bir seçim arifesi görmedim.

Ülkeyi 12 yıldan bu yana yöneten iktidar partisi yöneticileri, anlaşılması mümkün olmayan bir agresiflik ve tedirginlik içerisindeler. Geçmiş seçim dönemlerinden de bir takım güç sarhoşu iktidar sözcülerinin, bazı patavatsızlıklarını biliyoruz ama son birkaç aydır iktidar partisi sözcülerinin hali, gerçekten de hal değil. Özellikle 17 Aralık ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Türk Siyasi hayatının en krizli dönemlerini bile aratır nitelikte. Siyasette böylesine bir çirkinliği ve böylesine bir gerginliği ben hatırlamıyorum. Hani zaman zaman bir kısım zevatın ağzına pelesenk olan bir cümle vardır; “Eskiye mi dönmek istiyorsunuz?” derler. Eskiye dönmek, siz isteseniz de mümkün değil zaten ama “Arıyor musun?” diye soran olursa; ortaya dökülen bunca rezalet, sergilenen bunca nezaketsizlik ve halkın arasına saçılan bunca fitne ve fesadı görüp de aramamak mümkün değil.

Sahi nedir eksik olan “Eski” diye yaftaladığımız o günlerden? Anarşi ve terör mü yok? Öyleyse nedir bu sokakların hali? Rüşvet ve yolsuzluk mu yok? Hem de kat be kat fazlasıyla arsızlar, hırsızlar, yolsuzlar ortalıklarda dolaşmıyor mu? Birlik ve bütünlüğümüz mü zedelenmedi? Şu sözler; “Sivas’tan öteye geçsinler de görelim. Evdeki yüzde elliyi zor zapt ediyoruz. Bunlar Şia’dan da beter…” v.s bizzat Başbakan tarafından telaffuz edilmiyor mu bu ülkede? İnsanlar, birbirlerini siyasi rakip olarak değil adeta imha edilmesi, ortadan kaldırılması elzem bir düşman olarak görmeye başladılar. Siyasi rekabetten öte her türlü kirli tezgah, her nevi çirkin senaryo sergilenir oldu.

Bu gidişe gerçekten de “Dur!” demek gerekiyor. Hassasiyetlerimizi kaşıyarak, duygularımızı tahrik ederek, sanal tehditler yaratarak bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara dur demeliyiz. Mutlaka sakin olmalıyız, mutlaka sağduyulu hareket etmeliyiz ve mutlaka tahrik ve kışkırtmalara dikkat kesilmeliyiz. Şu günlerde toplum olarak en fazla ihtiyacımız olan şeydir sağduyu ve sükunet. Son derece gergin, gelgitli ve gerilim yüklü bir dönemden geçiyoruz. Çatışmaların ve anlaşmazlıkların çapı gittikçe büyüyor, kutuplaşmanın boyutu ise kaygı veriyor. Şiddet ve dehşet kol geziyor, nefret ve düşmanlıklar kontrolsüz bir şekilde güçleniyor, öfke seli önüne geleni alıp götürüyor. Birileri, sanki Türkiye’yi Ortadoğu’ya dönüştürmek için her türlü oyunu sahneliyorlar.

Ucundan, kıyısından bir şekilde hep birlikte siyasetin içerisindeyiz. Eğer bu ülkede yaşıyorsak, hepimizi olumlu veya olumsuz etkileyecektir yaşanan gelişmeler. Benim de birey olarak bir ideolojik altyapım ve bu alt yapımın şekillendirdiği bir siyasi görüşüm var. Geçmişten bu yana mensubu olmakla şeref duyduğum ve bu milletin çimentosu olduğuna inandığım Milliyetçi Hareket ve Ülkücü camiaya yönelik, asılsız bir takım itham ve iddialarla onları olayların içerisine çekme gayretlerine dair birkaç kelâm ederek, sözü bağlamak istiyorum.

Öncelikle herkes tarafından bilinmelidir ki; Ülkücüler, kendi kalemleriyle yapmadıkları hiçbir hesabın veya hesaplaşmanın; “çarpanı- çarpılanı, böleni-bölüneni, çıkanı- çıkarılanı, toplamı veya toplananı” olmayacaktır. Onların, yasa dışı hiçbir gayrı milli örgüt veya teşekkülle, gizli veya açık hiçbir beraberliği ve birlikteliği geçmişten bu yana olmamıştır, olamaz da. Ülkücüler ve Milliyetçi Hareket hakkında bu tür asılsız itham ve iftiralarda bulunanlar, önce kendi kendilerine bile izahta güçlük çektikleri ve geçmişten bu yana gelen bir takım kirli ve karanlık birlikteliklerini bu millete izah etmek zorundadırlar.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.