DOLAR 5,6881
EURO 6,3544
ALTIN 276,4
BIST 98.463
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Küp Ustası

14.05.2014
74
A+
A-

Orhan Karataş

Türkiye’de sanki yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar, ihanetler, arkası arkasına gelen dış politika vahametleri yokmuş gibi, iktidar her şeyi getirip Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitleri. Ancak, MHP lideri sayın Bahçeli’nin çatı aday formülü burada da kimyalarını bozdu. Ne yapsalar olmuyor, ne söyleseler havada kalıyor.

Aklı başında olan herkesin anladığı ve onayladığı çatı adayı anlatan üçgen formülü bizzat başbakan tarafından sulandırılmak istendi. Bu sulandırma vesilesiyle sayın başbakanın üçgeni, iç açıları bildiğini öğrenmiş olduk! Sayın başbakan üçgene karşı çıkarken, tersinden de olsa bir Cumhurbaşkanı tanımı yaptı. Cetvelle çizilmiş aday olmazmış ve siyaset geometri değilmiş. Dürüst, namuslu, herkesi kucaklayan, milli ve manevi değerlere bağlı, makul ve meşru bir aday istemek cetvelle çizilmiş standart vatandaş tipi oluyormuş ve inkar ve asimilasyon zulmüne dayanıyormuş.

Söylenecek çok şey var. Ancak, sayın Bahçeli’nin grupta çok daha önemli ve çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Bu konuşmanın bazı bölümlerini hatırlatmak ülkenin gündemini anlamak, MHP’nin duruşunu paylaşmak ve AKP’nin perişanlığını ortaya koymak açısından çok daha isabetli olacaktır:

Danıştay skandalı

Siyasi seviye ve medeni tutum Danıştay Salonu’nda iflas etmiştir. Yaklaşık 4 ay evvel birbirine muhabbet besleyen ikilinin şimdilerde tam aksi istikamete savrulması bizim açımızdan kuşku vericidir. Baro Başkanı çalmış, Başbakan oynamıştır. Danıştay’da herkes rolünün icabını yapmış, mayasının ve mizacının gereğini yerine getirmiştir. Başkalarına edep uyarısı yaparken, kendisinin edeple yollarını nasıl ayırdığını da değişik bahanelerle gördük, görüyoruz. Danıştay’daki dramatik tören, ister mizansen, ister kurgu, ister proje, isterse de anlık gelişen bir olay olsun, kesinlikle skandaldır, kesinlikle sokak jargonuyla söz kesenlerin ayıbıdır. Başbakan yakında Meclis Grup salonlarını basmaya kadar işi götürürse kimse şaşırmamalıdır.

Başbakan’ın düzmece kavga sahnesinde, ayağa kalkarak başta Sayın Gül’e el hareketleriyle dışarıya davet etmesi büyük bir nezaketsizliktir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu duruma düşmesi de ayrıca talihsizliktir. Bu Türk devlet geleneğinin inkârıdır. Sayın Gül’ün ve Sayın Genelkurmay Başkanı’nın, Başbakan’ın ardı sıra çıkıp gitmeleri kendileri adına hüsran ve utanç vericidir. Danıştay’daki kördövüş devlet ciddiyetini, devlet adamlığını buharlaştırmıştır. Başbakan’ın, devleti Hababam Sınıfına çevirmeye ne hakkı vardır?

Zihinsel özürlüler

Danıştay’daki rezilliğe van minute diyebilmek için insanın zihinsel özrü olması yeterlidir. Barolar Birliği Başkanı Şimon Peres, Barolar Birliği de İsrail değildir. Küstah ve köhnemiş yandaşlar yeni bir van minute serüveni için emir alsalar da buna inanacak kimseler kalmamıştır. Başbakan ister Anayasa Mahkemesi’nde bardak gibi dolsun, ister Danıştay’da eften püften şekilde boşalsın; isterse de Dolmabahçe’de avucuna aldıklarıyla orta oyununda figüran olsun, Cumhurbaşkanlığı kendisine on gömlek bol gelecektir.

Ortak çatı

Milletimiz ortak çatıdan düşüncesinden fazlasıyla umutlanmıştır. Fakat hala ortak çatı teklifimizi anlamlandırma zorlukları çekenler vardır. Bizim çağrımız rüşvete ve yolsuzluğa peştamal bağlayan mükerrere bağlamış hırsızlara değildir. Bizim çağrımız büyük Türk milletinin bizatihi kendisine, bizatihi ruhunadır. Teklifimizin kaynağı tarihtir. Teklifimizin sütunları kardeşliktir. Teklifimizin özü milli ve manevi değerlerdir. Ortak çatı adayı, partiler arasında bir ittifakın değil, milletin kabul ve iradesiyle oluşacaktır. Biz, tavanda değil, tabanda mutabakat sağlamayı öneriyoruz.

Birileri kıvranıyor

Türkiye’nin seçmen profilini baz alarak bütünleyici, kucaklayıcı ve siyasi krizlerden medet ummayan bir aday düşüncemiz birilerini kıvrandırmıştır.

Bunların yüreklerine adeta ateş düşmüş, sakinleşmeleri için de saldırmaları gerekmiştir. Yandaş kalemler harıl harıl fitne taşları döşerken, Başbakan ve tetikçi sözcüleri hemen durumdan vazife çıkarmışlardır. Çizdiğimiz üçgenleri anlamayan taş kafalar bizi Pisagor’a benzetmiş, cebirden geometriye geçtiğimizi iddia etmişlerdir. Allah korusun, fiziken Ankara’da, aklen ve kalben Kandil’deki inlerde yaşayan siyasi mevtaların bizim önerilerimize katılmaları yanlışa düştüğümüzün en bariz kanıtı olacaktır.

Yamuk ve küp

Başbakan geometri konusunda bize haksızlık yapmaktadır. Biraz düşünürse geometrik şekillerde kimin usta ve önde olduğunu fazla ipucuna gerek kalmadan çıkaracaktır. Başbakan Erdoğan cetvelden, gönyeden, pergelden yardım almadan şaheser çizimlere imza atmıştır. Mesela yamuk çizmiş, kendisini ve yanındaki hırsızların alayını yamultarak içine tıkıştırmıştır. Dikdörtgen görünümlü ayakkabı kutularına para yığmıştır. Paralel çizgiden paralel örgüt çıkarmıştır. Kare şeklindeki odalara soygundan elde ettiği paraları koymuştur. Daire çizmiş, karakterindeki köşeleri yuvarlaklaştırmıştır. Evet, doğrudur, biz üçgen çizdik ortak çatı adayı teklif ettik; fakat Başbakan yıllardan beri küp üstüne küp çizmiş ve içlerini haram parayla tıka basa doldurmuştur. Götürmenin, yürütmenin, aşırmanın geometrik şekillerinde ekol ve okul olmuş, ünü sınırlardan taşmıştır. Başbakan Erdoğan çatı adayını merakla beklediğini, taşıma suyla çatı kurulamayacağını da söylemektedir. Sayın Başbakan merakını yakında gidereceğiz ve gün gelecek saklandığın, sıkıştığın 17-25 şifreli küplerden seni çıkartarak inşallah adalete teslim edeceğiz.

Dinimiz bölücülüğe alet ediyorlar

İmralı canisinin Diyarbakır’daki kongreye gönderdiği mesajı hükümet tarafından yerine ulaştırılmış ve siyasi bölücüler tarafından okunmuştur.

Bu konu çok mühimdir. En az teröristlerin silahlı eylemi kadar vahimdir.

Zannederseniz ki, İmralı’daki cani hidayete ermiş ve ‘mümin kardeşlerim’ diyerek mesajlarını kaleme almıştır. Başbakan Erdoğan kendisinin siyasi dengelerden dolayı bir türlü söyleyemediği aşağılık sözleri İmralı canisi kanalıyla Kürt kökenli kardeşlerimize duyurmaktadır. Böylelikle içi ferahlamakta, bir taşla iki kuş vurduğunu sanmaktadır. Başbakan’ın Zerdüşt diyerek mimlediği İmralı canisi ve çetesiyle el birliği yapması ve kutlu dinimizi bölücülüğün hedefleri için kullanması Türk milleti tarafından asla bağışlanmayacaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.