DOLAR 5,7378
EURO 6,3552
ALTIN 277,8
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Kültürel Yozlaşma Ve Kültürsüzleşme

10.10.2014
173
A+
A-

Kültürel yozlaşma, toplumların kendi kültürlerini unutmaya başlaması olayıdır. Kendi kültürlerini unuturken, yabancı kültürler yerleşmeye çalışmaktadır. Yabancı kültürler, mikrop gibidir. Bir defa insan vücuduna girdi mi, hızla yayılırlar. Kısa sürede tüm vücudu esir alırlar.

Kültürsüzleşme bir toplumun, diğer bir kültürle ilişkisi sonucu, kendi kültürünü değiştirmesi; hatta bütünüyle kaybetmesi olayıdır. Azgelişmiş ülkelerin şehir ekonomileri, hayat biçimleri bakımından, ülkenin geri kalan kısmına yabancıdırlar. Batılılar, film, reklamcılık, eğitim ve yabancıların varlığı yoluyla; şehir halkı üzerinde, hakimiyet kurarlar. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde şehirler, geniş ölçüde kültürsüzleşmiş bir toplumdur. Kırsal kesimler nisbeten korunabilmişlerdir.

Sömürgeci ülkeler, sömürdükleri yerli halkın, kültürlerini de sömürmüşler, kendi kültürlerini yerleştirmişlerdir. Bugün dünya Avrupa kültürünün ezici baskısı altındadır. Bu baskının hızı, gelişmişlik düzeyine göre değişir. Geri kalmış ülkelerde bu baskıya direnen bazı yerel kültürler vardır. Ancak onlarda yavaş yavaş etkilenmektedir.

Metropollerde yaşayan halk, sömürgeci halka benzemesi amacıyla, eski anlayış ve kuruluşlara, yeni bir biçim vermeye çalışırlar. Ama yerlileri, aşağı bir düzeyde tutarak, tam bir benzerlikten kaçınırlar. Bu politika, iki temel düşünce üzerine kurulmuştur. Bunlara göre göre; Birincisi, hiçbir insan için, bir Avrupalıya benzemekten daha güzel bir şey olamayacağı için; Afrika, Asya ve Latin Amerika halkına, Batı Uygarlığı aktarılmalıdır. İkincisi ise, hiçbir uygarlık Avrupa uygarlığından üstün değildir. Bu arada yerlinin daima aşağılık bir varlık olduğuna, hiçbir zaman düzelmeyeceğine inanılmaktadır. Bu görüşler tüm dünyayı kasıp kavurmaktadır.

Toplum bir başka topluma benzemeye çalıştı mı, kısa sürede kendini kaybeder. Bu nedenle tüm dinler, kültürler yozlaşmaya ve kültürsüzleşmeye karşı savaş açmışlardır. En büyük savaşı, İslam dini açmıştır. Müslümanın kendi kültürü olduğunu, sık sık hatırlatır. Başkalarına benzememesi gerektiği vurgulanmıştır. Hatta çoğu eylemlerde, Yahudilere, Hıristiyanlara ve Mecusilere benzemeyin. Onların örf ve adetlerini adetlerini benimsemeyin. Eğer benimserseniz, onlar gibi olursunuz, diye ikazlarda oldukça fazladır. Aynı durum, Musevilerde veya Hıristiyanlarda da vardır.

Milletler arasında savaş, sadece okla ve yayla ya da topla tüfekle olmaz.. Gerçek savaş kültürel savaştır. Kültürel savaşta bir toplum yenildi mi, bir daha iflah olmaz. Bu nedenle, kültürü sağlam tutmak, kültürel yozlaşmaya meydan vermemek ve kültürsüzleşmemek, toplumların en büyük görevidir. Kalkınmak, kendi kültürünü kaybetmeden olmalıdır. Bu konuda en fazla direnen ülke, Japonya oluştur. Japonya kendi kültürünü hep ön planda tutmuş, Batı kültüründen etkilenmeye çalışmıştır.

Türkiye, kültür savaşında tamamen kaybetmiştir. Yeni yeni kendi kültürünü hatırlamalar görülmektedir. Ancak bunlar çok cılız kalmaktadır. Başkasının kültürü ile kalkınma olmaz. Kalkınma ancak öz kültürüne sahip çıkmakla olur. Bu da öncelikle kendi kültürünü araştırmak ve öğrenmekle olur. Türkiye, öncelikle geçmişini hatırlamalı ve geçmişindeki kültürünü yeniden canlandırmalıdır.

Sözgelimi bugün dünyayı kasıp kavuran futbol fanatizmi bebeklere kadar ilerlemiştir. Çocuk konuşmaya başladığında, tutuğu takımdaki oyuncuların isimlerini bir bir ezberlemektedir. Kendi öz kültürü ile ilgili hiçbir şey öğretilmemektedir. Sapla saman, elmayla armut hep karışmıştır. Başkalarına benzemek entel olarak nitelendirilmekte ve herkes entel olma yarışına girmektedir. Ülkeler entellikle dantellikle kurtarılmaz. Ülkeler, kendi kültürlerini canlandırmakla hayata tutunurlar. Türk gençliği olarak tüm mesele, geçmişteki atalarının kurdukları Yüce Medeniyetleri hatırlayabilmektir.

Prof. Dr.Ramazan Özey

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.