Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Gök Gürültülü

KORONALI GÜNLERİMİZ

KORONALI GÜNLERİMİZ
30.04.2020
A+
A-

Tüm dünya, 2020 yılının ilk gününde çok bilinen kolay bulaşan, buna rağmen ölümcül sonuç yaratması bakımından en hafif olan korona virüsün Çin’in 6,5 Milyon nüfuslu kentinde görüldüğünden haberdar olmuştu.

Başlarda çok dikkat çekmeyen bu salgın, salgını tespit edip rapor eden doktorun Çin tarafından cezalandırılması sonrası aynı hastalıktan ölmesi ve Dünya Sağlık Örgütüne salgın olarak rapor edilmesi ile birlikte çeşitli tartışmalar da gündeme gelmişti.

Her kafadan başka ses çıkıyor, kimileri yeni tip olduğu tespit edilen korona virüsün pandemi(evrensel salgın) olarak ilan edilmesini savunuyordu.

Bir kısım uzman özel tedbirler alınmasını tavsiye ederken, kimileri de bulaşıcı özelliği olan bu virüsün insanların vücuduna girerek bağışıklığın sağlanmasının yerinde olacağı, öldürme oranı çok düşük olmasının da dikkate alınarak herhangi bir tedbir uygulanmasına gerek olmayacağını savunmaktaydılar.

Ayrıca ileri yaşta insanlarda ölüme neden olması, tüm dünyada açıklar veren emeklilik sistemlerinin üzerinde yükü azaltacağı için özellikle salgının yaygınlaşmasının istendiği dillendirilmekteydi.

 

Artık dünyada virütik salgınların çeşitleri hakkında yalnız sağlıkçıların değil, tüm insanların çok önemli bilgiye sahip olduğu dönemde Çin dışında bazı Rusya ve bazı Orta Asya ülkeleri sınırları kapatmak dahil özel tedbirleri yürürlüğe koymuş, İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD herhangi bir özel tedbir almaya gerek görmemişti.

Ülkemiz hastalığın duyulmasından itibaren özel tedbirleri parça parça devreye almış olmasına rağmen hastalığın ilk görüldüğü Çin ile ilişkileri çeşitli seviyede devam ettirmişti.

Başlarda hava alanları ve gümrük kapılarında termal tarama ile ateş ölçüm uygulamaları yapılmıştı.

Bu çalışma sırasında dikkat çekici bulgulara rastlanması halinde ileri sağlık taramaları yapılmaktaydı.

Her geçen gün salgının boyutları ortaya çıktıkça insanlık tarihinin en yaygın bir salgın gerçeği ile karşı karşıya olunduğu görüldü.

Bunun sonucunda salgının yaygınlık kazanması sonrası İtalya, Fransa İngiltere ve ABD, diğer ülkelerin aldığı tedbirleri aynen uygulamaya mecbur kalmış, böylelikle dünya tarihinde emsaline rastlanmayan yepyeni tedbirler tüm dünyada uygulanmaya başlanmıştır.

İnsanların günlük hayatına sosyal mesafe ve sosyal izolasyon gibi kavramlar girmişti.

Sınırlar kapatılmış, ülkeler arasındaki ticaret birden yavaşlamış, üretim yarı yarıya gerilemiş, insanlar evlerine kapanmış, özellikle kronik hastalığı olan ve/veya 65 yaş üstü insanlar günlük hayatın dışına itilmiş tam anlamıyla tecride tabi tutulmuşlardır.

Türkiye’ye özel bir durum olarak, salgında taşıyıcılık yaparak salgının yayılmasına neden oldukları tespit edilen, büyük oranda işsiz 20 yaş altı nüfus için de sokağa çıkma yasağı uygulamasına geçilmiştir.

DSÖ tarafından Covid-19 adı verilen salgın, yalnız ABD’de işsizlerin sayısının 26-28 Milyon seviyelerine çıkmasına neden olmuştur.

Mart ayı sonu itibariyle Türkiye’nin işsizlik rakamları ise,

Bir önceki yıla göre 2,7 artarak % 13,7 seviyesine ulaşmıştır.

Toplam işsiz sayısı 4 Milyon 470 Bin olarak gerçekleşmiştir.

Bu anlamda ülkemizde bundan payına düşeni almış imalat sanayi kuruluşlarında kapasite kullanım Mart ayında % 75,3 olmasına rağmen Nisan ayında yüzde13,7 azalarak % 61,6 seviyesine gerileyerek tam anlamıyla dip yapmıştır.

Sanayideki kapasite kullanımıyla birlikte hükümetin kısa çalışma ödeneği desteğine rağmen zaten var olan işsizlik rakamlarında yükseliş devam etmektedir.

 

  • Perakende
  • Ulaşım
  • Dağıtım
  • Gıda
  • Turizm
  • Muhasebe
  • Bilgisayar
  • Bankacılık
  • Adalet
  • Eğitim
  • Onarım ve Tamir
  • Eğlence Hizmetleri

 

Yukarıda sıraladığım faaliyetler milli gelirimizi oluşturan sektörlerdir.

Milli gelirimizin %70’in üzerinde olan miktarı söz konusu hizmetler sektörü faaliyetlerinden oluşmaktadır.

Dikkatle bakıldığında görülecektir ki bu hizmetler ya tamamen durmuş ya da asgari düzeye indirilmiş durumdadır.

Bu nedenle sayıları yüz binlerle ifade edilen  ve ücretini Gündelikçi(yevmiyeli) olarak alan insanımız da işyerleri kapatılmasıyla işsiz hatta aşsızlık tehlikesiyle karı karşıya kalmıştır.

İhracat rakamlarına baktığımızda 2020 yılının Ocak-Mart döneminde ise ihracatımız %3,93 azalışla 42,8 milyar dolar olurken yine geçtiğimiz Mart ayında önceki yılın aynı ayına kıyasla % 17,81 oranında azalan ihracat 13 milyar 426 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Bu durum Ticaret Bakanlığı tarafından;

“Mart ayında tüm dünyayı hem sosyal hem de ekonomik anlamda çok büyük oranda olumsuz etkileyen Covid–19 salgını nedeniyle başta komşu ülkelerimiz Irak ve İran sınırlarındaki karantina önlemleri ve AB ülkelerinde görülen pazar ve talep daralmaları Mart ayı ihracatımızda görülen düşüşün ana nedeni olmuştur. Mart ayında görülen bu düşüş, yılın ilk 2 ayında % 4,1 oranında artış gösteren ihracatımızın da 3 aylık dönem itibariyle negatif büyüme göstermesine neden olmuştur” şeklinde değerlendirilmektedir.

Ayrıca Mayıs ayının ilk haftasında açıklanması beklenen rakamların da çok büyük ihtimalle düşüş yönlü olacağını tahmin etmek hiç de zor olmayacaktır

 

Yukarıda değerlendirmeye çalıştığımız rakamlar tüm dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumun ne kadar ciddi olduğunu göstermesi bakımından ibret vericidir.

Yaşanmakta olan bu tabloyu birçok bilim, fikir ve siyaset adamı tarafından dünyanın yeni bir dönemin başında olduğu şeklinde değerlendirmelere ve hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı yönünde fikir beyan etmelerine sebep olmaktadır.

İç açıcı olmayan bu tabloya rağmen ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması sağlık problemlerinin çözümünde başarılı bir sürecin yönetilmekte olduğunu her akıl ve vicdan sahibi kabul edecektir.

Bu manada başarıyla yapılan işler, öncelikle sağlık ve sosyal yardım alanında görülmektedir.

Sosyal yardım almakta olan vatandaşlarımıza bu zor günlerde destek olmak üzere hane başına ilave 1.000 lira tutarında yardım yapılması önemli bir rahatlama etkisi yaratmıştır.

Esnaflara ve Kobilere sağlanan kredi kolaylıkları sonucunda Hazine bakanının ifadesiyle 17 Milyar seviyesine ulaşmıştır.

Ayrıca normal faaliyetlerini sürdüremeyen işletmelere destek olmak ve işten çıkarmaları engellemek üzere yürürlüğe alınan kısa çalışma ödenekleri de faydalı olmuştur.

Bu olumlu çalışmaların dışında milletimize yardımcı olacak tedbirler ve uygulamalarda eksikliklerin olduğu da bilinmektedir.

2018 yılından bu yana özel bankalar kredi vermekte isteksiz davranmakta, ödemede güçlük çeken vatandaşlarımıza %90’ı aşan oranlarda temerrüt faizi tatbik etmektedirler.

Tüm dünyada yaşanan zorluklar karşısında fedakarlıklar yapılmasına rağmen ülkemizdeki çoğu özel banka sadece yüksek kar peşinde koşmaya devam etmektedir.

BDDK tarafından özel bankaları kredi vermeye teşvik eden tedbirlerin işe yarayıp yaramadı henüz tespit edilebilmiş değildir.

Çiftçilerimiz için devam eden destekler dışında yeni bir destek paketi, 21 ildeki tohum desteği dışında söz konusu değildir.

Sosyal yardım sistemine dahil olmayan vatandaşlarımıza, faaliyetlerine izin verilmeyen kafeterya, lokanta, kahvehane, pastane vs. işletme çalışanlarının durumu ise belirsizdir.

Adli faaliyetlere ara verilmesi nedeniyle devlet memuru statüsü dışında çalışan başta avukatlar olmak üzere adli görevliler tamamen göz ardı edilmiş durumdadır.

Okullarını kapalı olmasının, özel okullardaki eğitimci ve yardımcı hizmetliler ile okul servisçileri ve ulaşım çalışanlarının durumu da belirsizdir.

Eksikler konusunda yazmaya devam edilse elbette daha çok husus ortaya çıkacaktır.

Korona virüsün sebep olduğu durum tam anlamıyla bir krizdir.

Bu nedenle meseleler bir kriz mantığı ve seferberlik anlayışı içinde ele alınmalı tam bir toplumsal birlik içinde çözüme kavuşturulmalıdır.

Ortaya çıkan külfetin ve sıkıntının herkesin gücü oranında paylaşılması millet olarak birliğimizin güçlenmesine yol açacaktır.

Başka bir deyişle böyle bir yola gidilmesi temin edilebilirse Korona Musibetinden Hayır Doğacaktır.

 

 

Ahmet Orhan

 

 

 

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.