DOLAR 5,7941
EURO 6,4562
ALTIN 277,7
BIST 98.254
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Komedi Dükkânı

14.04.2014
64
A+
A-

Daha neler göreceğimizi kestirebilmek gerçekten güç. İnanın, “Bu kadarı da olmaz artık…” diyebileceğim bir şeylerin, bundan sonra olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Olabilecek hiç bir şeyi, sanırım yadırgamayacağız bundan sonra. Görünen o ki; hayra yorumlanabilecek bir gidişatımız yok.

Bir nevi “Komedi Dükkânı” na dönen Türkiye’den bahsediyorum. Gerçekten de inanılması güç, gülmek mi yoksa ağlamak mı gerekir diyerek tereddüte düştüğümüz gelişmelere ve olaylara şahit oluyoruz. Bu sözlerimi, geride bıraktığımız yerel seçim veya 17 Aralık’la başlayan süreçle sınırlı sanmasın kimse. Yerel seçim öncesinde de 17 Aralık öncesinde de vardı bir çok benzer vakıa ama, şu son üç aylık dönemde yoğun bir tuhaflıklar trafiği yaşandı ülkemizde. Birlikte hatırlayalım isterseniz.

Belki biraz tuhaf gelecek ama bir şeyi çok merak ediyorum. Şu son üç ay içerisinde görevden alınan, görev yeri değiştirilen güvenlik görevlilerinin sayısını, bizzat bu azil ve atamaları yapan makamlarda oturan yetkililer biliyorlar mı acaba? Öyle zannediyorum ki; tayin dönemlerinde bile böylesine yoğun bir görevden alma ve yer değiştirme işlemi gerçekleşmemiştir. Aynı şeyleri, yargı mensupları için de söyleyebiliriz. Bu olağan dışı uygulama, hangi haklı sebeplerle izah edilebilir ki? Temcit pilavı gibi ikide bir ortaya atılan “Paralel Yapı” gerekçesi artık kabak tadı vermeye başladı.

17 Aralık operasyonunun hemen ardından ortaya atılan bu “Paralel Yapılanma” iddialarının üzerinden üç ay geçtikten sonra, emniyet ve yargıda yapılan onca operasyona rağmen, Dışişleri Bakanlığında yapılan gizli bir toplantının birileri tarafından dinlenebilmesini, kim nasıl izah eder bilemiyorum. Böyle bir toplantının dinlenebiliyor olması bir rezalet, eğer doğru ise o toplantıdaki bir takım yetkililerin beyanları olarak ortalıkta dolaşan ses kayıtlarının muhtevaları ayrı bir rezalet.

Geride bıraktığımız “Yerel Seçimler” ise, ayrı bir evlere şenlik komedi örneği. Belki de “Ağlanası halimiz” dememiz gerekiyor. Doğruluğunu teyit edebilmemiz elbette mümkün değil ancak ortada dolaşan öylesine iddialar var ki hayrete düşüyoruz. Bir yöremizde oyların 15. Kez yeniden sayılmasını ne ile izah edebiliriz ki? Bir başka yöremizde; iktidar partisinin üçüncü kez itirazını reddeden hâkimin 6 günlük izne ayrılmasına ne demeli?

Bu noktada, seçimleri hangi partinin kazandığı veya seçimin galibinin kim olduğu çok da bir şey ifade etmiyor. Ortada; kurum ve makamlara yönelik yok olan bir güven duygusu, vatandaşlar arasında tehlikeli boyutlara ulaşan bir kutuplaşma ve kamplaşma, her türlü ahlaki değeri yok sayan bir kazanma hırsı hüküm sürmektedir.

Öylesine cici bir demokrasimiz var ki rahat bir nefes almamıza fırsat vermiyor. Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen yerel seçim kesin sonuçları henüz açıklanamamışken, biz yeni bir seçimin ısınma egzersizlerine başladık bile. Bildiğiniz üzere Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. 28 Ağustos 2007 tarihinde Cumhurbaşkanı TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Abdullah Gül’ün görev süresi bu Ağustos ayında dolmaktadır. Yeni Cumhurbaşkanı halkoyu ile seçilecektir. Yani beş ay sonra yeniden sandık başına gideceğiz.

Bana çok komik geldiği için; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en üst düzeydeki iki makamını işgal eden iki ismin, bu konuya dair kurdukları iki cümleyi yorumsuz olarak sizlerle paylaşarak, sözü bağlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı aşağıdaki cümleleri Katar gezisi sırasında gazetecilerle yaptığı sohbette kuruyor;

“Başbakan’la Oturur konuşur, ona göre karar veririz. Ben dışarıdan bağımsız bir siyasetçi olarak Çankaya’ya gelmedim…”.

Aynı konuda Başbakan’ın Azerbaycan gezisine çıkarken yaptığı açıklama ise aynen şu şekilde; “Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu konuyu aramızda müzakere ederek bir karara varırız kanaatini, ben de paylaşıyorum…”.

Yorum sizin. Ben sadece şu kadarını söylemek istiyorum. Yaşasın! Cumhurbaşkanını halk, yani biz seçeceğiz!..

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.