DOLAR 5,7586
EURO 6,3909
ALTIN 273,2
BIST 108.975
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

KİMDEN NE MESAJ ALMIŞTIN PROF.DR?

YILDIRAY CiCEK
Twitter: Yildiraycicek9 Instagram: yildiraycicek1944
28.07.2016
101
A+
A-

 

 

“Paranoyak olman takip edilmediğin anlamına gelmez.” Şeklinde anlamı güçlü ve meşhur bir söz vardır. Fakat paranoyak olmadan da ortadaki birçok gerçeğe bakarak, Türkiye’deki gelişmeleri idrak edebilirsiniz. Türk milleti, 15 ve 16 Temmuz günleri gerçekten çok büyük bir tehlike atlattı. Bedeli kanlı oldu, acılar yaşadık ama millet iradesi ve millet iradesini tetikleyen unsurlar bu tehlikeyi bertaraf etmiştir.

Türkiye’de darbeye karşı duruşunu ilk ifade eden kişi de MHP Lideri Devlet Bahçeli olmuştur. O yüzden hangi ortama gitsek milletimizin fertlerinden “Allah, Devlet Bahçeli’den ve Ülkücülerden razı olsun” sözünü duyuyoruz. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin darbe girişimin ilk anından itibaren sergilediği duruş, değerlendirmeler, yönlendirmeler devletin her kademesinde ve millet nazarında büyük ilgi ve alaka görmektedir.
Ya birde, MHP’de değişim gerçekleştirmek isteyenler darbe girişimi gerçeklemeden hedefine ulaşmış olsaydı?
Böyle bir süreçte, tüm FETÖ’nün seferberlik halinde MHP Genel Başkanı olmasını istediği ve “Hocaefendiyi bir gün herkes anlayacak. Ne mutlu şimdiden anlayana” diyen kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?

Böyle bir süreçte “Sayın Gülen’in yapmaya çalıştığı gibi farklı dinler arasında konuşmayı, mutabık kalınabilecek noktaları ortaya koyabilmek için bir çalışma yapmanın kimseye zararının olmadığı aslında faydasının olduğuna inanıyorum. ” diyen kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?

Böyle bir süreçte, bir zamanlar cemaatin emniyetteki imanı olan Prof.Dr. Kemalettin Özdemir’e MİT’in gizli belgelerini notlar halinde yazdırıp, Fethullah Gülen’e ileten kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?
Böyle bir süreçte, darbeyi aylar öncesinden, günler öncesinden sosyal medya hesabından duyuranların desteklediği kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?

Böyle bir süreçte, Fethullah Gülen’in “Onu koruyun, sahip çıkın” dediği kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?
Böyle bir süreçte, bir zamanlar Zaman Gazetesi’nde yorum yazarlığı yapan kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?
Böyle bir süreçte, kurduğu stratejik araştırma kuruluşlarında cemaatin imamlarını çalıştıran kişi MHP Genel Başkanı olsaydı?

Herhalde darbenin rengi daha farklı olacak, belki de darbe girişimi başarıya ulaşacaktı.
Cemaate yakın olduğu söylenen bazı MHP’lilerin son anda “Değişim” safına geçip, “Onunla %58 oy alırız” gibi bir hayali yaklaşımla propaganda yapması da, “acaba FETÖ’den bir işaret aldı da mı böyle davranıyor?” şüphesini artırmaktadır.
Neydi o meşhur söz : “Paranoyak olman takip edilmediğin anlamına gelmez.”
Hele birde Prof.Dr sıfatlı birisi vardı…

Geçirdiği bir ameliyattan sonra “geçmiş olsuna” odasına gittiğimizde bizlere “Bu dönem bildiğiniz gibi değil, başka döneme benzemiyor” diyordu. Askerlerle arası çok iyiydi. Hatta emekli bir asker, yayınlanan telefon tapelerinde ona “Ben gel dersem gelir, git dersem gider” yaklaşımında bulunuyordu. Bu Prof. Dr “Şu askerden bu istihbarat, bu askerden şu istihbarat geldi” demeyi çok severdi. TSK’daki komutanlık kademelerini bol bol gezerdi. Son dönemde kaç tane darbeci komutanı da ziyaret etmişti çok merak ediyorum.

“Geçmiş olsuna” beraber gittiğimiz İsmail Özdemir sohbete şahittir. Bize o sohbette “2005 yılında Sayın Genel Başkanım bana bir oda, bir makam verse, gel şurada çalış dese hiçbir mesele olmaz, hatta beni bitirirdi” diyen bu Prof.Dr, MHP’de en yüksek görevleri aldığı halde yine yerinde duramamış, sanki birilerinden bir mesaj almışçasına adeta kaçıp gitmişti. Ameliyat olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi herkes hastanede ziyaret ederken, bu Prof. Dr MHP Genel Başkan yardımcısı sıfatını taşıdığı halde “Bir geçmiş olsun” demeden ve arkasına bile bakmadan MHP’deki görevlerinden istifa edip “Değişimci” oluvermişti. Babası da 12 Mart darbesinde Başbuğ Türkeş’i devirecekler sanıp, birden yollarını ayrılmıştı. Tesadüfün ancak bu kadarı olur!

“Türkiye’ye ne zaman geleceksiniz” diye soranlara, aylar öncesinden darbenin olduğu “Temmuz 2016” tarihini veren Emre Uslu’nun “Kendisi hocam olur, MHP’de en çok sevdiğim kişilerden” diye bahsettiği bu Prof.Dr kimden ne mesaj aldı da, nankörlük yapma pahasına MHP’deki görevlerinden istifa edip gitmişti acaba?
Bu Prof.Dr çıkardığı dergiyi de “21. Yüzyıl dergisi son sayısında Emre Uslu ve değişik isimlerin makaleleri ile mütareke sürecini inceliyor” diye duyuracak kadar Emre Uslu’ya yakın birisi olduğu anlaşılmaktadır.
Çünkü inanın bu kadar nankörlüğü normal bir insanın yapması mümkün değildir. Adın dahi unutulmuşken MHP’de milletvekili yapılacaksın, MHP Genel Başkan yardımcısı yapılacaksın ama ilk hançeri sen saplayacaksın, bu durumun gerçekten başka bir arka planı vardır.

Babadan oğula geçen bir mesaj trafiği olsa gerek!
Hele birde cemaatçi yazar Mümtazer Türköne’nin evinde kapının arkasında saklanırken yakalanan ve yakalandığı kişiye “Ne olur beni burada gördüğünü yazma” diye yalvaran biriyse bu Prof.Dr, durumunu enine-boyuna sorgulamak gerekiyor.
Neydi o meşhur söz : “Paranoyak olman takip edilmediğin anlamına gelmez.”
Yıldıray Çiçek

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.