Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

KILIÇDAROĞLU’NUN HALLERİ

KILIÇDAROĞLU’NUN HALLERİ
07.05.2020
A+
A-

Bir süredir Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sıklıkla konuşmaktan ve polemiklerden uzak durduğunu görmekteyiz.

Bu suretle söyleyecekleri karşısında Türk kamuoyundan gelecek olumsuz tepkilerin CHP liderine yönelme riskinin ortadan kaldırmak istendiğini görmekteyiz.

Uygulamaya koydukları gerçek soslu, kargaşa ve gerginlik çıkarmaya yönelik yalanlar, parti sözcüleri tarafından piyasaya sürülmektedir.

Böylelikle Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyundan olumsuz dönüşler almayan ve tepki çekmeyen söylemlerle, güya olumlu bir dille muhalefet yapıyor izlenimi yaratılacak, sevgi ve samimiyet cümleleriyle milletimizde var olan olumsuz CHP algısı yıkılacaktır.

Ona bu aklı kimlerin verdiğini tahmin etmek hiç de zor değildir.

Bu strateji her yönüyle “Müslüman mahallesinde salyangoz satma” stratejisi olarak adlandırılabilecek okyanus ötesi bir projedir.

Kılıçdaroğlu, küçük bir gazeteci grubuyla yaptığı söyleşide, 23 Nisan’da TBMM’de partisi adına yaptığı 16 madde başlığı altında topladığı konuşmayı tekrar gündeme getirmiştir.

AK Partili Milletvekillerinin gözlerine bakarak yapığını iddia ettiği bu konuşma birçok bakımdan arızalıdır.

Esas olarak Türkiye’yi CHP geleneğine uygun olarak geriye döndürmeye yöneliktir.

Nasıl ki yüce dağ başlarından doğan ırmakların akışını geriye döndürmek mümkün değilse, Türkiye’yi de medeniyet yolculuğunda tekrar eski günlere razı etmek mümkün olamayacaktır.

Bir strateji belirleme ve propaganda ekibi tarafından hazırlanmış olan 16 maddenin önemli bölümü 7 maddede yönetim sistemi tartışmalarına ayrılmıştır.

Geriye kalan 9 madde ise ekonomi, eğitim ve Covid-19 bağlamında sağlık konularına ayrılmıştır.

 

23 Nisan konuşmasının belki de tek amacı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini ortadan kaldırmak veya yarattığı avantajları değersizleştirmekten ibarettir.

Kılıçdaroğlu 23 Nisan konuşmasına;

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 100’üncü yılında 16 maddelik bir çağrıyı sizlerin, yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin ve milletimizin bilgisine ve takdirine sunuyorum cümlesiyle başlamış ve

yeni bir anayasa önerisinde bulunduğu ikinci maddede,

“Yeni Anayasa’nın omurgasını – cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması olarak nitelendirdiğimiz- yeni ve güçlü bir demokratik parlamenter sistem oluşturmalıdır. Unutulmamalıdır ki demokrasiyle taçlandırılmış cumhuriyetimizde fikir, düşünce ve inanç özgürlüğüyle medya ve sendikalaşma dâhil örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller de kaldırılmış olacaktır” sözlerine yer vermiştir.

Burada açıkça Türk Milletinin oylarıyla kabul edilip sistemleştirilen ve yaklaşık 22 aydır başarıyla yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini değiştirme çağrısı yapmaktadır.

Türkiye’yi yeniden Parlamenter sistemin çıkmazlarına mecbur ederek yönetilemez hale getirip, Erdoğan’ı siyaseten zayıflatmak amaçlanmıştır.

Bu geriye dönüş çağrısının feraset sahibi Türk kamuoyunda kabul görmesi mümkün değildir.

CHP Genel Başkanı, ortaya koyduğu siyasi tercih ve muhalefet üslubuyla, Türkiye’nin iç ve dış sorunlarını çözmede yakaladığı avantajları ortadan kaldırarak, yabancı düşman odaklara hizmet etme pahasına kendine iktidar yolu açmak istemektedir.

 

Bu söyleşide dikkat çeken başka bir husus da, Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti sözcülerinin arka arkaya devirdikleri çamlar sonrasında ortamı toparlamak, bazı şeyleri unutturmak için son zamanlarda yapmak zorunda kaldığı gibi gündemi kontrolüne alma hamlesine girişmesidir.

Komünist eskisi İl Başkanı domuz sever Canan ve Tipitip Özgür’ün demokrasi dışı iktidar değişikliği arzusunu ortaya koyan cümlelerinin milletimizde yarattığı tepkinin kalıcı hasarlara neden olmasını önlemek üzere söyleşisinde zülfüyarı kurtarma telaşına düşmüştür.

Savunma yerine saldırıyı tercih eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı 12 Eylül paşalarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyinden daha demokrasi dışı ilan etme çirkinliğini göstermiştir.

Sözde soru, özde sipariş üzerine ise Sayın Bahçeli’yi “Normaldir. Çünkü Bahçeli AK Parti’nin tabanına oynuyor. Bunu bilmemek ve görmemek için kör olmak lazım. Bahçeli kendine göre böyle bir strateji izliyor.” demek suretiyle aklı sıra MHP liderini gizli ajandası olmakla itham etmiştir.

Bu cümleyi sarf etmekteki amacının ne olabileceği üzerinde durduğumuzda, Cumhur İttifakının iç uyumunun sorunsuz olmasının zillet ittifakında yarattığı hayal kırıklığı olduğu anlaşılmaktadır.

Cumhur İttifakında arayı açacak, fitne çıkarmaya yönelik, sokak ağzıyla tüm “araya top atmalara” rağmen MHP ve Ak Parti liderlerinin gösterdiği anlayış, yüksek yönetim maharet ve basireti sayesinde demokrasi geleneğimizde emsali görülmemiş bir ahenk sürdürülmektedir.

Milliyetçi Hareket Partililer ve AK Parti’ye oy ve gönül vermiş toplum kesimleri duygu ve düşünce dünyaları bakımından farklı değildir.

Söz konusu kesim, Türk Milletinin büyük çoğunluğunu oluşturan dinine, kültürüne bağlı, devletine ve onun kanunları karşısında mutlak bir riayet içinde olan Türk Milletinin şerefli evlatlarıdır.

“Tabanına oynamak” ifadesi haksız ve son derece yakışıksızdır.

İki parti arasındaki yakınlık ve uyum geçici değil, bizzat liderleri tarafından açıkça ilan edildiği gibi mezara kadar, Türk milleti var olduğu sürece devam edecek özelliktedir.

 

Ahmet Orhan

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.