DOLAR 5,8971
EURO 6,5140
ALTIN 282,7
BIST 93.729
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

KILIÇDAROĞLUNUN GÖZYAŞLARI

KILIÇDAROĞLUNUN GÖZYAŞLARI
16.09.2019
3.089
A+
A-

Diyarbakırlı Hacire Akar’ın dört gün geçmesine rağmen eve gelmeyen oğlunu bulmak için HDP Diyarbakır İl Merkezi önünde başlattığı eylemin meyvesi sadece onun evladına kavuşması olmadı.

 

Uzun yıllardan sonra evlatlarını HDP aracılığıyla PKK’ya kaptırmış annelerin kararlı oturma eylemi, terör sorununda yeni gelişmelere neden oldu.

 

Ortada sıradan bir oturma eylemi değil, terör karşısında insanların ve siyasi oluşumların pozisyonunu ortaya konmasına sebep olan, turnusol etkisi yaratan bir eylem vardır.

Geçtiğimiz yaklaşık yarım asırda binlerce cana ve milyarlarca dolar değerindeki milli servetimize mal olan kanlı terörün bitirilmesi için devlet güçlerinin arkasında olan vatandaşlarımızda, bölgede yaşayanların PKK’nın terörist devşirme aracı HDP’ye karşı tavırlarını cesaretle ortaya koyması tüm yurtta memnuniyet yaratmıştır.

 

Diğer taraftan HDP ile ittifak halinde olan siyasi partiler ise yaşananlar karşısında ne yapacaklarını ve nasıl bir tutum sergileyecekleri konusunda tereddüde düşmüşler, manevra arayışına girmişlerdir.

 

İlk manevra İP’ten gelmiş, Öcalan’ın projesi, sırtını PKK/YPG’ye dayamış olan HDP’nin adını telaffuz etmeden bizzat Akşener imzasıyla “Evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan annelerimiz, Diyarbakır’daki bir parti binası önünde gözyaşı ve hasretle nöbet tutuyor…” cümlesiyle ortaya konmuş, durum savuşturulmaya çalışılmıştır.

Akşener ayrıca Diyarbakır Annelerine HDP yerine Devlet’e gitmelerini tavsiye ederek hedef saptırmaya çalışmış, müttefiki HDP’yi suçlu olmaktan kurtarmak için çaba göstermiştir.

CHP ise olur olmaz her şeye sazan gibi atlayan lafazan grup başkanvekilinin TBMM çatısı altında düzenlediği basın toplantısında inandırıcılık ve samimiyetten uzak üslubuyla tıpkı Akşener’in yaptığı gibi Diyarbakırlı annelere devleti adres göstermiştir.

 

 

3 Eylülde başlayan oturma eyleminin katılımcı sayısının 34’e ulaştığı 13. gün nihayet ana muhalefetin lideri konuya dair çok duygusal(!) bir konuşma yaptı.

 

Diyarbakır’da annelerin eylemini değersizleştirmek ve kamuoyunda gerek HDP aleyhine oluşan havayı etkisiz kılmak, gerekse hükümetin PKK’yı bitirmesinin Cumhur İttifakı’nı daha güçlü kılacağından korkarak ağlamaklı bir yüz ifadesiyle çok dramatik bir konuşma yapmayı denemiştir.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP PM’de yaptığı konuşmada;

“Toplumun gündeminde anneler var. Anne için evladın ne kadar değerli olduğunu ancak anneler bilir. Çocuk hastalandığında anne de hastadır. Hayatı bir anlamda çocuğuna bağlıdır. Kendisinden daha iyi bir yaşam standardı sağlamasını ister. Her çocuk annesinin turnasıdır. Anneler arasında da bir ayrım yapılıyor.”girişinden sonra,

Cumartesi Anneleri, Diyarbakır Anneleri…

Nasıl bir ayrım? İkisi de çocuklarını istiyor. Bir anne Diyarbakır’da diyor ki: “Benim evladım geri gelmeyecek, sizin ki inşallah gelir.”

Bu tabloya baktığımızda annelerin hukukunu savunmak gerekmiyor mu? Cumartesi Anneleri 702 haftadır evlatlarının fotoğrafını taşıyarak kimseye bir söz söylemeden oturuyor. Evlatlarının mezarını istiyor.”

diyerek dilinin altından baklayı çıkarıyor, teröre hizmet edenlerle, teröre boyun eğmeyenleri aynı kefeye koyuyor.

Kılıçdaroğlu bu surette, kamuoyunu inandırması artık mümkün olmayan DHKP ve PKK terör örgütlerine katılan evlatlarını arama bahanesiyle istismar edilmiş anneleri kullanarak bölücü hedeflere ulaşmak isteyen terörün yandaşlarına bir anlamda destek vermektedir.

 

Daha bir gün önce bölücülerin emellerine hizmet eden Cumartesi Anneleri’nden Maside Ocak yaptığı açıklamada: “Evlat yolu gözlemenin ne demek olduğunu bilen aileler olarak, Diyarbakır’daki ailelerin acılarını en İyi biz anlarız.

 

Onların acılarının araçsallaştırılması, günlük siyasetin bir parçası haline getirilmesi en çok bizi yaralar. Her annenin evladına kavuşma talebi bizim de talebimizdir. Yüksek sesle haykırıyoruz; barış olsun anneler evlatlarına kavuşsun!

Barış olsun ne asker, ne polis, ne gerilla annesi ağlamasın.” demek suretiyle kanlı teröristlere gerilla nitelemesi yaparak binlerce kez olduğu gibi ihanetlerini ortaya koymaktadır.

 

CHP lideri, terör yandaşlarıyla cesaretle, canları pahasına mücadele eden ve onlara meydan okuyan anneleri aynı değerde tutarak işi sulandırmakta, gizli amacını ortaya koymaktadır.

 

Ne yazık ki artık iktidarı ele geçirme uğruna Türkiye’de terör başta olmak üzere dış politika gibi milli konularda mutabakat yoktur. Aksine CHP önderliğindeki HDP, İP, SP ve FETÖ tarafından oluşturulan Zillet İttifakı sayesinde yabancı tezlerin yerli işbirlikçisi faaliyetler söz konusudur.

 

Kılıçdaroğlu, birkaç gün önce Türk Devletine meydan okuyan, kanlı teröristleri “gerilla” diyerek öven HDP’nin sözde milletvekiline tek bir söz söyleyememektedir.

 

CHP lideri Kılıçdaroğlu, hala Suriye’de ne işimiz var diye haykırmakla kalmıyor, Cumhurbaşkanına hitaben “Kim sana oradaki insan katliamlarına bir anlamda destek ol dedi? Sana ne Suriye’den sana ne.” demek suretiyle Türkiye’yi Suriye’deki katliamlardan sorumlu tutmaya kalkarak zıvanadan çıktığını ortaya koymaktadır.

 

 

MHP Lideri Devlet Bahçeli Erzincan konuşmasında ülkemizde yaşananlara teşhisi koymuş kaos virüsünün CHP’de olduğunu “Bu süreçte CHP’nin duruşu ise kaygı vericidir. Bölücülerle verkaça giren, terör örgütüyle heyecanla kucaklaşan CHP’nin yolu yol değildir, gittiği yer ahlaki değildir. Milli haklarımıza itiraz eden bir CHP karşımızdadır.” veciz ifadesiyle ortaya koymuştur.

Artık Türkiye’yi gelinen noktada, içinde bulunduğu badireden kurtarma görevi Cumhur İttifakı önderliğinde Türk Milletinin bizzat kendisine kalmıştır.

Evladını HDP’den isteyen kürt kökenli babanın

“PKK diyor ki biz Kürtler için savaşıyoruz,
Hayır siz Kürtlerle savaşıyorsunuz!” şeklindeki sözleri bölge halkının geldiği noktayı ortaya koymaktadır ve Türk Milletinin birlik beraberliği için son derece umut vericidir.

Aziz milletimiz, içinde bulunduğumuz her türlü olumsuz şartlar ve yerli işbirlikçileriyle karşımızda duran yedi düvele karşı bir defa daha başarıyla mücadele etmek durumundadır.

Milli bekamız için yegane dayanağımız Türk Milletinin şaşmaz iradesidir.

 

Hedefimiz, içerde ve dışarıda terör odaklarını kesin bir yenilgiye uğratırken sınırlarımızdaki tehditleri ortadan kaldırarak bölge ve dünya barışına hizmet etmek olmalıdır.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.