DOLAR 5,7305
EURO 6,3464
ALTIN 277,2
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

“KAVE ATEŞİ”

13.09.2019
2.063
A+
A-

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin simgesi olan cami figürlü logoyu hepimiz biliriz…

İmamoğlu değiştirmiş, LGBT renkli Ateş (duman) şekli gibi bir şey koymuş…

Basit bir değişim gibi gelebilir eğer “Kave Ateşi”ni bilmezseniz…

Biz Türklerin Ergenekon Destanı‘nı alıp Zerdüşt Kürtlerin kendilerine göre yorumladıkları Demirci Kave (Kawa) Efsanesi’ni (Kürtçe:Kawayê Hesinker) bir hatırlayalım…

Uydurulmuş bu hikâye, Zerdüşt’lüğün kutsal kitabı olan Avesta‘da yarı şeytan Babil kralı olarak yer almıştır…

Dehak (Zahhak) şeytani ve tiran bir Arap kral olarak Kürt mitolojisinde tasvir edilmiştir…

Zerdüşt inancına bağlı Kürtlerde Newroz Bayramı’nın çıkış yeri olarak gördükleri Demirci Kawa Efsanesi’nin birkaç farklı uyarlaması vardır…

Birincisi, Kral Dehak’ın vücudundaki yaraya genç insan beyni sürülürse iyileşeceğini çevresindekilerin söylemesi üzerine, şehirdeki gençleri sırayla saraya alıp öldürmeleri ve beyinlerinin pişirilip yaraya sürülmesi…

İkincisi ise vahşi kralın omuzunda iki yılanın yaşadığı ve onları genç insan beyinleriyle beslemek istemesi sebebiyle gençleri saraya alıp öldürmesi…

Hikâye bu ya, o bölgede yaşayan Demirci Kawa adlı Kürt köylü değişik hikâyelerde sayıları 7-17 arası değişen oğullarını senelerce saraya vermiş ve 21 Mart sabahı kendi ürettiği kılıçla saraya girerek son oğlunu kurtarmış ve dağın tepesinde ateş (Kave Ateşi) yakmış…

Bu ateşi gören halk, dağların tepelerine çıkıp ateşler yakmış ve sağ kalan çocuklarını dağlarda büyüterek cani kral Dehak’a karşı ayaklanıp özgürlüklerine kavuşmuşlar…

Daha sonra Demirci Kawa üzerindeki önlüğü (sarı, yeşil, kırmızı olduğu söylenir) bir sopa üzerine takmış ve ateşin üzerinden atlamış…

O geceki/sabahki kutlama asırlarca o bölgede bu inançla sürüp gidiyor…

Adı Kawa, mesleği demircilik olan bu hikaye şahsiyetinin yaktığı ateş anlamında “Kave Ateşi” deniliyor…

Bu tarihi, biz Türkler Ergenekon’dan çıkışın sembolü “Bahar Bayramı” olarak kutlarız…

Zerdüşt Kürtler ise “Özgürlük Bayramı (Nevroz)” olarak kutlamaya, onu siyasi bir sembol haline getirmeye hâlâ günümüzde devam ediyorlar…

Uydurulmuş bu hikâyede anlatılanlar PKK’ya ilham kaynağı olmuş ki (PKK’lıların Zerdüşt olduğu söylenir), 40 yıldır Kürt gençleri dağa beyni yıkanarak ya da zorla kaçırılıp eğitilerek Türk Devleti’ne silahlı terörist olarak gönderiliyorlar…

Bugünkü PKK yapılanmasında hâlâ özgürlük adı altında HDP tarafından gençler kandırılıp dağa çıkarılıyorlar (kaçırılıyorlar)…

Ergenekon’dan uyarladıkları bu hikâyede, PKK’ya göre zannederim Dehak’ın karşılığı Türk Devleti oluyor…

Kürt gençlerini dağa kaçırıp eğitecekler ve Türk Devleti’ni yenip özgürlüklerini kazanacaklar(!)

Kime göre, neye göre özgürlük kazanacaklar; bu tam bir muamma…

Kürt oldukları, Müslüman oldukları da muamma…

Dini anlamda Kawa Ateşi, Cami’ye karşı diye de yorumlayabiliriz?

Halkımızın  bir kısmı maalesef hâlâ uyuyor ve ülkemizin üzerinde planlanan oyunların farkında değil…

Bu küçük şirin dokunuş gibi görünen bir logo değişiminde bile derin manâlar gizli aslında…

Aslında bize diyorlar ki:

“Zerdüşt Kürtler olarak biz İstanbul’u 2019’da Türk’lerden aldık”…

İmamoğlu’nun yeni “LGBT renkli logo”suna bakıp onu basit yorumlayamazdım…

Size çağlar öncesine ait niyet ve dileklerini gerçekleştirdikleri için belediyede “Kave Ateşi” yaktıklarını söylüyorum…

“Ey Türk gençliği,

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

(Mustafa Kemal Atatürk – 1927)

 

LEYLA DÜZEL

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.