DOLAR 5,6984
EURO 6,3654
ALTIN 277,0
BIST 98.463
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Kaçış Odası Yerine Soğuk Hava Deposu

17.05.2014
59
A+
A-

Neval KAVCAR

Çalışmanın fıtratında kaza değil, güvenlik vardır. Soma’da yaşanana kaza değil, daha çok para kazanma hırsı ile iş güvenliğinin hiçe sayılması sonucu facia demek doğrudur.

AKP iktidarının ülkeyi nereye götürdüğü görmek için, Soma’da yaşanan durumu anlamak yeterli. ‘özelleştirme’ adı altında, devletin bir çok noktadan çekilmesi, yerini özel şirketlere kontrolsüzce bırakılmasının neticesi nasıl olurmuş Soma’da yüzlerce canı yitirerek anladık.

Özelleşme demek vatandaşın can güvenliğinin hiçe sayılması anlamı taşıdığının göstergesidir yaşananlar. Patronların daha az paraya, daha çok kâr hesabı ile işçinin can güvenliğini nasıl hiçe saydığını, yapılan denetimlerin de nasıl göstermelik olduğu ortaya çıktı.

Halk galeyana gelmesin, yandaş bir şirket sebebiyle hedefe oturtulmayalım diye daha ilk andan ölenlerin sayısı saklandı. Bakan Yıldız’ın adı ‘ölü sayıcıya’ çıkmakla birlikte, zaten tam rakamları da vermediğini, yine basın mensuplarının soğuk hava depolarına getirilen cenaze sayılarını söylemelerinden ortaya çıktı.

İlk anda koordine eksikliği, olup biteni gizleme telaşı yardım çalışmasını da aksattığını söylüyor havzada bulunanlar. Belli bir saatten sonra da elbette sağ kurtarmadan ümit kesilmiş. İş yeri güvenliği, yüzyıllık olursa elbette başa da bu durumların gelmesi olağandır. Başbakan yüzyıl önceden örnek verdiğine göre demek ki, güvenlik sistemi de epeyce eskimiş kanaatine varıyorum.

Böyle büyük bir faciadan sonra Başbakanın, ‘olur böyle şeyler, doğasında var’ tarzı konuşması, hem Somalılarda hem de yurt genelinde infiale yol açmıştır. Yüzlerce can gitmiş bir ölüm ocağında, Başbakanın işi işvereni korumak mıdır? Yüz yıl önce yaşanmış maden kazalarını anlatarak acı hafifletilmez, milleti daha çok öfkelendirir. Nitekim Soma’da yaşanan budur.

“Kontrollerle de burası gerçekten gerek işçi sağlığı gerek işçi güvenliği açısından da iyi noktada kömür ocaklarından birisi olarak değerlendirmesi yapılmış” diyerek, işverenin arkasında durmayı sürdüren konuşmasıysa büyük tepki çekmiştir. Soma Belediyesinden ayrılmak üzere iken Somalıların tepkisi ile karşılaşmış, istifaya davet edilmiştir.

O ne yapmıştır. Yaşanan acının büyüklüğü sebebiyle bu davranışları normal görmek yerine, vatandaşların üzerine yürümüş, Yeşil Portakal adlı markette vatandaşımızı da yumruklamıştır. Başbakan mıdır, boksör müdür, insan fıtratından habersiz midir ne diyeceğini şaşıyor insan.

Vatandaşa diyor ki başbakan ‘gelin benim yanımda yuh çekin.’ Zaten onun yanında çekiyorlar. Taşeronculuğu hayatımıza sokan, Sağlık sistemine can çektiren AKP iktidarının son günleri olduğu öfkelerinden okunmakla birlikte, kendilerini itidale davet ediyorum. Başarısız oldular, gösterilen tepki de bunun neticesidir.

Nitekim Soma’da Gül, Erdoğan, Bakanlar, AKP’li vekiller yuhalanmış, öfke selinin hedefinde olmuşlardır. Niye diye düşünmek yerine, kolluk kuvvetlerinden medet umarak ayakta kalmak ne zaman kadar yeterli olacak bekleyip görmek gerek.

***

280 İŞÇİ NEREDE?

Resmi kaynaklardan gelen bilgiye itibar etmeli kabul de, bu konuda AKP iktidarına ne derece güvenilmeli acaba? Daha başından beri ölü sayısını düşük göstermeye çalışan, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün, gerçek sayıyı söyledikten sonra mecburen açıklayan Bakan Yıldız, kendisine kızmıştı hatırlarsanız. Başbakan da, fırsatçı demiş marjinal ilan etmişti.

Düşünebiliyor musunuz, madende kaç kişi öldüğü hakkında ağabeyle sağlıklı haber almanın önünü keserek, milletin haber alma hürriyetine engel oluyorlar. İyi de çocuklarını arayan aileleri susturmak mümkün mü?

Maden – iş sendikası bakın ne diyor? “Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre madende 787 maden işçisi vardı, 282 işçi öldü, 150 işçi hala madende, 75 yaralı kurtarıldı. Soruyoruz 280 işçi nerede? Katliamın üçüncü günündeyiz ve hala yerin altında yüzlerce maden işçisi kurtarılmayı beklemekte” (Basın – 15 Mayıs 2014)

Bilgi kirliliği deniliyor fakat gizleme telaşı ile bilgi kirliliğini bizzat kendileri yapmıyor mu? Sigortasız, küçük yaşta çocuk çalıştırılıyor haberine Bakan Çelik ‘araştırdık o genç 19 yaşındaymış’ dedi. Yıldız ise o gencin hayal ürünü olduğunu söyledi. Demek ki dayısı çocuğun yaşı hakkında yalan söylüyor gibi neticeye geliyoruz. Sendikacının bahsettiği ‘kayıt dışı’ işçiler gerçeği hakkında niçin işveren kayıtları yerine, madende çalışanların sözlerini de dinleme gereği duymuyorlar?

İktidar, attığı her adım gibi özelleştirme, yandaşlaştırma sonucunda politikalarının iflas ettiğini de görmüştür. Düşünebiliyor musunuz, PKK ile yapılan müzakere sonucunda başımıza neler gelebilir?

Somaya taziyeye geliyorlar, Başbakan yumrukluyor, müşaviri tekmeliyor. Hâl böyle iken, madende hâlâ iki yüzün üzerinde insan çıkarılmayı bekliyor.

‘Kaçış odası yaptık’ diyen iş yeri sahibi bakanlarla toplantı yaparken, işçiler soğuk hava deposuna götürülüyordu.

Sözün bittiği yerdeyiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.