İSTİKLAL MARŞI’MIZIN KABULÜ

12.03.2021
A+
A-

İSTİKLAL MARŞI’MIZIN KABULÜ..

              (12 Mart 1921)

     “Her milletin, bir hikayesi ve mutlaka bir bağımsızlık sembolü vardır.”

      Bu sembollerden birincisi bayrağı, ikincisi ise milli marşıdır. Türkiye de yaşayan necip Türk milletinin de Ay – Yıldızlı bayrağı ve “İstiklal Marşı” milletimizin ebedi vazgeçilmezleri arasındadır.

     Çok eski arkaik dönem başta olmak üzere Türklerin kurmuş oldukları devletlerde veya konfederasyonlar da bir milli marşları yoktu fakat mutlaka kendilerini temsil eden bir bayrağa sahip idiler. Töles (Türklerin Bozkırda ki genel adı) boyları kendi soylarını veya aşiretlerini temsil eden tanınırlığa sahipti, yani flama veya bayrakları vardı.

     Anadolu’da milli mücadelenin yapıldığı dönemde Kurtuluş Savaşı sırasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra bile, Türk ordusu hala bu topraklarda ki yabancı düşman kuvvetleriyle savaşmayı sürdürüyordu. Yunan işgal ordusu neredeyse Ankara’ya kadar gelmiş ve daha da ilerlemek için elinden geleni yapıyordu. Marşlar, bir milletin milli benlik duygularının gelişmesine yardımcı olan, yılgınlık ve bitkinlik sendromu gösterdikleri bir sırada onlara moral aşılayan edebi eserlerdir. Yüz yıllardır bu şekilde de bu durumu devam etmişlerdir.

      Tam da o günlerde, Anadolu halkını cesaretlendirecek, var olan karamsar tabloyu yıkarak kalplere umut dolduracak bir milli esere ihtiyaç vardı. Ve bu amaçla da milli marş için bir yarışma düzenlendi. Yarışmayı Milli Eğitim Bakanlığı yani (O dönemdeki adıyla Maarif Vekaleti) düzenlemişti. Kazanan kişiye verilecek ödül de belirlenmişti: 500 Lira. O zaman için bu para çok büyük bir miktardı. Yarışmaya ülkenin çeşitli bölgelerinden tam 724 eser katılmıştı. Dönemin iletişim zorluklarını göz önünde bulundurursak, böyle bir yarışmaya o günlerde tam 724 eserin gönderilmiş olması başlı başına bir başarı öyküsüdür.

      Esasında böyle büyük bir katılımın olması hem yarışmaya renk katmış hemde millet olarak milli ve manevi değerlere sahip çıkmak adına milletimiz gereğini yerine getirmenin bahtiyarlığını da çok hak etmiştir. Bu 724 şiirden 6 tanesi beğenilerek seçilmiş ve milletvekillerine dağıtılmak için meclis matbaasında basılmaya gönderilmiştir. Dönemin Maarif Vekili yani Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif Ersoy’un hiç bir eserinin bu yarışmada olmadığını görünce kendisinden rica ederek yarışmaya katılmasını istemiştir. Onun gibi büyük bir şairin eserlerinin bu yarışmada olmamasını Milli Eğitim bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver kabul etmemiş bu durumu içine sindirememiştir.

     Para ödülü olduğu için yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif Ersoy’u ikna eden Hamdullah Suphi Tanrıöver kendisine para ödülü verilmeyeceğini belirterek Mehmet Akif’i yarışmaya katılmaya ikna etti. Şair, şiirini 48 saat gibi kısa bir sürede yazıp teslim etti. Daha önce seçilen 6 şiirle birlikte bu şiir de jüriye sunulur. Atatürk’ün başkanlığını yaptığı TBMM’de 1 Mart 1921 günü 2. oturumda Hamdullah Suphi, kürsüden şiiri okur ve herkes tarafından bu şiir çok beğenilir. “İstiklal Marşımızın” güftesi, 12 Mart 1921 günü büyük çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplantısında resmi marş olarak kabul edildi.

     ”Şair de şiirini Kahraman Ordumuza İthaf” etmiştir.

      Resmi milli marşın ilk bestesi Ali Rıfat (Çağatay) tarafından derlendi ve 1924’ten 1930’a kadar kullanıldı. Osman Zeki’nin bestesinin geleneksel Türk marşları üslubuyla yapılmış olmasından, 1930’da, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefi, Osman Zeki Üngör, batı marşları tarzında ki bestesiyle değiştirildi. Bu beste o günden bu güne kadar geçerlidir. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi; yüce Allah (C.C) bu millete bir daha İstiklal marşı yazdırmasın. Bu söylem kadim Türk milletinin devletinin varlığını sürdürmesi ve bekası açısından söylenmiş çok doğru ve güzel bir ifade olarak kabul edilmelidir.

       Şimdi bazı bir takım güruhlar tarafından İstiklal şairimize karşı bir takım ahlak dışı söylemlerin ifade edilmesi hepimizi üzmektedir. Bu duruma maalesef Türkiye Cumhuriyeti Devletinin siyasileri ve yöneticileri de zaman zaman, katkı vererek yanlış işlerin içerisinde bulunmaktadırlar. Milli şairimiz, merhum Mehmet Akif Ersoy yazdığı bu şiirlle tarihe mal olmuş ve büyük bir eser bırakmanın bahtiyarlığı ile şimdi ebedi istirahatgahında yatmaktadır. Bugün bazı kendini bilmez gafiller ve Türk düşmanları onu dillerine dolayarak yalan, yanlış beyanlarla karalamaya çalışmaktadırlar. O en güzel cevabı yazdığı Milli marşla vererek, gönüllerde taht kuran büyük bir şair ve müteffekir olarak tarihte ki yerini almıştır.

      Mehmet Akif Ersoy olmak kolay değildir, büyük mütekkefir ve şair bu durumu da İstiklal Marşımızı yazarak yüce Türk milletine armağan ettiği eseri ile ortaya koymuştur.

”Milli, bir duruşun yoksa kuracağın hayalin İstiklali olmaz.”
Ali KARACA

Ali KARACA

12.03.2021

İSTANBUL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.