DOLAR 5,6698
EURO 6,1937
ALTIN 272,9
BIST 105.152
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

İsrail Meselesinde Asıl Tartismasi Gereken

12.06.2010
143
A+
A-

Savaşlar meydanlarda topla tüfekle, kılıçla kalkanla yapılsa işimiz kolay da, “delikli demir çıktı mertlik bozuldu” demiş Köroğlu, neredeyse 500 sene önce. Şimdi olsaydı herhalde “İnternet çıktı, kahramanlık bitti” derdi.

Gazze’ye insani yardım amacıyla giden Marmara Gemisi’ne İsrail katillerince saldırılması ve ardından çıkan kriz, ülkemiz açısından asıl tartışılması gereken çok önemli bir konu için fırsat doğurdu ama ne yazık ki bizim “o taraklarda bezimiz olmadığı için” es geçiyoruz.

Her Türk gencinin (tabii yaşlısının da) iki elini şakağına götürüp düşünmesi lazım.

Kıçıkırık bir telsizi bile üretemediğimiz için Kıbrıs harekâtı esnasında, Hava kuvvetlerimiz kendi gemimizi (Kocatepe) batırdı, iki gemimizi ağır yaraladı. Bu bize ders oldu, ardından ASELSAN kuruldu. Fakat gerektiği gibi desteklenmediği için ASELSAN şu anda istenen seviyede değil.

Çağımızda ülkelerin bağımsızlığı, teknolojik bağımsızlığı ile doğru orantılıdır. Siz istediğiniz kadar “normal zamanlarda” bağımsızlık nutukları atın, bir gün “bağımsızlığınızı korumak zorunda kaldığınızda” eğer kendi kafanızı kendi elinizle kaşıyamıyorsanız sizin bağımsızlığınız, boynunuza bağlanan ipin müsaade ettiği uzunluk kadardır.

Her tür teknolojiye sahip olunamayabilir, ancak hiç olmazsa “karşılıklı bağımlılık” şeklinde bir seviyede olmalıyız.

Şimdi Türkiye-İsrail meselesinin bu söylediklerimle ne alakası var diyenleriniz olabilir. Sadede geliyorum.

İsrail, basit bir hamle ile İnsani yardım vakfı-IHH’nin internet sitesine erişimi dünyanın her yerinden anında engelledi. Çünkü Internet güvenliği için en çok kullanılan program (Check-Point) İsrail menşeli. İsrail daha önce de bir programın içine arka kapı (BackDoor) koymuş, fark edilince de kaldırmıştı. IHH’nin internet sitesine erişimin engellenmesi çok önemli olmayabilir. Fakat aynı şeyi savaş zamanında yapmayacağının garantisi olabilir mi?

Savaş tanklarımızın modernizasyonunu İsrail’e, uçaklarımızın yazılımlarını ABD’ye,… yaptırıyoruz ve “karşılıklı bağımlılık” oluşturacak “patatesimizden başka” bir şeyimiz yok. İsrail veya ABD, bir savaş esnasında patates yemeyi bir süreliğine erteleyebilir ama biz tanklarımızın ve uçaklarımızın hareket etmesini bir süre erteleyebilir miyiz?

Haberleşme günümüzde artık atlı süvarilerle değil internet altyapısı üzerinde yapılmaktadır. Haberleşmenin “ülke güvenliği” açısından önemini anlatmama lüzum yok herhalde? Güvenliğini İsrail’e emanet ettiğimiz İnternet üzerinden yapacağımız haberleşme ne kadar güvenli olacaktır? Dahası ciddi bir kriz esnasında interneti kullanabilecek miyiz?

“İnterneti kullanmadan da haberleşebiliriz” demek, “ekmek bulamazsak, pasta yeriz” demekten bir farkı yok. Tepemizdeki TÜRKSAT1 ve TÜRKSAT2 uydularının da adından başka Türk bir tarafı olmadığı konusuna hiç girmemeyim şimdi.
Ülkelerin sınırları artık karakollarla korunmuyor. Dahası sınır güvenliği bir ülke için ne kadar önemli ise artık teknoloji sahipliği de o kadar önemli. Hatta daha önemli.

Hani “sokağa çıkalım, vuralım kıralım” diye kahramanlık taslayanlara karşı Devlet Bey “Ülkücünün eli silah değil bilgisayar tutacak” demişti de pek çoklarının kapasitesi bunu anlamaya yetmemişti ya. İşte şimdi soruyorum herkese.
Olmaz ya, diyelim ki İsrail ile ciddi anlamda sorun yaşıyoruz ve yine olmaz ya bu meclis İsrail’e savaş kararı aldı.
Öyle bir durumda olacak olan şu.
Tanklarımızı, uçaklarımızı hareket ettiremeyiz, haberleşme altyapımız kilitlenir. Ne yapacağız, 2. Dünya savaşından sonra Almanya, ABD, İngiltere’nin çöpe atacağına bize sevabına(!) bağışladığı ve halen kullandığımız Revo ve kıytırık 3. Dünya jipleriyle mi savaşacağız?

Marşal yardımı geldiğinde “niye üretip de kendimizi yora
lım, ABD müttefikimiz, bize her şeyi veriyor” deyip ülkemizdeki bütün sanayi tesislerini kapatan Menderes hükümeti, bebek davasından değil, asıl bu ihanetten yargılanmalıydı. (Bunu dediğim için şimdi beni Menderesi asanlarla aynı kategoriye koyacaklar ama umurumda bile değil. Çünkü bu memlekete zarar veren her kim olursa olsun benim için aynı kategoridedir. Kıbrıs’ta kendi gemimizi vurmamızın asıl sorumlusu da bu Marşal yardımlarını kabul edenlerdir. Bağlantıyı siz kurun artık.)

Tamam, kahraman bir milletiz ve ülkemiz için canımızı feda ederiz. Fakat mevcut şartlarda ancak canımızı feda ettiğimizle kalırız ve ülkemiz de elden gider.

TBMM’nde kaç tane “teknik” milletvekilimiz var bilemiyorum ama keşke siyasilerimiz İsrail’i içi boş laflarla tehdit edeceğine, bir komisyon kurup “he ya, iş ciddiye binerse bu İsrail denen haşarat ile nasıl baş edeceğiz, sadece askeri cihazlar açısından değil, domates biber tohumu açısından da bunlara bağlıyız, kendi teknolojimizi üretmek için bir an önce kolları sıvamalıyız” diye tartışsalardı.

İsrail ile bu mesele çıktığından beri Meclis TV’yi sabaha kadar izliyorum. Ne kadar lüzumsuz mesele varsa konuşuluyor, kanunlaştırılıyor ama yazık ki bu ”Teknolojik bağımlılık” konusunda tek laf eden yok.

Tedbir almayıp insanımızın selden, grizudan, trafik kazasından boşu boşuna ölmesini her defasında “kader” diye açıklayan “dini bütün Başbakanımızdan” yukarıda anlattığım konuyu anlamasını elbette beklemiyorum ama hükümet içinde mutlaka “teknoloji-okur-yazar” birileri vardır, onlara sesleniyorum.

Almanya yıllar önce Windows’a (ABD’ye) güvenmediği için kendi işletim sistemini (Linux) yazdı ve Savunma Bakanlığı ve diğer stratejik kurumlarında bunu kullanıyor. Başka pek çok “ciddi” ülke benzer tedbirler aldı.
Bizde tık yok. Bırakın Bilgisayar teknolojisini, kıytırık bir cep telefonunda bile markamız yok.

Daha ne kadar bekleyeceğiz, daha ne kadar “Marşal yardımlarıyla” idare edeceğiz.

Bu işler öyle “İzak fabrika yapacak, Ayşe Fatma, Mehmet, Hasan çalışacak” ile olmuyor.

Çok istekli ve yetenekli genç bir nüfusumuz var. Gençliğimizi ayrıştırarak, kamplaştırarak lüzumsuz işlerle meşgul edeceğimize, teknoloji üretmelerine fırsat verecek ortamı oluştursak, olmaz mı?

İddia ediyorum, 16 yaşında bilgili bir genç oturduğu yerden koskoca bir taburun yapacağı işten fazlasını yapabilir.

Silahlı kuvvetler şart elbette. Lakin çağımızda Teknolojik Kuvvetler olmayınca Silahlı Kuvvetlerin hiçbir caydırıcılığı olamaz.

Bakın, neredeyse İsrail’in nüfusu kadar askerimiz var ama sürekli dayak yiyen, karizması çizilen biz oluyoruz.

Laga lugayı bırakıp artık bizim de “bir şeyler” yapmamız gerekmiyor mu?

***

Askere de, Tekonolojiye de belki bin sene ihtiyacımız olmayabilir. Fakat ihtiyacımız olduğunda anlarız ki, değil bin sene, on bin sene bile bu iki alana yaptığımız “boşa” yatırım, aslında boşa yatırım değildir. Onu ancak “lazım” oldukları gün anlarız.

Bu günler işte o günlerdir.

Not: İç basında “hükümet İsrail’e şöyle bağıdı, böyle çağırdı, Erdoğan Kükredi” filan gibi “gaz alıcı” manşetlerden kafanızı kaldırıp yabancı basında yazılanlara bir bakın bakalım. İsrail’in Türkiye’yi nasıl yerle bir ettiği mi yazıyor yoksa bizim Başbakan’ın “dayak yemiş adamın haleti ruhiyesi ile bağırıp çağırarak kendini rahatlatması mı?” {jcomments on}

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.