DOLAR 5,7163
EURO 6,3278
ALTIN 275,7
BIST 103.029
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

IŞİD Üzerinden Büyük Kürdistan İnşası

03.10.2014
61
A+
A-

Orhan Karataş

Türkiye, AKP’nin yetersizliğinin ve yanlışlarının girdabında debelenirken, ihanetin diğer ucundakilerin fırsatı ganimete dönüştürme çabalarını sonuca bağladıklarını ibretle izliyoruz. Kan dilli katillerin ve İmralı’daki bebek katilinin Eylül ayının sonuna kadar süre vermeleri AKP’de karşılık buldu ve istenileni emir sayıp, gereğini yerine getirmekte gecikmediler. İmralı canisinin ellerine verdiği yol haritasını resmi hale getirip, Resmi Gazetede yayınladılar.

HER TESLİMAT ELDE VAR BİR OLUYOR

Bu teslimatın işe yarayacağını ve ihanet yolcularının geri duracaklarını zanneden varsa yanılıyor. Eğer öyle olsaydı, bugüne kadar yapılan teslimatlara bağlı olarak, ihanette bir yavaşlama, bir normalleşme yaşanırdı. Oysa, tam tersi oluyor ve verilen her şey elde var bir sayılıp daha fazlası için harekete geçiliyor. Süreç tek taraflı işliyor. İmralı’daki bebek katili yol haritası hazırlayıp ellerine veriyor. Dağdaki katiller tehditler savurup gereğinin biran önce yerine getirilmesini istiyor. Şehirdeki uzantılar da, meydanı boş bulmanın rahatlığıyla yakıp yıkarak, isyan provaları yaparak hükümeti zorluyor. AKP ile birlikte bu yöntem her zaman sonuç verdi ve ihanet güruhu bu sayede hayal bile edemeyeceği mesafeler kat edip, ülkenin belli bir bölümünde kontrolü ele geçirdi.

DAĞDAKİ KATİLLERE MEŞRUİYET KAZANDIRMA ÇABASI

Hükümetin açıkladığı bebek katilinin yol haritasındaki son teslimat, ihanet güruhunu daha da coşturacak ve azdıracaktır. Nitekim, iradesini teslim aldıkları AKP hükümetine yeni dayatmalar yapmakta gecikmemişlerdir. İmralı canisi ve Başbakan Davutoğlu ile görüşen Selahattin Demirtaş, eşzamanlı olarak IŞİD bahanesiyle PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’nin muhatap alınmasını ve hatta silah yardımı yapılmasını istemiş ve yine tehditler savurmuşlardır. Hükümet ve iktidar sözcülerinin açıklamaları bu tehdidin de karşılık bulabileceğini gösteriyor. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan PKK’yı IŞİD’e karşı çatışmaya çağırırken, aslında muhataplığın boyutlarını da ortaya koymuştur. Bu açık ve aleni şekilde dağdaki katillere meşruiyet kazandırma çağrısıdır.

AYN-EL ARAP ÜZERİNDEN OYNANAN OYUN

Kobani üzerinden oynanan oyunu ibretle izliyoruz. Aynı yolun yolcuları olan Barzani, PYD, PKK bir taraftan Ayn-El Arap’ın IŞİD tarafından ele geçirilmesinin nasıl bir felaket olacağını söyleyip ağıt yakıyorlar, diğer taraftan geri çekilip seyrediyorlar. IŞİD’in karşısına çıkmaya ne cesaretleri var, ne de niyetleri. Sadece PYD’yi ortaya sürerek IŞİD karşısında zayıf bir cephe oluşturuyorlar. Sonra da dönüp, PYD’ye silah başta olmak üzere her türlü yardımın yapılması için AKP’ye baskı yapıyor ve tehditler savuruyorlar. AKP’nin bu oyuna gelmesi durumunda Türkiye bir anda kendini bataklığın içinde bulmakla kalmayacak, PKK’yla aynı safa girecek ve dört parçalı büyük Kürdistan’ı kendi elleriyle inşa edecektir. IŞİD’in varlık sebebi, zaten bunu sağlamaktır.

AKP’YE NATO GAZI

AKP’nin Esad ile ilgili hesapları endişelerimizi daha da arttırıyor. Dünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi, AKP bir şekilde Esad’ı yerinden etmenin peşindedir. Yapılan değerlendirmeler bu uğurda feda edemeyecekleri hiçbir şeyin olmadığını belgeliyor. Böylece PYD için yeni bir alan oluşturulmuş, PKK ile Türk askeri aynı mevzide buluşturulmuş olsa da, AKP için Esad üzerinden ucuz bir kahramanlık yolu açılacak ve yetersizliğinin ve dış politikadaki büyük çöküşün millete hazmettirilmesi sağlanacaktır. ABD’nin de AKP’yi bu yola sokmak istediğini ve böylece bir taşla birkaç kuş vurmayı planladığını ibretle izliyoruz. NATO’nun, Türkiye’ye saldırı olması durumunda ortak savunma yapılmasını öngören 5’nci maddeyi hatırlatması boşuna değildir. Açık şekilde, “siz yürüyün, biz arakanızdayız” diyorlar ve Türkiye’nin bu batağa saplanması için gaz veriyorlar.

YAPILMASI GEREKEN

Yapılması gereken, macera aramak ve Türkiye’yi bataklığa saplamak değil, tam da söylendiği gibi sınırda bir tampon bölge oluşturmak ve böylece gelebilecek tehdit ve tehlikelere karşı tedbir almaktır. MHP’nin tezkereye destek vermesinin sebebi budur. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada da belirttiği gibi, 6 Ağustos 2012 tarihindeki basın toplantısında, “Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.” Teklifinde bulunmuş ve bunu kamuoyuyla paylaşmıştı. Hükümet bu öneriyi dikkate alıp gerekli atılganlığı gösterebilmiş olsaydı, bugünkü tablo kesinlikle çok farklı olacaktı ve lehimize dönecekti.

BAHÇELİ YOL GÖSTERDİ

Sayın Bahçeli açıklamasında, hükümetin birinci önceliğinin Türkiye’nin güvenliğini sağlam esaslara bağlamak olduğunu belirtmiş ve şu sözlerle yol göstermiştir: “Elbette IŞİD büyük bir tehdittir ve mutlaka tepelenmeli, çok acil başı ezilmelidir. Ancak PKK-PYD-YPG-YPJ da aynı derecede, belki de daha fazla ölçüde Türkiye’nin başına ve çevresine çöreklenmiş bir musibetin farklı farklı isimleridir. IŞİD’le mücadele ederken, PKK-PYD’ye yol verilmesi ve alan açılması büyük Kürdistan’ın batı kısmını ikmal edecektir. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün vazgeçilmezliği ve tüm terör gruplarının bölgeden temizlenmesi yegane öncelik olmalıdır. Hükümet oldu bittilerle, uçuşa yasak bölge yaklaşımlarıyla yeni bir peşmerge yönetiminin kapağını aralamamalıdır. Herkes bilsin ki IŞİD, Büyük Kürdistan projesinin maşasıdır ve görevi bununla sınırlıdır.

Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek için kolları sıvayan, yeni devletler kurmak için fırsat kollayan çevrelere, lobilere, silah ve terör baronlarına karşı herkes uyanık olmalıdır. Türk devleti, Misak-ı Milli’nin sınır boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm milli güç unsurlarıyla göğüs germelidir. Milli güvenliğimize yönelen ağır tehditlerle başa çıkabilmek için, Suriye’nin kuzeyini derinlemesine içine alacak ve hiçbir terör örgütünün lehine olmayacak şekilde bir ‘güvenlik kuşağı’ hayata geçirilmelidir. Kaybedecek zaman yoktur.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.