DOLAR 5,7320
EURO 6,3780
ALTIN 277,5
BIST 100.088
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Hafif Sağanak

İnsanlar Unutsa Da Tarih Yazar

İnsanlar Unutsa Da Tarih Yazar
17.10.2019
3.130
A+
A-

Johnson’dan İnönü’ye

Trump’dan Erdoğan’a

İnsanlar Unutsa da Tarih Yazar

Barış Pınarı Harekatında 10. güne sert ve yeni tartışmalarla girdik.

Dünden bu yana ABD Başkanı Trump’un kendisine yakın televizyoncu vasıtasıyla dünya kamuoyuna sızdırdığı Cumhurbaşkanımıza yazdığı mektup konuşulmakta.

Trump, mektupta Erdoğan’a mealen seni her türlü tavizi vermeye hazır SDG(PKK/PYD) ile masada buluşturup anlaştırayım, ikimizde tarihe geçelim demekte olduğu görülmekte.

En çok dikkat çeken husus da mektubun tarihiyle terör devletinin ilanının önüne geçmek üzere başlatılan Barış Pınarı Harekatının aynı olmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu hadsiz ve diplomatik teamüllerden uzak, adeta Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransız Kralına yazdığı nameyi(!) akıllara getiren mektuba cevabını fiilen, harekat emrini vererek

lisan-ı hal” ile verdiği anlaşılmaktadır.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu durum, deli saçması mektubun ciddiye alınmayıp buruşturup, anında tarihin çöplüğüne atılmasından başka bir şey değildir.

Cumhurbaşkanımızın eline, yüreğine sağlık.

Aslında bu hareket 1964 yılında ABD Başkanı Johnson’ın

Rahmetli İnönü’ye gönderdiği ültimatoma 65 yıl sonra verilen tokat gibi bir cevap anlamı da taşımaktadır.

Unutmayın insanlar unutur, tarih yazar!

Olaya gelince, kısaca özetleyelim.

Kıbrıs’ta yaşanan ve Türk toplumunu ortadan kaldırmaya yönelik hareketlerin ortaya çıkması ve Türk kamuoyundan gelen büyük tepki sonrası garantör devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’a askeri müdahale kararı alır.

Bunu haberi alan ABD Başkanı Johnson, Türkiye’ye Kıbrıs’a müdahale yapmamasını, eğer yapılırsa Amerikan silahlarının kullanılmamasını ihtar ederek, Varşova bloğundan Türkiye’ye yönelecek saldırılarda NATO’nun ülkemizin yanında yer almayarak yalnız bırakacağını da içeren çirkin mektubu devrin güçlü yöneticisi Cumhurbaşkanı İnönü’ye 5 Haziran 1964 tarihinde mesaj olarak ulaştırır.

Ne yazık ki Türkiye Kıbrıs’a müdahale kararından bu ültimatom sonrası, gerek çıkarma yapacak yeterli askeri teçhizat ve silaha sahip olmaması gerekse ABD’ye karşı koyma gücünü kendinde bulamaması nedeniyle vazgeçmiştir.

Bilindiği gibi Türkiye 15 Temmuz 1974 yılında ENOSİS taraftarı rum EOKA-B lideri Nikos Samspson’un darbe yaparak yönetimi ele geçirmesi üzerine 20 Temmuz 1974 tarihinde 1. Kıbrış Barekatı başlatılmıştır.

Tıpkı bu gün olduğu gibi Türklerin haklarının korunması ve Türkiye’nin güvenliği için parmağını kıpırdatmayan sömürgeci batı birden harekete geçmiş 22 Temmuz 1974 tarihinde BMGK’dan ateşkes kararı çıkararak Türkiye’nin müdahalesinin önüne geçmiştir.

Harekat böylelikle ancak iki gün sürebilmiştir.

2.Barış Harekatı ise yine Rumların ateşkes kararlarına uymaması sonrası 14–18 Ağustos tarihleri arasın yapılarak adanın askeri birliklerimiz ve Kıbrıs’ın milis gücü olan Mücahitler tarafından yaklaşık %38’nin kontrol edilmesiyle son bulmuştur.

Netice olarak Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi ancak 4 gün sürmüştür.

Bu vesileyle başta Kıbrıs şehitlerimiz olmak üzere bu müdahaleyi başarıyla gerçekleştiren rahmete kavuşmuş olan şehit, gazi ve Ecevit, Erbakan ile askerlerimize ve onların kabinesinde görev alıp ebediyete irtihal etmiş tüm yöneticilerimize rahmet, hayatta olanlara ise sağlıklı ömürler diliyorum. Allah onlardan razı olsun.

Biz Türkler asker yola çıkınca siyasi tartışmaları bir tarafa bırakan bir millet karakterine ve kültürüne sahibizdir.

Bu günde aziz Türk Milletinin büyük çoğunluğu genlerinden gelen tarihi gerçeğe uygun hareket etmekle birlikte özellikle siyasetçilerin bir bölümünde sinsi bir hükümet karşıtlığı üzerinden harekata zarar verilmektedir.

Bu davranış ve söylemler düşmanın bile söylemekten çekineceği boyutlara ulaşmaktadır.

Ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Türkiye Hükümetini teröristlere yataklık etmek ve onlarla işbirliği yapmakla alenen itham etmekte, Suriye’nin parçalanmasından sorumlu tutmaya kalkmaktadır.

Benzer görüşleri meclite yaptığı samimiyetsiz gösterilere rağmen İYİP Genel Başkanı Akşener de yakışıksız, yadırganan üslubuyla ifade etmektedir.

Bu sözleri her duyan inanmakta zorlanmakta acaba Kılıçdaroğlu yerine Türk düşmanları mı konuşmakta mıdır demektedir.

CHP’nin ve İYİP’in televizyonlarda yorumcu sıfatıyla boy gösteren sözcü veya taraftarları Türkiye’ye nerdeyse Esad’dan özür dilemesini salık verme anlamına gelen cümleler kurmaktadırlar.

Türk Demokrasisinin sınırsız hoşgörüsünü istismar eden PKK’nın sözde silahsız örgütü HDP sözcüleri ise Meclis kürsüsü başta her zeminde Türkiye yerine terör devletinin savunuculuğunu yapabilmektedir.

Dünyada hiçbir devlet demokrasi olsun diye kendine yönelen böylesi davranışları hoş görmez, göremez.

Her kim olursa olsun devlete ve milli menfaatlerimize böylesine büyük oranda zarar veren herkes için acilen gerekenler kanuni çerçevede yapılmalıdır.

Televizyonlarda milli bir karar olan Barış Pınarı Harekatına alenen veya sinsice karşı çıkanlar, onu dünyanın gözünde değersizleştirmeye kalkanlara fırsat verilmeli, icap ederse de içinde bulunulan olağanüstü halin zaruretleri yerine getirilerek yasaklanmalıdır.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.