DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Hafif Sağanak

“İnsan Mısınız?”

21.05.2014
53
A+
A-

Şükrü Alnıaçık

Hükümet merkezli dindarların Soma faciasına verdiği tepkinin duygusal değeri zaman zaman tartışıldı. Daha önce Mısır, Suriye, Filistin gibi ülkelerde yaşanan ölümlü olaylara verdikleri tepkiyle mukayeseler yapıldı.Duygu yoğunlaşması ve insani tepki konusundaki kalite farkı gözlerden kaçmadı.

Mesela birçok mütedeyyin Somalı anne, evlat acısıyla ağıtlar yakarken Emine Erdoğan hiç ortalıkta görünmedi. Nedense “Manisalı” Bülent Arınç’ın hıçkırık sesleri de Soma’da yankılanmadı.

AKP’li vatandaşların Mursi’nin indirilmesi, Rabia’nın vurulması, 529 idam cezası olaylarında Mısırlı Müslümanlar için gösterdikleri tepki, ne yazık ki; Soma’da ölen madenciler için gösterilmedi.

Oysa Soma’dakiler hem vatandaş, hem Türk, hem de Müslüman’dı. Üstelik “zorla bindirilmiş”seviyede de olsa AKP’li oldukları söyleniyordu. Eğer şunu da açıklama gerekirse, güvenliklerinden doğrudan veya dolaylı olarak TC Devleti Hükümeti sorumluydu. Denetimiyle, mevzuatıyla, anayasal korumasıyla, eğitimiyle,kriz yönetimiyle ve kurtarmasıyla…

Mısır’dakiler ne vatandaş ne Türk ne de kerhen de olsa AKP seçmeniydi. Yani onlarla sınırlar çizilirken kopmuş, kavim kavim yaratılırken ayrı düşmüştük. Sadece din kardeşiydik. Ama nedense oraya daha fazla itibar ve muhabbet gösterilmişti. Sanki orada ölenlerin hepsi, “Arap ağzı Kur’an okuyan Mısırlı birer hafız” burada ölenler,”o bar senin bu pavyon benimgezeneyyamcılar”dı!..

İki yıl kadar önce bir yazımda Türklerdeki yabancı hayranlığının bir tür “hastalık” olduğunu ifade etmiş ve buna Tıp dilinin Latince olmasındanhareketle “TürkKozmopatisi” adını bile vermiştim.

Burada da temelde bir”Kozmopati” yani “evren gönüllülük” yatıyor.

İlkçağda Çin’den prenses gelmesi, Ortaçağ’da baskın ve ganimete dönük savaşçı toplum yapısı,Yeniçağda saray haremlerinin cariye ithalatı, devşirmelerin paşa olması, Yakınçağda yabancılar karşısında alınan yenilgiler, önce misyoner papazların sonra dasanayi toplumlarından gelen eğitimli gezginlerin insani kalitesine duyulan alaka, Türklerde bir yabancı hayranlığı meydana getirmiştir.

Böylece sosyalşuuraltının dışarıdan gelene % 100 misafir ve% 50 ganimet muamelesi yapması. Bununla birlikte kendisi için % 100 rakip bir ev sahibi ve% 50 ganimet ortağı olan soydaşından gizli gizli nefret etmesi, yukarıdaki sebeplere bağlanabilir.

Bunlar, bizim binlerce yıl öncesine dayanan anlaşılabilir kültür hastalıklarımızdır.

“İyi ama bu AKP’liler bu kadar da Türklüğe meraklı insanlar değil.Öyleyse onları özellikle güneye ve doğuya hatta içerideki ana dili Türkçe olmayan etnik gruplara karşı bu kadar ‘sevgi dolu’ kılan nedir?” Sorusunun cevabını ise şimdi aramaya başlıyoruz.

Önce hemen şunu söyleyelim, sebep “İslam” değildir. Çünkü İslam’da”Allah iyiliği, doğruluğu ve adaleti emreder.” Ayrıca muhabbette dahi olsa “ifrat”ve”tefrit” haramdır.

“Öyleyse bunlar niyeMısır’a,Gazze’ye bu kadar ağlıyor da Soma’ya ağlamıyor?.” Soru bu…

Bana göre AKP’ye özel sebepler hem siyasi hem de sosyolojik… Önce sosyolojiden başlayalım:

BaştaR. Tayyip Erdoğan vearkadaşları olmak üzere bu insanlar, Türk toplumunun kaç-göç olayına yabancı olana) Alevi kesimiyle, b) Türkmen-Yörük kesimiyle, c) Kentleşmiş eğitimli “karma eğitim”den geçmiş kesimiyle farklı olmalarına yetecek derecede “haremlik- selamlık” toplumsallaşması içinde yetişmiş insanlardır.

Haremlik-selamlık usulünün Ziya Gökalp Sosyolojizmini ne kadar örseleyecek derecede bir çocuk yetiştirme tarzı olduğunun analizi henüz yapılmamıştır. Konunun siyasi ve ideolojik eleştirisi hep “büyükler” seviyesindekalmıştır. Oysa toplumda büyük diye bir şey yoktur. “Büyümüş insan yavrusu” vardır. Her şey ilkokula kadar olup bitmektedir.

“AKP’li insan” 0-6 yaş eğitimini böyle bir ortamda almış, sonra okuldaki Laik eğitimle evdeki din merkezli muhalif söylemler arasında sıkışmış ve sonunda ideolojik olarak “ev”i tercih etmiştir.

Kendinden birini iktidarda görerek huzura eren bu insanların kendi cemaat, tarikat ve partilerinden olmayan insanları hasım gibi görmeleri, “Tevhid-i Tedrisat’ın” başarısız karnesine uygundur.

Kaç-göç bilmez Türkmen’in “daha dini iyi anlayamamış” siyasi tehditolarak görülmesi ve tesettür yoğunluklubazı etnik gruplara daha fazla itibar edilmesisebepsiz değildir.

İşte AKP ileri gelenlerinin Soma’daki “kaç-göç bilmez” vatandaşa ağlamazken Fizan’daki kendisine benzer “tesettürlüye” ağlaması temel eğitim farklılıklarından beslenmektedir.

“Milli” bireğitim ve kültüralaraksiyasikardeşliğe (uhuvvet=fraternity) ulaşamamış insanların anlaşması zordur.

Soma hadisesinde bazı gazetecilerle siyasilerinbirbirlerine “insan mısınız?”diye sormasının sebebi budur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.