DOLAR 5,7898
EURO 6,4559
ALTIN 277,4
BIST 98.415
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

İmanla Yalan, Bir Arada Olmaz

17.03.2014
112
A+
A-

Orhan Karataş

Nasıl bir yalan, talan ve ihanet düzeni kurulduğu belgeleriyle ve acı sonuçlarıyla birlikte bütün Türk milletinin ve dünyanın malumudur. Böyle bir düzenden hayırlı, faydalı bir sonuç çıkması hiçbir şekilde mümkün değildi. Nitekim, 11 yıllık iktidarın bizi getirdiği yer, tarihin en ağır ve en bunalımlı dönemini yaşamak olmuştur.

Yalana ortak olmayan herkes terörist

Yalan ve ihanet konusunda zaten bir şüphe yoktu. Ülkenin hali orta yerde duruyor. Şimdi çıkıp, “aldatılmışız, yanılmışız” demeleri, yalanın itirafı olmaktan ileri gidemiyor. İktidarda kalabilmek için feda edemeyecekleri hiçbir şey yoktur. Bunun son örneği MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin son olaylarda ölenlerin yakınlarına başsağlığı dileyip, sorumluların ortaya çıkarılmasını istemesine başbakanın yaptığı değerlendirmedir. Bu durumu terör örgütlerine sempati duymak gibi bir şekilde değerlendirmek, bu milletin aklıyla, vicdanıyla, sağduyusuyla alay edilmesidir. Bu mantığa göre sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bu olaylardan rahatsızlık duyan, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen herkes teröristtir. Ölen gençlerimizin, şehit polisimizin babaları da bunun içindedir. Ya bu yalan, talan ve ihanet düzenini savunacaksınız veya her türlü hakarete ve terörist yakıştırmasına muhatap kalacaksınız.

İhanetin faturası

İhanet konusu bir felakete dönüşmüştür. 14 yaşında bir çocuğu terörist ilan etmekte bir sakınca görmeyen bu zihniyet, ülkeyi bölmek için eline silah alıp dağa çıkan, katliam yapan, şehirleri yaşanmaz hale getiren, fiili durumla ayrı bir devlet oluşturan azılı teröristlerle ve onların başlarıyla aynı masada oturup, pazarlık yapmakta bir sakınca görmemiştir. Böyle bir sicilleri var, hala çıkıp insanlara tam tersini söyleyip, milletin de buna inanmasını bekliyorlar. Söyledikleriyle yaptıkları bu kadar farklı olan bir siyaset ne bugüne kadar olmuştur, ne de AKP sonrasında bir daha olacaktır. “Tek bayrak” dediler, ülkenin bir bölümünde ayrı paçavralar sallandırdılar; “tek millet” dediler milleti önce 36’ya ayırdılar, sonra da, “biz ve onlar” diye böldüler; “tek vatan” dediler, vatanı lime lime ettiler, “tek devlet” dediler, 30 mart sonrası için ayrı bir devlet oluşturmakta bölücü hainlerle sözleşip, şimdiden alt yapısını hazırladılar. İhanet bu kadarla da kalmadı, şimdi de sokakların ayrıştığı, can güvenliğinin kalmadığı, kin ve nefretin yayıldığı ve milletin birbirine düşman edildiği bir düzene doğru ülkeyi hızla sürüklüyorlar.

Hırsızlık helal mi?

Bütün bunların üzerine, kendi bakanlarının itiraflarıyla zaten ilk günden itibaren var olduğunu anlaşılan, ortaya çıkan belge ve beyanlarla ayyuka çıkan ve bütün dünyanın şaşkınlıkla izlediği tarihin en büyük yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlıklar eklenmiştir. Buna rağmen hala meydanlarda dürüstlük dersi vermeye kalkışıyorlar. Hadi onu da bir kenara bıraktık, bir de bu rezillikleri getirip islamla ve imanla izah etmeye çalışıyorlar ki, bunları duyunca hakikaten söyleyecek söz bulamıyoruz. İslamdan biraz haberi olan, zerre kadar imanı bulunan herkes çok iyi bilir ki, imanla yalan, islamla hırsızlık, Müslümanlıkla ihanet bir arada olmaz. Hırsızlığı İslamla izah etmeye kalkışmak, bu dine hakaret olduğu gibi, şirktir.

Dinimiz ne diyor?

Mukaddes dinimizin bu konuda koyduğu kurallar çok açıktır. Mübarek kitabımız, Peygamber efendimizin sünneti ve hadisleri ortadadır. Bir kaçını hatırlatalım: Peygamber efendimiz buyuruyor ki; Bir dinarı üç günden fazla üzerimde tutmak istemem. Ancak bir kere, o da borcumu ödemek için sakladığım 10 dinar bende 3 günden fazla kaldı… evinde milyar dolarlar istifleyen bir zihniyetin bu inançla bir yakınlığı olabilir mi?

Bir başka hadisi şerifte, Allah Resulü şöyle buyuruyor; “Hırsızlığı kızım Fatima yapsaydı, onun da kollarını kesmekte tereddüt etmezdim.” Burada kollarının kesilmesinden kastedilen, yargının işlemesi ve hukukun uygulanmasıdır. Şimdi alın bu hadisi, Bilal’e uygulayın!

Ümmü Seleme Hazretleri buyuruyor: Allah’ın resulünde bir neşesizlik sezdim. Sordum. Dediler ki, “dün elime 7 dinar geçti. Kimseye veremedim, üzerimde kaldı.” Bir tarafa bu beyanı koyun, diğer tarafa da 700 bin dolarlık kol saatlerini, ayakkabı kutularına istiflenmiş milyonları, para sayma makinelerini, nereden geldiği belli olmayan ve günlerce taşındıktan sonra bakiyesi 30 milyon Euro olan para sahiplerini koyun. Sonra da bu durumu imanla, İslamla izah edin?

Kitabımızın ölçüsü

Peki, Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim ne diyor: “İdaresi altındakilerin arasına casuslar salan devlet büyüğü halkı fesada uğratır.” Sadece haşhaşi benzetmelerini hatırlatıyor ve yorumu, değerli okuyucularıma bırakıyorum.

Bir başka ayet: Emirin hediye alması felaket, hakimin rüşvet kabul etmesi küfürdür. Bunu tamamlayan bir başka ayet ise “rüşvet alan da veren de ateştedir” diyor.

Çok daha fazlasını hatırlatmak mümkündür. Haramı, hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, ihaneti mukaddes dinimizle izah etmeye çalışmak, bir akıl tutulmasıdır ve açık bir şirktir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.