DOLAR 5,7805
EURO 6,4318
ALTIN 276,6
BIST 98.316
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

ILAHİ SEFER’IN YILMAYAN NEFERLERI

26.04.2016
136
A+
A-

 

 

Ilayi kelimetullah deyince akıllara gelen en büyük kişi şüphesiz Hz Peygamber (sav)’dir.
Duruşu,düşünüşü, davranışı, Allah’a tam adanmışlığı ve her bir yanıyla insanlığa örnek Hz Muhammed (sav)
Arkasından milyarlari sürükleyen hakka Hakikate davet eden gerçek bir lider.
Böylesi bir sahsiyetin dünyaya teşrif etmesinin elbette bir anlamı vardi. Böylesi abide bir şahsiyetin hayattaki en büyük gayesi Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah’ın adını yer yüzüne yaymak onu anlamak anlatmakti.
Hz Peygamber bu vasfı ile kendinden sonra gelecek ümmetine de örnek olmuş, onlara yapılması gereken budur diyecek bir kulvar oluşturmuştur.
Bedir ‘den, Uhuda, Mekke’nin fethinden,Talas’a,Malazgirt’ten, Istanbul’un fethine, Mohac hanim Sakarya’ya baktığımızda temelde var olan ilay-ı kelimetullahtir.

Ecdadımız, hayat ve mücadelesini şu ölçüye bağlanmıştı: İ’lay-ı
kelimetullah ve nizam-ı alem mücadele etmek”. “İ’lay-ı kelimetullah”, Allah’ın
kelamını yüceltmek ve savunmak demektir. “Allah’tan başka ilah yoktur ve büyük kurtarıcı Hz. Muhammed,
O’nun kulu ve elçisidir” diyerek mukaddes hükümleri yeryüzünün her
noktasına ulaştırma gayreti içinde bulunmak demektir. ” Tevhid
nurunu” bütün gönüllere ve kafalara yerleştirerek bütün “sahte mabutları”,
yontulmuş bütün “putları” yıkmak demektir. Beşeriyeti yok eden, sömüren, alçaltan her türlü batıl
inancı, ve zihniyeti kahretmek demektir.

İlay-ı kelimetullah davası, yüce Kitabımız’da
belirtildiği üzere, “Din Allah’ın dini oluncaya kadar savaşmak” demektir.
Hiç şüphesiz, bu savaşın vasıfları, zamana ve mekana göre değişmekle
birlikte, elbette “En güzel yol ne ise o suretle” tayin olunacaktır. Bu konuda
en güzel örnekleri, başta Şanlı Peygamberimize olmak üzere, O’nun büyük kadrosu
olan Ashab-ı Kiram ve onlardan “bayrağı” teslim alan muhteşem ecdadımız
vermişlerdir.

Nitekim, Yüce Peygamberimiz, mücadelesine başladığı zaman, düşmanları, “Bizden
ne istiyorsan sana verelim. Saltanat mı, zenginlik mi, makam ve mevki mi? Her ne
istersen hazır.” dediklerinde, O, büyük bir samimiyetle: “Bir elime güneşi diğer
elime ayı verseniz, yine de davamdan dönmem!” diye gürlemişlerdi. Çünkü, O’na:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”, emri verilmişti ve Şanlı Peygamber, her ne
pahasına olursa olsun bu “emre” uyacaktı.
O, kendisini tehdit eden putperestlere
şöyle diyordu: “Birgün olacak ki, üzerine yemin ettiğiniz Lat’ı, Uzza’yı ve
Hübel’i, parça parça ettiğimi gözlerinizle göreceksiniz.”
Nitekim öyle de oldu. Günümüzde yontulan “kara ve kızıl putlar” da bu Peygamber
vaadine uygun olarak, elbette hak ile yeksan olacaklardır. Zulmün bu kadar
koyulaştığı 21. Asır, Şanlı Peygamberin “İlay-ı kelimetullah ve nizam-ı alem
davasına” ne kadar muhtaçtır.

Bu dava, hiç bir zaman sahipsiz kalmadı. Şanlı Peygamber’den Ashab-ı Kiram,
onlardan “tabiin”, onlardan da “tebe-i tabiin” ve daha sonra aziz Türkler
devraldılar. O günlerden bugünlere,bu dava, büyük bir aşk ve heyecan kaynağı
olarak bütün fütuhatımıza yön verdi.
“Cihan hakimiyeti mefküresi” içinde
binlerce yıl at koşturan Oğuzlar, şimdi, yepyeni bir hüviyetle dünyaya
medeniyet taşıyorlardı.

Küçük bir “uç beyi” iken “Cihangirane bir devlet kurucusu olan Türk oğlu Osman
Gazi de oğlu Orhan Beye şöyle vasiyet ediyordu:” Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir.” Sırf bu halis niyete sahip bulunduğu için olacak, Allah, Osman’a ve çocuklarına, dünyada
hiçbir millete nasip olmayan cihangirane bir devlet nasip etmiştir. Osman’ın bu
vasiyeti, o kadar ciddiyetle korunacaktır ki, Bizans’ı çökerten yüce hakan Fatih
Sultan Mehmet’in dilinde şiirleşecektir.

Şimdi, genç Türk-İslam ülkücüleri, bu imana, bu şuura ve bu ruha sahip olacak
yepyeni bir dirilişin ve uyanışın öncülüğünü yapıyorlar. Önce, devletimizi ve
milletimizi komünistlerin musallatindan, Türk’e ve İslam’a yabancılaşmış
kadrolardan kurtaracaklardır. Sonra, başta “kara ve kızıl emperyalizmin”
boyunduruğunda bulunan 80 milyon Türk’ün ve derece derece bütün insanlığın
esaret zincirlerini kıracaklardır.

Şimdi Türklüğün de, İslam dünyasını da, İnsanlığın da ümidi Türk-İslam
ülkücüleridir. Allah’ın izni ile bu kadronun zaferi, önlenemeyecektir. Bunu,
dost ve düşman herkes görecektir.
Tedbir bizden taktir Allah’tandir..!

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.