DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

İki tarafı da eşitlediler

11.10.2013
77
A+
A-

Orhan Karataş

Yargıtay’ın Balyoz kararı hukuki olarak çok derin ve büyük soru işaretleri barındırırken, toplumsal ve vicdani yönüyle de, zaten var olan ayrışmayı ve kamplaşmayı daha da keskinleştirmiştir. Bir hukuki karara itirazlar da, ortaya çıkan sonuçlar da böyle bir noktaya varıyorsa, başka bir ölçüye gerek kalmadan ortada ciddi bir sorun var demektir. Oysa, hukuk herkesten kabul göstermesi gereken bir müessesedir ve her zaman böyle olmuştur. Onun için “şeriatın kestiği parmak acımaz” denilmiştir.

Önce bozuyor, sonra değiştiriyorlar

Önce tespiti doğru yapalım ki, ne olup bittiğini de daha iyi anlamak mümkün olsun. Sorun çıkarmak ve bunu yaygınlaştırıp kamplaştırmaya dönüştürmek AKP’nin varlık sebebidir ve siyaseti tamamen bunun üzerine oturmaktadır. Buradan besleniyor, buradan yürüyor, buradan sonuç alıyor. Türkiye 90 yıllık bir Cumhuriyet. Değerleri, öncelikleri, kabulleri ve bir sistemi vardır. Artık kendileri de itiraf etmektedirler ki, AKP doğrudan Cumhuriyetle sorunludur. Andımızın kaldırılmasının gerekçesini izah ederken, kullandıkları argüman, bunu bir defa daha ispatlamıştır. Haliyle öncelikleri, sistemi kurcalayıp, bozup, şirazesinden çıkarıp işlemez ve tartışmalı hale getirmek oluyor. Sonra da bunun yanlışlığına hükmederek ortadan kaldırıyor ve kendi güdük zihniyetlerinin gereğini yerine koyuyorlar. Sistem böyle işliyor. Önlerinde kalan son engel Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat varlığıdır ki, sıranın ona geldiği aşikardır. Bütün mesele buna nasıl ve ne kadar cesaret edeceklerindedir.

Yıkım işbirliği

Dünya görüşü, hayat tarzı, hatta siyasi hedefi açısından iktidarla hiçbir yakınlığı olmasa da, Cumhuriyete düşmanlığı ve Türk milletiyle kini olan kesimler doğal olarak AKP’yle paralel hareket ediyor ve bütün bu yapılanlara destek veriyor. Birinci hedef yıkmaktır ve sonrasında herkes kendi yoluna gidecektir. AKP’nin iktidar olmasıyla birlikte ortaya çıkan ve bizim sık sık bu köşeden dile getirdiğimiz bu dehşet düzeni, uygulamaları ve sonuçlarıyla da ispatlanmıştır. Yıkım için işbirliği içinde olanlar bir taraftan kendi aralarında kavga ediyor, en ağır benzetmeleri, hakaretleri sıralıyorlar; ama sıra Türkiye Cumhuriyeti’ni dinamitlemeye gelince, her şeyi bir kenara bırakıp işbirliği yapıyorlar.

Demokrasi maskesi

Açıklanan son AKP-PKK paketi ve buna paralel olarak gündeme gelen Yargıtay kararlarında yine aynı şeyi gördük. Ömrünü terörle mücadelede geçirmiş komutanların hukuki zemini çok tartışmalı olan ve vicdanlarda karşılık bulmayan bir şekilde mahkum edilmelerine sevinenlerin ortak tarafı, bu devlet ve milletle sorunlu olmalarıdır. İsim isim ele alsanız da aynı sonuca varırsınız, zihniyet ve ideoloji temelli değerlendirseniz de aynı yere ulaşırsınız. Argümanları hep aynıdır. Bir demokrasi kahramanlığı üzerinden yürüyorlar. Ülkenin varlığının ve birliğinin dayandığı bütün değerleri, bütün sistemleri, bütün birikimleri yerle bir etmenin demokrasi olduğu bir örneği dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Bu nasıl demokrasiyse sadece yıkanlara, bölenlere ve ihanet edenlere işliyor. Sıra savunmaya, direnmeye ve ihanete karşı durmaya gelince, ne faşistliğiniz kalıyor, ne demokrasi düşmanlığınız.

Sureti haktan görünecekler

Yine sık hatırlattığımız bir sosyolojik gerçek var. Her örgütlenme beraberinde karşı örgütlenmeyi de doğurur. Siz, ayrıştırmak, çatıştırmak ve bölmek için örgütlenir, elinizdeki devlet imkanlarını ve iktidar gücünü bu yönde kullanırsanız, birileri de birleştirmek, barıştırmak ve bütünleşmek için karşınıza dikilir. Türkiye’nin şu anda yaşadığı durum tam olarak budur. Kendi elleriyle oluşturdukları bu kutuplaşma üzerinden yeni siyasetler geliştirecekleri yönündeki tahminler giderek güç kazanmaktadır. Nasıl olsa istenilen elde edilmiş ve sonuca bağlanmıştır. Şimdi bunu hazmettirmek gerekiyor. Sureti haktan görünmenin çeşitli versiyonuna şahit olursak, hiç şaşırmayacağız. Hele bir de işin ucunda Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğu düşünülürse, bu şirinleri oynama tiyatrosunun perdelerini indirmesi çok zaman alacak gibi görünmüyor. Nitekim, bunun ilk işaretlerini verenlerin AKP’nin yol arkadaşı PKK uzantısı BDP’lilerin olması, bizi hiç şaşırtmamıştır. Balyoz davasıyla ilgili “yumuşak” yorumlar, İmralı canisinin affına gidecek yolun eskiz çalışmalarıdır.

İtiraz gelmesin

Dehşet dengesi tamamlanmıştır. Bir tarafta ömrünü terörle mücadelede geçirmiş komutanlar, diğer tarafta ömrü bölme, adam öldürme ve ihanetle geçmiş teröristler. Boşuna mı, bu ülkenin Genelkurmay Başkanına İmralı’daki bebek katiliyle aynı cezayı verip müebbete mahkum ettiler? İki tarafı da eşitliyorlar ki, itiraz gelmesin ve hazmettirme kolay olsun. Sonrasını da bir “beyaz sayfa” edebiyatına bağlayacaklardır. Bugün-yarın yanaşma ve beslemelerin yeni bir seferberlikle, bu formülü işlemeye başladıklarını görürsek hiç şaşırmayacağız.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.