DOLAR 5,6982
EURO 6,3658
ALTIN 277,0
BIST 98.463
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

HÜKÜMET AĞLAMA YERİ DEĞİLDİR…”

29.05.2014
52
A+
A-

“Açılım süreci” ile başlayan dönem içinde PKK’nın ülkeyi terk etmesi, sınır dışına çekilmesi ön görülmüştü. Terör örgütü silah bırakacak, hiçbir eylem içine girmeyecek, silahlar susacaktı. Analar artık ağlamayacak, şehitler gelmeyecek, kardeşlik ve barış ortamı da sağlanacaktı. Kamuoyu ile paylaşılan bilgiler içinde bunların olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu ülkede yaşayan hiç kimse kan dökülmesini istemez. Ülkenin bölünüp parçalanmasının da karşısındadır. Ancak, “Açılım” konusu gündeme geldiğinde o zamanlar yazdığımız yazılarda kesinlikle PKK’ya güvenilemeyeceğine değinmiş ve “PKK silah bırakmaz, sınır dışına çekilmez, üstelik eskisinden daha da güçlü hale gelir” demiştik.
“Açılım” ile terör örgütüne geniş saha açıldı. Öcalan ile yapılan görüşmeler hızlandırıldı. Güneydoğu, adeta Türkiye’den koparılmış konuma getirildi. Gösteriler, sloganlar, yasa dışı eylemler arttı. Güvenlik güçleri yasal olmayan bazı olaylara “açılıma zarar gelmesin, ortam ısınmasın” gerekçesi ile müdahale bile etmedi. Ortamı boş bulan terör örgütü ve yandaşları azdıkça da azdılar.
Kendi güvenlik birimlerini oluşturdular. Yol kesip, kimlik kontrolü yapmaya başladılar. Güneydoğu’da bazı noktalara yapılamakta olan karakolların yapım çalışmalarını engellediler, müdahale eden güvenlik güçleri ile çatıştılar. Asker, öğretmen, mühendis ve çalışan kaçırdılar. Özetle terör estirdiler. Eğer bunlara müdahale edilmiş olsa, belki de bugüne kadar görülmemiş bir çatışma ortamı yaşanacaktı.
Yazımızın başında değindiğimiz gibi, PKK silah bırakmadı, sınır dışına çekilmedi. Bu konular çok tartışıldı ama sonuç değişmedi. Bizi yönetenler “Barış için PKK’lıların silah bırakması, sınır dışına çekilmesi şarttır. Yoksa gereği yapılacaktır” açıklamaları da havada kaldı. Güneydoğu’yu kaçakçılık başta olmak üzere hemen her türlü yasa dışı işlerde kullanan terör örgütü ve yandaşları, müdahalelere de çatışmaya girerek karşılık veriyor.
Terör örgütü, silah bırakmadığı, sınır dışına çekilmediği gibi, bölgede daha da güçlendi. “Barış süreci” ile başlayan dönemden bugüne kadar 2500 çocuğun PKK tarafından kaçırıldığı tespit edilmiş. Şimdi Diyarbakır’da çocukları kaçırılan anneler devletten yardım istiyor ve “Çocuklarımızı geri getirin” diyor. Korkudan çocukları kaçırılan bazı ailelerin seslerini çıkaramadıkları da söyleniyor. Bazı aileler ise kendi rızaları ile çocuklarını örgüte göndermiş. Başbakan ise HDP’lilere çağrı yapıyor. “Kaçırılan çocukların yerini biliyorsunuz onları geri getirin” diyor. Hükümet çaresiz kalmamalıdır, terör örgütüne karşı gereği neyse o yapılmalıdır. PKK’nın siyasi uzantılarından yardım istemek ve beklemek neyin ifadesidir?
Başbakan’ın bu çağrısının büyük yankı uyandırdığını, muhalefet ve kamuoyunca da tepki ile karşılandığını gördük. MHP “Devlet yok, millet çaresiz. HDP’den yardım isteyen Başbakan ya aciz ya da işbirlikçidir” diyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu”Hükümet ağlama yeri değildir” diye çıkış yapıyor. Açıklamasını ““Hükümet ağlama yeri değildir. Nasıl bir Başbakan ki yasadışı bir örgütten yardım istiyor. Allah aşkına bu ülkeyi kim yönetiyor? Küçücük çocuklar kaçırılıyor. CHP olarak biz Diyarbakır’da kurulan çadıra gittik. Milletvekillerimiz gitti, ailelere destek verdiler. Küçük çocukların kaçırılması suçtur” diye sürdürüyor.
Ortaya çıkan tabloya baktığımızda görüntünün endişe verici olduğunu görüyoruz. Gelişmeler Güneydoğu’nun terör örgütüne teslim edildiğini gösteriyor. Zaten son günlerde yapılan yorumlarda ve açıklamalarda da bu konuya vurgu yapılıyor. Özetle “Süreç nereye?” deniliyor. Yol kesip kimlik kontrolü yapan, adam kaçıran, şantiye basıp iş makinelerini ve araçları ateşe veren, dağları taşları sözde Kürt Devleti bayrakları ile donatan, Öcalan posterleri ile destekleyen PKK’nın bu eylemleri çözüm ve barış sürecinin seyir ve gidişini sorgulatmayacak mı?
PKK’nın eylemleri artık endişe vermeye başladı. Doğu ve Güneydoğu halkının bile bundan son derece rahatsız olduğunu görüyoruz. Kamuoyu ise artık dikkatlerini Güneydoğu’ya çevirmiş durumda. Hükümet olanların, son derece önemsediğimiz bu konunun üzerine gitmesi ve kamuoyunu rahatlatacak adımları atması gerekiyor. Başbakan “B ve C planlarımız var, onları devreye sokacağız” diyor. Daha ne olması gerekiyor,daha ne bekleniyor ki?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.