DOLAR 5,7541
EURO 6,3929
ALTIN 273,6
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

Hiç Olmazsa Sus

12.06.2014
62
A+
A-

Orhan Karataş

Sayın başbakanın partisinin il başkanları toplantısında bayrak rezilliği ile ilgili söylediklerini dinleyince, başka bir ülkede her biri hükümetlerin değişmesine sebep olabilecek AKP sicilinin bazı başlıklarını tekrar hatırlatmak gereği duydum. ABD yönetimine “halının altına süpürmeyin, kullanın” diye takdim edilmenin karşılığında, sadece Türkiye’yi değil, bölge ülkelerini de acısı yüzyıllarca çıkmayacak şekilde BOP’a sapladılar. Buna paralel olarak askerimizin kafasına çuval geçirildi. BOP yolundan küçük sapmalar olunca Obama eline beyzbol sopasını alıp hizaya soktu. Habur rezillikleri, Oslo ihanetlerinin gelip dayandığı yer, İmralı canisiyle “şeref” masaları kurup, yol haritalar hazırlamak oldu. Barzani’yi şeref  misafiri yapıp, bütün vatan-millet düşmanlarını sevindirdi ve cesaretlendirdiler. Ermeni iftiralarını kabul etmek ve taziye sunmak gibi bir ihaneti bu millet hiçbir zaman unutmayacaktır. Hala Kıbrıs’ı Ruma peşkeş çekmek için fırsat kolluyorlar. HDP’den dağa kaçırılan çocuklar için Kandillilerden himmet beklemeyi içlerine sindirdiler. Oradan beklenen karar gelmeyince İmralı canisine elçi gönderdiler. Tarihin gördüğü en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarının muhatabı olmak gibi bir ustalıkları var. Ancak bütün bunlar, şeref hanelerine eklenen Türk bayrağını indirtmenin yanında çok önemsiz kalır.

İtiraflar

O hainin bayrağı indirme cesaretini AKP’den bulduğunu, güvenlik güçlerinin ellerinin-kollarının bizzat hükümetin talimatıyla bağlandığını Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç beyanları ve Beşir Atalay’ın “Güvenlik birimlerimiz Çözüm Süreci’nin hassasiyeti nedeniyle çok temkinli, dikkatli… Çünkü bizim talimatımızdır o” sözleri, çok net ve kesin şekilde ortaya koyuyor. Kaldı ki, sayın başbakanın bu konuda söylediği her söz, bir itiraf olmaktan ileri gidemiyor. Bir taraftan birlik komutanını suçlayarak, “Fırat’ın kenarında kaybolan kuzunun sorumlusu benim” sözünün altını boşaltmaya uğraşırken, diğer taraftan, “yazılan senaryo çok açık, eğer o maşa o sırada vurulursa, terör örgütü ve HDP onun üzerinden kitleleri tahrik edecekti” diyerek, büyük bir çaresizlikle kendi sözünü bizzat kendisi çürütüyor.

Bayrağa sahip çıkmak ırkçılıkmış

Sayın başbakanın yaptığı ibret veren açıklamalar bunlarla da kalmıyor. Şu cümleye bakar mısınız? “Bu alçakça eylem gerçekleştirildiğinde MHP, CHP, paralel basın, malum medya tarafından bayrağın indirilmesi bir fırsat olarak kullanılacaktı. O hain etkisiz hale getirilmedi, beklendiği gibi bayrağımıza yapılan saldırı bir nefret ve ırkçılık vasıtası olarak kullanılmaya başlandı. MHP ve CHP hemen istismara başladılar. Çözüm sürecinden zaten rahatsız olan paralel medya ve diğerleri ırkçılık akan manşetlerini hemen devreye soktular. O hain vurulsaydı, Doğu ve Güneydoğu karıştırılacaktı.”

Bu mu fırsatçılık?

Tam bir güler misin, ağlar mısın durumu. Bu alçakları azdıracaksınız, ortalığa salacaksınız, güvenlik birimlerini geri çekecek ve müdahale edilmemesi talimatı vereceksiniz, onlar da sizden aldıkları cesaret ve meydanı boş bulmanın rahatlığı ile askeri birliğin direğine tırmanıp bayrağı indirecekler, ama hiç kimse bir şey demeyecek. Eğer, “bu ne rezillik” derseniz, bu fırsatçılık olacak, ırkçılık olacak, istismar olacak, paralel olacak. Sayın başbakana bakılırsa, bu alçak saldırı karşısında hiç kimse sesini çıkarmamalı, susup oturmalı ve ülkenin bölünmesini seyretmeli. Aksi halde ırkçılık yapmış, paralel yapıya alet olmuş olursunuz. Allah’ım sen aklıma mukayyet ol.

Kargalar bile güler

İstismarın, ırkçılığın, paralel ortaklığın ne olduğunu bu millet sayısız örnekleriyle gördü. İstismar, seçim öncesinde bayrağı propaganda malzemesi yapmak, seçim bittikten sonra da askeri birliğin gönderinden indirmesine zemin hazırlamaktır. Irkçılık, İmralı’daki caniyle masa kurup yeni bir millet oluşturmak için çabalamak ve bu ülkeyi 36’ya ayırıp, lime lime etmektir. Paralel yapıyla birlikte olanlar, “istedikleri her şeyi verdik” diyenlerdir. Böyle bir sicile sahip olacaksınız, sonra da çıkıp, MHP’yi suçlayacaksınız. Buna kargalar bile güler.

Sınır çiziyor

Bir de şu Sivas’ın ötesi ezberi var. Sizi anlıyoruz sayın başbakan. PKK ile ruh ikizi olup, orada paçavraları astırdınız. Artık oralarda ayrı bir dil konuşuluyor. Katil sürüsü vergi topluyor, yol kesiyor, yargılama yapıyor, asayiş sağlıyor. Bununla da yetinmediniz, “Kürdistan” diyerek adını da bizzat koydunuz. “Sivas’ın ötesi” diyerek de sınır çiziyorsunuz. Başka türlü olsaydı, sizin etrafınızdaki binlerce korumayla, sadece bölgedekilerle değil, Türkiye’nin her tarafından taşıdığınız asker ve polislerle zar-zor gidebildiğiniz Diyarbakır’a MHP’nin kendi teşkilatı ile gidip, ay-yıldızlı ve üç hilali şanlı bayraklarla miting yaptığını bilirdiniz.

Çuvallarının arkasına saklanıyorsunuz

Hadi, bunları da geçtik. Eğer sizin söylediğiniz doğruysa, ülkeyi Sivas’ın ötesine geçilemez hale kim getirdi sayın başbakan? 12 yıldır iktidarda kim var? Bu ülke size teslim edilirken terör sıfırlanmıştı ve herkes her yere en küçük bir endişe duymadan gidip gelebiliyordu. MHP’yi suçlamaya çabalarken, aslında bu ülkeyi nasıl lime lime ettiğinizi, ihaneti nerelere tırmandırdığınızı ve böldüğünüzü itiraf ettiğinizin farkında mısınız? Polis elimizde, jandarma emrimizde, devletin bütün imkanlarını kullanmak yetkinizde olmasına rağmen “Biz oralarda teşkilatlarımızı dik tutabilmek için her türlü mücadeleyi veriyoruz.” Veriyoruz demek, aslında bu ülkenin ne hallere getirildiğinin itirafı değil midir? AKP teşkilatlarının sanki bir düşman toprağındaymış gibi, kum çuvallarıyla tahkim edilmiş şekilde ve onlarca güvenlik birimi tarafından nasıl korunduğunu içimiz sızlayarak izliyoruz. Siz kum çuvallarının arkasına saklanmayı hazmedebilirsiniz, ama MHP’liler ve ülkücüler hazmedemez. Bu mudur teşkilatları dik tutmak? Bu mudur, Diyarbakır’a gidebilmek?

Çırpındıkça batıyor, battıkça çırpınıyorsunuz. Hiç olmazsa susun ve bu milletin aklıyla daha fazla alay etmeyin.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.