DOLAR 5,7158
EURO 6,3151
ALTIN 276,4
BIST 103.195
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Herkesle Kardeş miyiz?

09.11.2013
59
A+
A-

Şükrü Alnıaçık

Ne münasebet!.. Kardeş, “karındaş” demektir. Aynı anneden doğmayı veya doğmuş kadar yakın olmayı ifade eder. Bu derecede yakınlık, ancak sahabe kudretindeki ümmet-i Muhammed için veya çok kuvvetli fedai teşkilatları için geçerlidir. Herkesle kardeş olmak, hiç kimseyle kardeş olmamaktır.

Başbakan Erdoğan’ın Milliyetçiliği öldürmek için politikasına alet ettiği “kardeşlik” edebiyatı, ne yazık ki asılsız ve mantıksız bir masaldan ibarettir.

Kardeş kelimesi doğuda ve batıda iki ayrı dönemde siyaset sahnesine girmiştir. Bunlardan sonuncusu, Fransız İhtilali’ndeki “Fraternité” (kardeşlik) diğeri de İslam’daki “uhuvvet-i diniyye” (din kardeşliği) dir. Daha ziyade, Hicretten sonra Medineli ve Mekkeli Müslümanların dayanışması için Peygamber efendimiz tarafından dile getirilmiştir.

Bu kardeşliğin 30 yıl bile korunması mümkün olmamakla birlikte, ihvan (kardeş) kelimesinin tarihi yansımaları olmuştur. 10. Yüzyıldaki İhvan-ı Safa tarikati, 13. Yüzyıldaki Ahilik örgütü, 1920’lerdeki Suudi Arabistan İhvan Hareketi ve nihayet 1928’de Mısır’da kurulan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Örgütü gibi yapılanmalar, örgüt üyelerinin birbirine karşı kardeşine olduğu kadar cömert olabilmesi veya birbirleri için ölüme gidebilmesi gayesine matuf adlandırmalardı.

Hz. Muhammed’den sonra din kardeşliğinin bile ne kadar korunabildiği herkesin malumudur. İnsanların din kardeşleriyle bile “kardeş” olamadığı dünyada, Başbakan gibi, Ermeni’ye, Rum’a, Süryani’ye kardeş diyerek siyasi hovardalık yapmanın, kardeşliğe bir yararı yoktur.

Birisiyle kardeş olmadığınız zaman, “onu öldürmek zorunda olmadığınıza” göre, barış içinde yaşamak için önünüze gelen herkese “kardeşim” demeniz gerekmiyor. Herkese “kardeşim” demek, “mezhep genişliği”ne mümasil bir “rahim genişliği”ne yol açacağından, gerçek kardeşliği ve kardeşçe dayanışmanın kriterlerini itibarsızlaştırmaktan başka işe yaramayacaktır.

İnsanlar, sadece kentdaş, soydaş, dindaş, vatandaş, arkadaş… Olabilirler. Birisiyle bırakın karındaş olmayı emmoğlu olabilmemiz bile, “babalarımızın kardeş olmasına” bağlıdır.

Siyaset bakımından komşular da kardeşimiz değildir. Mesela ilk Türkçe siyaset düsturu olan Bilge Kağan Yazıtının Doğu cephesinde şunlar yazılıdır:

“Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, küçük kardeşle büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik oğullarını köle, hanımlık kızlarını cariye kıldı. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çin adını tutarak, Çin kağanına itaat ettiler.”

Türkler, tabiatla tümleşik bir hayat yaşarak, felsefenin ve ticaretin uzağına düştükleri için uzun süre saf ve temiz ahlaklı insanlar olarak kalmışlardır. Bugün Erdoğan tarafından kandırılmalarının sebeplerinden biri de bu “araştırmadan inanma rahatlığı”dır.

Erdoğan, muhayyel ırkçılıkla savaşırken genellikle dini referansları, özellikle de Kuran-ı Kerim’in Hucurat suresi’nin 10. Ayetinini kullanmaktadır: “Müminler ancak kardeştir. Öyleyse rahmete ermeniz için kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a takvâlı davranın.”

Amenna ve saddakna!.. Ancak tabii ki, hemen bir önceki 9. Sure de dahil Kur’anın tamamına iman etmiş olan müminler ancak “kardeş”tir: İşte o sure…

“Ve eğer mü’minlerden iki grup birbirleriyle savaştırılırlarsa hemen onların arasını düzeltin. ŞAYET BİRİ ÖTEKİNİN ÜZERİNE SALDIRIRSA, ALLAH’IN BUYURĞUNA DÖNÜNCEYE KADAR SALDIRAN TARAFLA SAVAŞIN. Sonra da eğer dönerse aralarında adaletle barış yapın ve hakkaniyetle davranın. Şüphesiz ki Allah, hakkaniyetle davrananları sever.”(Hucurat/9)

Şimdi Erdoğan, farzedelim ki “mümin” saydınız, üzerimize saldıran ve 11.785 müminin kanını döken PKK’lılarla, onlar “Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar” savaştı mı ki; bize “barıştan ve herkesle kardeşlikten” söz ediyor.

Apo, bütün ideolojik tasarruflarını terk edip, boynunu şeriata mı teslim etti ki; ona “başkan” diyen teröristlerin kardeşleriyle kardeş olalım?

Allah’a – Kur’an’a itibar etme!.. Taş yazıta – Tarihe itibar etme!.. Medeniyete – diplomasiye değer verme!.. Ondan sonra; bir Esat’la kardeş ol, bir İhvan’la karındaş!.. Bir Nusra’ya fedai; bir PYD’ye yoldaş!.. Bir Polise kandaş ol; bir Ahmet Kaya’ya kardaş!. Bir Hamas’la uhuvvet; bir Papa’yla karındaş!.. Ne karınmış arkadaş!..

Bizim için “kardeşlik” ölümsüzdür. Bu yüzden de “kardeşliğin katilleri”yle kardeş olamayız.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.