DOLAR 5,7383
EURO 6,3549
ALTIN 278,0
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Herkes Gergin ve Rahatsız

03.08.2013
75
A+
A-

ŞENOL KANTARCI

Toplumda hemen hemen herkes şu veya bu sebepten oldukça rahatsız.

Öğrenciler:
Sürekli değişen sınav sistemlerinden,
Anayasal hakkı olan yürüyüşlere katıldığı takdirde öğrenim kredisinin kesilmesi tehdidinden,
Her girdikleri sınavın akşamında manşetlere düşen “sorular yine çalınmış” haberlerinden,
Dört yıl üniversite okuyup, binlerce lira para dökerek, KPSS için yeniden dershanelere gitmek zorunda olmaktan, bir de bunun için yeniden babasından para istemekten,
İktidara yakın olanların önce belediyeye sözleşmeli olarak alınıp bir süre sonra kamuya memur olarak kaydırılıp, kayırılmasından rahatsız.

Futbol taraftarları:
Şike gündemlerinden,
Statlarda kendileri için itina ile hazırlanmış yasaklayıcı kanunlardan daha şimdiden rahatsız.

Aleviler:
Değişik zaman aralıklarıyla bir Adıyaman’da bir İstanbul’da yani bir doğuda bir batıda kapılarının işaretlenmesinden,
Alternatif isimler varken, 3. Köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesinden,
Madem eşitlik ve demokrasi var, bu hükümetin iktidarı döneminde neden bir Alevi vali tayin edilmemiş olmasından rahatsız.

Aydın kesim:
Giderek Demokrasinin TOMAkrasiye dönüşmesinden,
İç ve dış politikada hükümetin yürüttüğü başarısız icraatlardan,
Silivri’de tutukluluk süresi neredeyse 5 yıla varıp da henüz hükmü kesinleşmemiş asker veya sivillerin neden hapishanelerde tutulduklarından,
28 Şubat sürecinin değişik bir versiyonu olan iktidar vesayetinden,
Her Milli Eğitim Bakanı döneminde değişen eğitim politikalarından,
Öğretmenler ve Öğretim üyeleri aldıkları komik maaşla ayın sonunu getirememekten,
Üniversitelerdeki Sezer dönemine benzer rektör atamalarından rahatsız.

Büyükelçi Olmak için Yıllarını Veren Genç Diplomatlar :
“Bu iktidar ne zaman gider de biz de hakkımız olan daha üst düzey atamalara kavuşuruz” stresinden gergin ve rahatsız.

AKP döneminde zengin olanlar:
İstikrarsız giden süreçten,
Geleceğe yönelik maddi kaygılardan rahatsız.

Melih Gökçek:
“Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında hükümet lehine çok çabaladım ve çok alıştım, attığım twitlerin yaptığım programların haddi hesabı yok, acaba ilk yerel seçimde Başbakan tarafından Ankara’dan tekrar aday ilan edilir miyim” sorunsalından ve bekleyişinden oldukça gergin.

Egemen Bağış:
“Başbakan beni Beyoğlu’na mı yoksa İstanbul Büyükşehire mi aday gösterir? Ya hiçbirisine göstermezse” kaygısından gergin.

Saçına sürdüğü jölesi ve kirli sakalıyla gündeme gelen Yiğit Bulut:
“Eğer bu hükümet giderse ben kime Başdanışman olurum? Acaba beni yine Başdanışman yaparlar mı? Ya yapmazlarsa? Ya bundan sonra hiçbir kanalda iş bulamazsam? kâbusundan dolayı oldukça gergin.

Yalçın Akdoğan:
Hükümete danışmanlık yapmak yerine işlerinden atılan gazetecilere laf yetiştirme gayreti yüzünden oldukça gergin.

Nihat Doğan:
“Yıllarca bu iktidarı destekledim, neden büyük ulusal kanallardan birisinde program yapmıyorum, bu benim hakkım değil miydi?” sıkıntısından hem gergin hem rahatsız.

Daha Önce AKP Milletvekilliği yapıp, şu anda Milletvekilliği Yapmayanlar:
Acaba bu iktidar ne zaman gider de yeni parti kurulur ve biz de bu partinin kurucuları olarak yer alırız? “AKP iktidarda kaldığı sürece Milletvekilliğimiz neredeyse imkânsız” paradoksundan rahatsız.

Kemal Kılıçdaroğlu:
“Acaba hükümete hemen her konuda desteğimi sürdürmeye devam etsem, Sarıgül konusunda da hükümet beni destekler mi? Bu Sarıgül başıma bela olacak” düşüncesinden hem gergin hem de rahatsız.

Başbakan:
Twitter’dan ve Facebook’tan rahatsız.

Cumhurbaşkanı:
Twitter ve Facebook ile herhangi bir sorunu olmayan Cumhurbaşkanı, sürekli ortamı yatıştırmaktan yorgun ve rahatsız.

Devlet Bahçeli:
Ülkenin gidişatından, üniter yapıya yönelik tehditlerden, son aylardaki istikrarsızlıktan, özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkan ve partiye yönelik aleyhte propaganda yapan akkurtlardan rahatsız.

Şükrü Alnıaçık:
“Gündemde iktidarın o kadar yazılacak yanlış icraatı var ki, yarınki Ortadoğu gazetesi’ne hangisini yazsam” diye düşünmekten rahatsız.

İşlerinden Kovulan Gazeteciler:
“Yıllarca bu iktidarı destekledik, şu Gezi Parkı Olayları da nereden çıktı? Keşke o twitleri atmasaydık, çalıştığımız gazetedeki o analizleri neden yazdık? Keşke yazmasaydık, kaç yıldır ne güzel iktidarı öven, göklere çıkartan yazılar yazıyorduk, nasıl olurda iktidarı eleştirmek gibi bir gaflete düştük?” şeklindeki “keşke”li pişmanlıklarından dolayı ayrıca Yiğit Bulut’un yerinde kendileri olmadıkları için hem çok mutsuz hem gergin hem de rahatsız.

Ve tabiî ki devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes:
Ülkenin gidişatından, son dönemdeki istikrarsızlıktan, trafik cezalarından, hangi kanalı açsa, (o anda konuşma yapıyorsa eğer) bütün kanallarda Başbakanı dinlemekten, Suriyeli mültecilerden, Mursi ve Sisi’den, “açılım” adıyla PKK’yla yapılan ama ne olduğunu bilmediği müzakerelerden, terörist başına verilen tavizlerden, Komşuyu jurnalleme tekniklerinden ve komplo teorilerinden hem gergin hem düşünceli hem de oldukça rahatsız.

Sözün özü, son dönemde toplumun oldukça önemli bir bölümünde ciddi manada bir gerginlik ve rahatsızlık söz konusu…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.