DOLAR 5,8916
EURO 6,5285
ALTIN 282,0
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Havuzu aklanmak için kurmuşlar

08.03.2014
66
A+
A-

Rüşvetle kurulan havuzda yıkananların aklanması, paklanması mümkün olmayacağı gibi, ortadaki vahameti de ortadan kaldırmaz. Havuzlarda toplanan paralarla satın alınan medyanın ne olduğunu, ne hallere düştüğünü içimiz sızlayarak izledik.

Milletin aklıyla alay ediyorlar

Öncelikle ekmeğini gazetecilikten kazanan, mesleğini onuru sayan bir insan olarak, oynanan tiyatroyu izlerken utandım. Mesleğimden utandım. İnsanlığımdan utandım. Her zaman söylüyoruz, bir defa daha tekrarlayalım; İnsanları geri zekalı yerine koymanın, alay etmenin de bir sınırı olur. Ülkenin gündemi, hali bütün dünyanın malumu. Her gün yolsuzluğun ve rüşvetin bir yeni türüyle karşılaşıyoruz. Bunun karşısında hükümet telaşla delikleri tıkamaya uğraşıyor. İnternet yasası çıkarıyor, olmuyor. MİT üzerinden baskıyı arttırıp herkesi takibe almaya çabalıyor, sonuç vermiyor. Yargıyı eksiksiz biçimde ele geçirip, AKP’yi sorgulanamaz, soruşturulamaz bir konuma getiriyor, fayda etmiyor. Medya üzerinde tarihte görülmemiş bir sansür uygulanıyor, yine çare olmuyor.

Buyurun yargıya

Çırpındıkça batıyor, battıkça çırpınıyorlar. Her yaptıkları kendilerini daha fazla ele vermekten, her konuşmaları yeni bir itiraf olmaktan ileri gidemiyor. Zerre kadar aklı, vicdanı, imanı olan herkesin söylediği bir şey var. Eğer kendinizden eminseniz, buyurun yargıya. Üstelik savcılarını bile kendinizin atadığı ve tamamen arka bahçeye çevirdiğiniz bir yargı var. Neden korkuyorsunuz? Gidin aklanın, sonra da dönün bunu seçim meydanlarında kullanın. Bunun dışında ne yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecektir. Ortada tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşveti dolaşıyor. Her gün bunu doğrulayan ve destekleyen kayıtlar ortaya çıkıyor. Gizli dinlemelerin ahlaksızlık, kepazelik, alçaklık olması, bütün bu iddiaları ortadan kaldırmadığı gibi, kurduğunuz düzenin ibret veren sonucudur. Şikayetleriniz, yakınmalarınız, tehditleriniz, hakaretleriniz sizi sorumluluktan kurtarmayacağı gibi, vahametin hangi boyutta olduğunu belgelemektedir.

Bu şekilde aklanamazsınız

Yapılacak şey yargıya gitmek ve medyaya da bunu tamamlayan açıklamalar yapmaktır. Yanaşmaları karşınıza dizip, çanak sorularla aklanamazsınız. Zaten bu durumlara medyayı susturup, yargıyı bu hallere düşürdüğünüz için geldiniz. Eğer bu ülkede adam gibi bir medya olsaydı ve görevini yapsaydı, bir otokontrol sistemi kendiliğinden kurulmuş olurdu. Eğer yargı görevini yapabilseydi, bugünkü bu karanlık düzen ortaya çıkmazdı ve bu kadar zor durumlara düşmezdiniz. Kurduğunuz düzenin sonuçlarıyla karşı karşıyasınız. Kurduğunuz düzen döndü ayağınıza dolandı. İlahi adalet işte böyle bir şeydir. Bunu devam ettirmek şüpheleri daha ileri götürmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Sorulamayan sorular

Sayın başbakanın her cümlesi karşısında yeni bir soru ortaya çıkıyor. Bu soruları yanaşma ve beslemelerin sormaması, başka kimsenin sormadığı anlamına da gelmez. Sayın başbakanın bütün anlattıkları, bütün savunmaları en azından şu genel soruları kaçınılmaz kılıyor: “Sayın başbakan kimi kime şikayet ediyorsunuz? 11 yıl sonra ülkeyi bu hale getirmenin, çetelere, haşhaşilere teslim olmanın, paralel düzen kurulmasının hesabını millet kimden soracak? İktidarda siz değil de, bir başka parti olsaydı ve bu yaşanlar ortalığa saçılsaydı, ne derdiniz? Gökkubbe çoktan yere inmiş olur muydu, olmaz mıydı? 17 aralık yaşanmasaydı, bunları söylemek, yapmak aklınıza gelecek miydi? Fethullar Gülen’i Obama’ya şikayet ederken, ‘sayın Erdoğan kısa süre öncesine kadar her türlü övgüyü siz diziyor, istedikleri her şeyi verdiğinizi siz söylüyordunuz. Bizden bir şey istemeden önce, kendi durumunuzun hesabını verseniz daha iyi olmaz mı?’ Deseydi, ne cevap verecektiniz?”

İddialar vahim

Bu kadarla da kalmıyor, daha stajını bile tamamlamamış bir gazeteci orada olsaydı, mutlak şu soruyu sorardı: “Sayın başbakan bütün söyledikleriniz ve aldığınız tedbirler iyi de, ortada çok vahim iddialar ve kayıtlar var. Türkiye ve dünyada bu kayıtların montaj mı, gerçek mi olduğunu ortaya çıkaracak ileri teknoloji var. Neden bu yola başvurup, bütün şüpheleri ortadan kaldırmıyorsunuz? Her kim olursa olsun bu durumda başvuracağı tek ve ilk yer yargıdır. Siz neden bu yola gitmiyorsunuz?”

Cevap bulması şart

Bu sorular sorulmadıkça ve tatmin edici cevaplar verilmedikçe, ne yapılırsa yapılsın bu vahamet ortadan kalkmaz. Havuz medyasının bu soruları sormaması, soramaması, kimsenin de sormayacağı anlamına gelmez. AKP’nin şu ana kadar yaptıklarının bir önemi ve anlamı olabilmesi için bu soruların sorulması ve bu yargılamanın yapılması şarttır. Aksi halde, şüpheler daha da artacak, AKP daha da otoriterleşecek ve ortaya çok daha büyük sorunlar çıkacaktır. Bu gidiş çürüme ve çöküşten başka bir sonuç doğuramaz. MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin bu konuda yaptığı uyarılar hayati önemdedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.