DOLAR 5,7068
EURO 6,3188
ALTIN 269,1
BIST 106.746
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

HAREKETİN TARLASINA ELİN SABANIYLA DALMAK!

06.06.2016
57
A+
A-

 

 

Aklı ekilmemiş bir tarlayı anımsatan cahil, birilerinin saban sürmesine muhtaç haldedir. Onu ikna etmeyi başarana kusursuz bir biat ile bağlanır.
Kusursuz biat kusurlu devlet yöneticilerini halka hesap verme zorunluluğundan muaf tuttuğu için dikta eğilimi olan rejimlerde kitlelerin bilgiye ulaşma yolları cehalet tıpasıyla tıkalıdır. Bu tarz ülkelerde cehalet adeta sistemli bir eğitim politikası olarak uygulanır. Çünkü toplumun bilgi haznesi zenginleştikçe iktidarın yetkiyi keyfi kullanma alanı daralma gösterir.

Bunu güncel sayılabilecek bir örnekle pekiştirelim. “Eğitim seviyesi arttıkça oylarımız azalıyor” diyen AKP’li eski Bakan Taner Yıldız kabaca betimlediğimiz bu gerçekten bahsediyordu.
Eğitim öyle kudretli ve yıkıcı bir güçtür ki âdemoğullarının sınıflara ayırdığı tarihsel çağların hudutlarını da belirler.

Rönesans’tan kuş bakışı bakan Avrupalı tarihçilerin Orta Çağı karanlık addetmesi skolastik düşünceden yani cehaletten bilgi toplumu haline gelmenin sonucuydu. Bilimde ve sanatta bilgi birikimi sağlayan Avrupa coğrafi keşiflerle ve ticari atılımlarla endüstrileşerek Doğu’ya karşı son 150 yıllık mutlak üstünlüğünü ilan etmiştir.
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin en iyi eğitim sistemlerine ve bilim insanlarına sahip olması tesadüf müdür?
Üçüncü dünya ülkelerinin üçüncü sınıf eğitim-öğretim sistemine sahip olmaları şaşırtıcı mıdır?

Cumhuriyetin ilk dönem harf devrimiyle bin yıllık kültürel hafızayı bir anda boşaltması ve saban sürülmemiş tarlaya çevirdiği Türk zihnine Helen kültür fidelerini eken yeni eğitim müfredatı Türk milliyetçilerini milli bir çözüm arayışına itmiştir.
Bu sebeple Hoca Ahmet Yesevi Dergâhı’ndan esinlenerek Ülkü Ocakları kurulmuştur. Ülkü Ocakları tarihi analiz eden

Türk milliyetçilerinin Türkiye’yi lider ülke yapabilme projesidir.
Ülkü Ocakları gibi çağlar öncesinden çağlar sonrasına köprü kuran milli hafıza aynı zamanda MHP’nin herhangi bir parti olmadığının göstergesidir. Sıradan partiler uzun soluklu projelerle vakit kaybetmek istemezler. Hızlı bir yükselişle iktidar olduktan sonra iktidara postu serişin süresini uzatmak için envai çeşit entrikaya başvururlar.
Nitekim karşımızda her seçim dönemi konjonktüre göre renk ve kabuk değiştiren bir iktidar var.

Sıradan partiler yetişmiş en iyi ve eğitimli kadrolarını vatan müdafisi olarak da hazır tutmazlar. Vatan bir köşeden bir köşeye yanıp yıkılsa dahi genel seferberlik ilan edilmedikçe kahraman olmaya kalkmazlar. MHP ise dostlarının bozkurt, düşmanlarının komando adıyla tanıdığı disiplinli ve eğitimli kadrolarıyla Sovyet emperyalizmine karşı gönüllü seferberlik başlatan ve bu uğurda binlerce şehit veren bir siyasi harekettir.
İdeolojik partiler, spontane oluşan şartlar müstesna, tsunami gibi bir anda yükselerek iktidara gelemez. Gelirse ideolojilerinden ödün vermiş demektir. Ülkücülerin kalıcı iktidarı da sabırla taşıdığı topraklardan delta ovası oluşturan akarsuyun akışı gibi yavaş ama emin adımlarla olacaktır.

Ülkücülerin “neden oy kaybettik” kavgasına tutuştuğu kongre süreci boyunca ben ideolojik bir lider olan Devlet
Bahçeli’nin materyalist-maddeci bir anlayışla değil, ideolojik bir yargılamadan geçirilmesini beklerdim. Kaynağını Avrupa hukukundan alan medeni hukukun MHP’yi Dernekler Kanununa göre yargılaması bana göre şaşırtıcı değildi fakat gerçek mahkemenin ülkücü vicdanlarda kurulacağını ve MHP’nin maruz kaldığı sıradan parti muamelesinin ideolojik yargılamada temyiz edileceğini düşündüm. Hala da aynı düşüncedeyim.

Bugün olmasa da yarın Türk milliyetçileri bu ideolojik yargılamayı yaparak AKP’nin ciridi haline gelen beş sıfırlık yargı düzenini temyiz edecektir.
Kimi zaman sırf bu yüzden eleştiri oklarının hedefi olsa da MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ülkücüleri sokaktan çekerek eğitim hayatına yönlendirmesindeki temel gaye ideolojik köküne bağlı ve donanımlı kadrolarla gerçekleşecek olan kalıcı bir iktidar projesinin kodlarını barındırmaktaydı.

Gerek “Siyaset ve Liderlik Okulu” gerekse de “Türkgücü Ülküspor” gibi eğitim, kültür ve spor dallarındaki hamleler bu gayenin somut delilidir.
“Devlet Bahçeli iktidar olmak istemiyor” iftirasına kapılanların yanıldığı ve göremediği gerçekler bunlardır.
Saman alevi gibi bir anda parlayıp sönen bir iktidar değil, kalıcı bir iktidar. Paradigmalarını terk eden bir MHP değil, kuruluş ilkelerinden kopmadan gelişen bir MHP.
Hedeflenen, arzulanan, uğraşılan budur.
Ülkücünün tarlasına elin sabanıyla dalanlara duyurulur!
Bahadır Çoban

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.