Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 6°C
Kar Yağışlı

HAREKETE YENİ KAVRAMLAR GETİRİLEMEZ!

28.12.2020
A+
A-

HAREKETE YENİ KAVRAMLAR GETİRİLEMEZ!

Ya Bismillah!

Kavramların ve ideaların üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir süreç mevcut. Bu mevcudiyetin hassasiyeti ve kırmızı çizgileri, çok müstesna bir olgudur. Çünkü bahsettiğimiz mefkurelerin “Hayat tarzı” ve yönetimsel bir biçim olan “rejim” boşlukların doldurduğunu hepimiz iyi bilmekteyiz. İnsan ne ile yaşar? Denildiğinde ;İnsan, Fikir, iman, ülkü ve aksiyoner ruh ile yaşar demekteyiz. Bu ruh kaybedilirse inandığımız Kut askıda kalır. Onun askıda kalması ise Beyhude bir döngünün içindeki esareti beyan eder. Oysa biz o ruhu kaybetmeden esareti değil Hürriyeti yaşamalıyız. Bu hür yaşamanın kaidesi şudur ; İnanılan ve iman edilenin ölçüsünde, ölçüsüzlüğe bir baş kaldırıştır. Bu baş kaldırış ; Yüksek karakter zemininden, yüksek vasıf, tezahür ve kutsiyetine yol almaktadır. Çizgi sabittir, nizam sabittir yeni değerlerin tesisi elbette çağ ile uyumlu olmalıdır. Ama çağ gerekliliği içinde o kutsiyet terk edilmemelidir. İşte kıymetli okurlarım hassasiyetinizi çekeceğim nokta burası Her yerinden kalkan Harekete yol belirleyemez!

Evveliyata baktığımızda, her ideoloji içinde yeni çatışmalar olduğunu görmekteyiz. Siyaset ve İktisat kavgası ile Sosyoloji ve Antropoloji çizgileri arasında ki bu kısımlar her daim kendini başka bir olaya gebe bırakmaktadır. Misal Sosyalizm, Sol, Marksizm, Leninizm, Nazizm, Faşizm hep farklı fraksiyon tartışmalarına ev sahipliği yapmıştır. Darbeci sol, sosyal ve demokrat sol görünümüne girmeye kalkmış. Siyasal İslamcılar ve Siyasal Atatürkçüler başka bir akıma kapılmış, Kemalizm ise kendisine bambaşka bir ad kazandırmaya gayret etme halinde. Ama bilinir ki hepsinin de değişimine Emperyalizm adlı Kızıl Eller yön vermiştir. Kavramların adları ve çalışma alanları daimi bir değişime girmiştir. Bahsi geçen kirlerin alayı, işte aynı hususun laciverti diyelim.

Peki ya harekete farklı ivme kazandırma gayesi nedir. Ülkücü Hareket, Başbuğ Alparslan Türkeş beyefendi tarafından; Türk İslam Ülküsü üzerine kurulmuş, temelinde Allah rızası ve Hak davası olan bir Allah davasıdır. Özü Türk Töresi ve İslam Ahlakı ile yoğrulur. Buna yeni bir jargon, yeni bir oluşum dahil edilemez. Çağın duruşuna göre vaziyet almak ayrıdır! Çağın alçaklığına göre vaziyet almak farklıdır. Sığ olmayan, dar olmayan, belirli bir kalıba sığdırılmaya çalışılmayan bir durumdur bu. Kıymetli değerimiz Sayın Arvasi hocamız İslam’ı kurtarmayı bırakın! İslam ile kurtulmaya bakın sözü ile tamamen bunu kast etmiştir. Ama bizler ne yapıyoruz İslam’ı kurtaracağız gibi kelamlar ediyoruz. İslami değerlerimiz zaten kutsaldır. Ona yeni kutsallıklar ekleyeceğim derken, sınırı aşanlar mevcut. Bu aşanlara göz yumanlar mevcut. Biz değerlerimize; yenilikleri çağın seslenişine göre, bu nüanslara göre hareket etmemizi kabul ediyoruz. Ama kalkıp bambaşka bir seda oluşturma gayreti bir adım ötesinde ihaneti doğurur. İhanet kelamı ağır bir haldir. Lakin gerekliliklerini yerine getirmek da bir o kadar basittir. Sol yıllardır toplama bir hareket halindedir. Mesela Zekat üzerine kurulu değerlerimize süsleme yaparak kendilerine İktisadi görüş demişler.

Lider Teşkilat Doktrin sabittir ve bellidir. Buna yeni haller katmaya çalışmayın. Ülkücü Hareketin her değeri sabittir. Şundan kesinlikle farklı bir oluşum çıkarmayın. İlahlaştırmıyoruz; sadece var olan hususlara yeni eklemeler yapmaya çalışanlara, hadsizlik ediyorsunuz diyorum. Teşkilatçılık bellidir ; yerinden kalkan yeni çizgiler çizmesin. Ocaklı olmak bu ruha sahip olmak demektir zaten. Yeni racon ve jargon peyda etmeyin. Liderin her dediği pusuladır. Başka menşeili haritaları Ellerinizden bırakın. Türk Milliyetçiliği ve Ülkücülüğün kalbi MHP ve Ülkü Ocaklarıdır başka mabet aramayın. İslam’ın şartları bellidir bırakın artık eklemeleri ve çıkarmaları. Hadsizlik ve kimsesizlik sebebiyle kendinize yeni kılıflar oluşturmayın. Ülkücülük; Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletini yaşamak ve yaşatmaktır. Bu tanımının derinliğini idrak etmeli ve yaşamalıyız. Bırakın yeni kavramları dahil etme çabasını. Adam gibi Ülkücülüğü yaşamaya bakın siz. Ülkücülüğü yaşayalım ki biz, birileri kalkıp bize bizi anlatmaya çalışmasın biz biliyoruz ne olduğumuzu.

Bağrımız yanık, çarığımız yırtık, hırkamız ve lokmamız yeter amenna! Lakin o deri koltuklar Ülkücü olmadan ağır gelir. Serden geçenler, yardan geçenler, kendinden geçenler, bu davayı bizlere öyle muazzam emanet ettiler ki, bu emanete ihanet etmemek gerekir. Demem o dur ki; bizim yolumuz bellidir eksen kaymalarına, yeni pusula ve işaretlere ihtiyaç yoktur. Bu kavramların da zihnimize oturacağı yegane yer Ülkü Ocağıdır. Ocaksız Ülkücü olamaz. Ocaksız Teşkilat olamaz. Ocaksız harekat olamaz. İşte Lider Teşkilat Doktrin budur. Evvela Ocaklı olunmalı ve akabinde bahsi geçen hususlara riayet edilmeli.

TANRI TÜRK’E YAR OLSUN

ERTUĞRUL SUBAŞI

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.