Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

HALK, HALKÇILIK, POPÜLİZM VE PARTİLER

HALK, HALKÇILIK, POPÜLİZM VE PARTİLER
14.04.2020
A+
A-

Bizim ülkemizde bazı kavramlar konusunda ciddi kafa karışıklıkları vardır.

Kafa karışıklığına neden olan kavramlar arasında siyasi literatürde halk, halkçılık, millet, milliyetçilik ve ulus ve ulusçuluk kavramları üzerinde çoğunlukla görüş birliğine varılamamıştır.

Genellikle halktan uzaklaşmış kesimlerin kullandıklarında daha ilerici gözükecekleri inancıyla tercih ettikleri ulus ve ulusçuluk kavramlarını konumuzun dışında tutacak olursak öncelikle bu kavramlarla neyi kast ettiğimizi ortaya koymak durumundayız.

Halk, bir milleti oluşturan çeşitli toplumsal kesimlerden veya meslek gruplarından oluşan insan topluluğuna denir.

Konuyu dağıtmamak için millet kavramının tanımı üzerinde derinlemesine durmadan halk ve millet kavramları arasındaki farkı tespit etmekle yetineceğiz.

 

Millet ifadesi çoğunlukla sınırları belirlenmiş aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek, görenek ve kültür birliği olan insanların oluşturduğu topluluğu tanımlar.

Halkı milletten ayıran en önemli fark; halk bir toplumda halen yaşamakta olan çeşitli toplum kesimlerini kapsamasıdır.

Örnek verecek olursak, Anadolu halkı, Trakya halkı, Ege halkı, Adana halkı; o bölge veya şehirlerde yaşamakta olan insanları ifade ederken,

Türk Milleti ifadesi dar anlamıyla Trakya ve Anadolu’dan meydana gelen sınırları belirlenmiş topraklar üzerinde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından meydana getirilen topluluğu tanımlar.

Adriyatik denizinden başlayıp Çin Seddi’ne kadar dayanan büyük coğrafyada yaşayan toplam sayısı 300 Milyonu bulan büyük Türk dünyası Türk Millet kavramının hakim olduğu topraklardır.

Gayri milli, enternasyonalist yapılar tüm dünyada olduğundan daha fazla ülkemizde “millet” ifadesini kullanmak yerine halk, halklar ve ümmet kavramını kullanmayı tercih ederler.

Halkçılık kavramına gelecek olursak, ideoloji olarak Halkçılık; en basit anlamda demokratik rejimlerde fabrikatörler, sermaye sahipleri, zenginler, toprak ağaları, bürokratlar ve elitlerin dışında kalan milletin içindeki çoğunluğu oluşturan kesimi hedef alır.

Halkçılık, Milleti meydana getiren genellikle daha düşük ve orta gelir gurubunda olan insanların menfaatlerini öncelik veren, onlarla üst gelir gurubu arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel farkları azaltmayı amaç edinmiş olan bir siyasi oluşumdur.

Tüm toplumlarda en geniş kesime hitap etmesi yönüyle de en çok rağbet gören ve popülerdir.

 

Türkiye’de halkçılığın iki büyük siyasi partinin temel kavramları arasında yer aldığını görmekle birlikte, ilan etmemiş olsalar bile tüm siyasi partilerin değişen oranlarda halkçı yaklaşımı dikkate aldıklarını görürüz.

 

CHP’de halkçılık kısa süren Bülent Ecevit dönemi dışında tam bir devlet bürokrasisi ve elitlerin devlet yönetimine hakimiyetini ifade etmiştir.

Ecevit’in ilk dönem halkçılığı “toprak işleyenin, su kullanılanın” sloganında ifadesini bulmuş, lafta kalan solcu romantizden öteye geçememiştir.

Ecevitin başında bulunduğu gerek azınlık hükümeti, gerekse MHP ve ANAP ile oluşturduğu Milliyetçi Anasol koalisyon döneminde ise devletin işleyişi köklü yapısal değişikliğe uğrayarak, millet çoğunluğunun menfaatlerinin yasalarla korunması için yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir.

Bu dönemin, Türkiye’nin çağı yakalamasında önemli katkısı olduğu gerçeği göz ardı edilememelidir.

 

MHP’nin kuruluşundan itibaren partinin temellendirildiği doktrin olan 9 Işık’ın sekizinci maddesi Gelişmecilik ve Halkçılık’da ifadesini bulan halkçılık ise, halkın ihtiyaçlarını çağın sağladığı imkanlar çerçevesinde karşılamayı mevcut durumu daha iyiye daha güzele taşıma anlayışı olarak kendini gösterir.

Türk Milletinin her bir ferdinin daha iyi şartlarda yaşamasını temin etmek ve halkın refah düzeyini yükseltmek Ülkücülüğün temel prensiplerinden biridir.

 

Halkçılığın, ortaya çıkışı bakımında dünyada sol literatür olarak bilinmesine rağmen Türkiye’de çok partili hayata geçilmesinden bu yana muhafazakar ve milliyetçi söylemler kullanan partiler tarafından daha çok yapıldığına şahit oluruz.

Devletimizin kurucusu Atatürk tarafından doktrin haline getirilen halkçılık ondan sonra lafta kalmış elitzm karşısında tamamen göz ardı edilmiştir.

Bu nedenle Demokrat parti hareketi, toplumun alt kesimini meydana getiren çiftçilere ve köylülere öncelik vermesi bakımından halkçı bir parti olarak ortaya çıkmıştır.

 

CHP’nin elitçi ve baskıcı, ceberut idare anlayışını çağrıştırması, Milletimiz tarafından halk ve halkçılık terimleri şüpheyle ve hep soğuk karşılanmasına sebep olmuştur.

DP ve sonrasında kurulan AP, ANAP ve AK Parti aralarında farklar olmasına rağmen halkçılıktan bahsetmeden halka ulaşmayı başarmışlar ve iktidar olmuşlardır.

Bu zincirin parçası olarak kurulan AK Parti, ortaya koyduğu ekonomik, sosyal, kültürel sonuçlar ve iktidar süresi olarak ayrı bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır.

Geçmişte kurulan partilerden ayrılan, Türkiye’nin siyasi geleneklerine en aykırı olan bir partiden üstelik batı kültürüne en yakın kentlerden biri olan İstanbul’da seçilme başarısını gösteren Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde kurulmuş olan AK Parti, Türkiye’de halkçılığın en dikkat çekici örneğidir.

Recep Tayyip Erdoğan kendi ifadesiyle halkın nabzını tutan anketleri en iyi kullanan liderdir aynı zamanda.

Atacağı her adımda çoğu zaman halkın düşünce ve tercihlerine göre hareket etmeyi temel siyasi prensibi haline getirmiş olan Erdoğan, hep halkın geniş desteğini almaya başarmıştır.

AK Parti lideri Erdoğan’ın bu özelliği tipik popülizm yansımasından başka bir şey değildir.

Erdoğan’ın çoğu zaman uygulamakta tereddüt ettiği tasarruflarını ya doğrudan veya dolaylı olarak halka duyurmuş, kamuoyundan aldığı tepkilere göre nihai karını verdiğini görmekteyiz.

Bunun dışında herhangi bir ön yoklama ve ölçümlemeye dayanmadan Erdoğan’ın yürürlüğe koyup da halkın olumsuz tepkisinden sonra vazgeçtiği birçok uygulaması da hafızalarımızdadır.

Netice olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kararlarını halkın çoğunluğunun eğilimlerine göre aldığı bir vakıadır.

Bu yönü itibariyle Erdoğan gerçek bir “popülist” politikacıdır.

Kaynaklarda halkçılık ve popülizm kavramları eş değer anlamlı olarak gösterilmiş olsa bile bu iki kavram esasta farklı ifadelerdir.

Siyasi popülizm, yanlış olsa bile çoğunluğun tercihlerine göre politika belirlemeyi gerektirmesi bakamından siyaset adamının kendi inançları ve doğrularının bulunmasını ret eder, onu sadece başarıya endeksli amorf bir siyasi figür haline getirir.

Bu yönü nedeniyle halk önderliğini, lider kimliğini yok sayar.

Durum böyleyken ve çelişkili gözükse bile bir devlet adamı hem popülist hem de lider kimliği tavrı ortaya koyabilir.

12 Nisan gecesinde yaşanmış olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun görevinden istifası ve sonrasında yaşanan olayları yukarıda tanımlamaya çalıştığımız halk, halkçılık ve popülizm kavramları ışığında değerlendirmek mümkündür.

15 Temmuz kanlı ihanet kalkışmasından bu yana görev yapmakta olduğu bakanlıktan tek taraflı olarak istifa ettiği anlaşılan Soylu’nun istifası, Türk Milletinin büyük çoğunluğunun istifanın retti yönünde ortaya koyduğu iradenin Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde karşılık bulmasıyla geçersiz kılınmıştır.

Bu olay tam anlamıyla halkın tercihleri istikametinde Soylu’nun geri adım atması ve Erdoğan’ın göreve devam tercihi,  halkçı bir tavırdır.

Demokrasilerde iktidar olmak için yegane dayanak, gerçek meşruiyet kaynağı halkın iradesi yani oyudur.

Halkın oyunun alınmasının en kestirme yolu halkçılıktan geçmektedir.

 

 Ahmet Orhan

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.