DOLAR 5,6541
EURO 6,3405
ALTIN 259,1
BIST 101.849
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Az Bulutlu

HAK KAZANSIN BATIL KAYBETSİN

22.06.2019
3.244
A+
A-

Türkiye’de tam anlamıyla ortama puslu hava hakim.

Siz bakmayın mevsimin yaz olduğuna.

Gerçi çoğunlukla yağışlı hatta aşırı yağışlı geçen bir Haziran yaşıyoruz ama…

Derdim yaşadığımız mevsim değişikliği ve onun yarattığı tehditler değil.

Ele almak istediğim Ülkemizin maruz kaldığı tehlikeler ve yenilenecek olan İstanbul seçimleri.

8 yılı aşkın süredir Suriye’de yaşanan savaş

Ülkemize sığınan ve süratle çoğalmaya devam eden Suriyeli sığınmacılar,

Tüm vatandaşlarımızın yaşamakta olduğu ekonomik problemler,

En azından son yarım yüzyıldır yaz aylarında azgınlaşan Yunan şımarıklığı,

ABD kucağında dünyanın gözleri önünde binlerce tır modern silahla desteklenerek sınırımızda yeni bir devleti kurmak üzere YPG’ye dönüştürülen PKK,

Arap baharının devamı olarak ortaya çıktığı halde diğer Arap devletlerinde bir anlamda huzurun sağlandığı halde bir türlü bitmeyen Suriye savaşı,

Müttefik batının, Türkiye’nin bütünlüğünü korumada yoğun tehlikeler yaşamasına rağmen kendisine destek vermeden öteye tehdit unsurlarını destekleyici tutumu,

Müttefiklerinden umduğu desteği bulamayan Türkiye’nin güvenliğini yeni kaynaklardan temin edeceği savunma araçlarına dayandırma arayışları,

Yıllardır varlığı bilinen ve çıkarılmayı bekleyen zengin Kıbrıs Türkiye ve Suriye üçgenindeki Doğu Akdeniz doğal gaz ve petrolü,

Ülkemizin ABD’den talep ettiği Patroit füze ve savunma sistemini satmayı ret etmesi sonrası günümüzdeki belli başlı tek alternatifi olan Rus yapımı S–400 Füze ve savunma sistemini alacak olması sayabileceğimiz sorunlarımızın ancak bir bölümüdür.

Bu listeyi başka sorunlar ve detaylarla çok uzatmak elbette mümkündür.

Millet olarak yukarıda saydığımız bunca sorunun irtibatlı olduğu başka bir çıbanbaşı olmaya aday süreci de yaşamaktayız.

Sonuç ne olursa olsun tartışmaların bitmeyeceği ortalığın toz duman olacağı günleri yaşayacağımızı görmek için müneccim olmaya gerek yoktur.

İstanbul’da yapılacak olan tek dereceli yerel seçim değildir.

Ortada 15 Temmuzda Türk Milletinin şanlı direnişi ve ordusunun çoğunluğunun halk iradesine teslimiyetinin sonucunda başarısız olan okyanus ötesinin bitmek bilmeyen yeni arayışları vardır.

Dost görünümlü düşman ülkeler, halkımızın sorunları, iktidarın yetersizlik, beceriksizlik ve yanlışları üzerinden Milletimizin zamanı aşan menfaatlerini elinden almaya yönelik olarak son darbeyi indirme peşindedir.

Son darbenin amacı talep ve talimatlarını ret eden mevcut iktidarı tasfiye etmektir.

Bu surette ortaya çıkacak olan her biri ayrı ayrı okyanus ötesinin desteğine muhtaç ve onun emrinde olan içinde dindar görünen Amerikancı Fetösü,

Irkçı görünümlü kanlı insanlık düşmanı PKK ve onun siyasi kuruluşu HDP’si,

Şahsi ikbal ve Bahçeli düşmanlığı paydasında buluşan İpli’si,

Düne kadar Ruscu bildiğimiz aslında Amerikancı olduğu ortaya çıkan en pembesinden en kızılına solcusu,

Cinsel sapkın LGBT(lezbiyen, gey, biseksüel, transgender)’lisini hangi güç bir araya getirip nizami bir düzen içinde iktidara karşı mücadele etmeye ikna etmiştir?

İstanbul’da yapılacak olan seçim, dost-düşman tüm dünyanın dikkat kesilerek takip ettiği sözde CHP’li proje Ekrem İmamoğlu ve onun karşısında 1994 yılından buyana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşı olarak bulunan son başbakan Binali Yıldırım arasında değildir.

Bu seçim tıpkı içinde bulunulan zamanın teknolojisini uygulayıp onlarca uçak siparişi alanlarla onu iptal ettirip Türkiye’nin gelişmesini durduranlar arasında yaşananların yeni bir sürümüdür.

Bu seçim yerli İHA, milli SİHA yapanlarla, onu durdurmaya çalışanların kıyasıya kavgasıdır.

Bu seçim Ülke savunmasını öz menfaatleri doğrultusunda kendisine düşmanlık beslemeyenler ile yeni dengeler kurarak garantiye almak isteyenlerle buna engel olarak okyanus ötesi menfaat çevrelerinin işbirlikçileri arasında yaşanan ölümüne kavgadır.

Bu seçim Türkiye’nin tarihi haklarını koruma kavgası verenlerle en hafifinden şahsi ikballeri için kendi ülkesi yerine Yunan’ın, Rum’un, Ermeni’nin kısacası Türkün düşmanlarının sözcülüğünü yapanların rekabetidir.

Bu seçim Kandili, HDP’si Demirtaş’ı destek mesajları açıkladığında keyiflenip, teröristbaşı tarafsız kalın deyince delirenlerin, HDP’ye ulaştırılan mektup niye açıklanmadı diye sorgulamayanların iki gün sonra aynı mektup haberleşince demokrat kesilenlerle her zaman Türkiye’nin milli, üniter yapısını savunanların girdiği mücadeledir.

Bu seçim iyi ile kötünün, güzelle çirkinin, arlı ile arsızın, hırlı ile hırsızın, dürüstlükle sahtekarlığın arasındaki yarıştır.

Bu seçim hakla batılın kavgasıdır.

Bu seçim Cumhur İttifakı adayı doğrucu Binali Yıldırım ile yalancı, Proje Ekrem İmamoğlu’nun ikisinden birinin tercih edilmesidir.

Öyleyse Hak kazansın batıl kaybedip kahrolsun.

Zafer, Binali Yıldırım’ın ve Cumhur İttifakının olsun!

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.