DOLAR 5,5837
EURO 6,2006
ALTIN 269,7
BIST 96.470
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

Hainler kazandı oğlum

Geçenlerde Edirnekapı Şehitliği’ne yolum düştü… Gelmişken bir Fatiha okuyayım diye düşündüm ve az dolaştıktan sonra oturdum bir yere…

Bir kabrin başında bir süre durup, şehidin mezar taşı üzerinde yazılanları okudum. Sonra bir Fatiha ve on bir İhlâs okuyup bu şehide ve tüm şehitlerimizin ruhuna bağışladım.

Etrafa kısa bir bakındıktan sonra, sesleri kulağıma gelen bir aile gözüme ilişti. Şehit ailesi oldukları her hallerinde belliydi vakarlı duruşlarından ve yüzlerinde okunan hüzünlerinden…

Bir baba, bir anne ve birde, ailenin hanım kızı…

Baba Kur’an okuyordu, sessizce oturduğum yerde dinledim. Anne adeta ağlamaktan göz pınarları kurumuş; dalgın, dalgın sadece etrafına bakınıyor. Oğlunu arıyormuşçasına…

“Sanki anne ben geldim” sesini duymak istercesine bakınıyor. Hanım kızımız başı önüne eğik, babasının okuduğu Yasin’i dinliyor. Yarım saat gibi bir zaman geçti, okumalar ve dualar bitti, konuşmalar başladı.

Ses çıkarma sırası annenindi artık…

Başladı yirmi yaşlarında toprağa verdiği, Şehit ciğerparesi ile konuşmaya…

“Oğlum! Bak görüyor musun annen, baban ve kız kardeşin geldi. Ciğerparem görüyor musun?

Kuzum…

Senin yerine annen ölseydi yavrum. Annen ne diye yaşasın ki sen öldükten sonra… Kurban olduğum yüce Rabbim beni de senin yanına alsın diye her gün dua ediyorum. Ama oğlum benim daha zamanım varmış. İsyan etmiyorum evladım ama artık dayanacak takatim kalmadı.

Bak oğlum bir gün böyle çok ağlamış, ölümümü istemiştim. Hz. Fatma validemizi rüyamda gördüm. Ona dedim ki Ey Peygamberin ciğerparesi! Beni de yanına al… Çok yalvardım, sonra bana dedi ki “senin daha zamanın var…” Bundan dolayı diyorum zamanım varmış oğlum…

Ya oğlum, sevdiğin yemekleri annen evinde yapmıyor artık. Kendime bu yemekleri yasakladım, kuzum yoksa nasıl boğazımdan aşar?”

…

Şehit anasını dinlerken hıçkırıklara boğuldum ve sessiz ağlamam mümkün değildi artık. Aileye baktım; baba yığılıp kalmış, kızları ise annesinin gözyaşını silerek yalvarıyor. “Ne olursun anne, ağabeyimi üzme, yeter. O cennette bize bakıyor” diyordu.

Anne, yalvaran kızını dinlemiş olsa gerek, biraz toparlandı. Bu defa sitemlere başladı…

“Oğlum! Hainler kazandı biliyor musun? Hainlerle barış yapıyorlar. Uğruna öldüğün devletin de seni sattı oğlum, seni sattı… Kanın yerde kaldı evladım, seni unutanları, Allah unutsun oğlum. Ada da besledikleri yetmedi şimdi de Meclis’e sokacaklarmış.

Dünya Yılan’larla dolmuş oğlum, yılanlarla… Şimdi dağdaki Karayılan’ları içimize sokuyorlar. Allah onları kahretsin evladım, fırsat vermesin. Senin yaşıtların hep evlendiler, çocukları var şimdi…

Çocukken birlikte oynadığın Ali var ya, şimdi üçüncü çocuğu oldu… Ali’nin de sana çok selamı var kuzum. Bebeğine senin adını koydu, kaderiniz benzemez inşallah…”

Baba, benim kendilerini dinlediğimi farkedip, resmi görevli zannederek ürktü. Sonra “hanım kalk yeter ağladığın, artık gidelim. Üstelik devletimiz de bizi satmadı, Allah zeval vermesin devlete…” diye ekledi.

Gelinen şu hale bakın kıymetli okurlar!

Şehit ailesinin kabirde yatan şehidiyle konuşmaktan bile korktuğu, barış sürecini görebiliyor muyuz?

Sonra bana doğru geldiler ve baba, selam vererek “Allah sabırlar versin kardeş” dedi. “Sağolun” diyerek Şehit yakını olmadığımı söyledim. Biraz da şaşkınlık içinde “Nasıl olur ağlamaktan gözlerin kızarmış” diyince ben, “Sizleri dinlerken ağladım” dedim. Bana sarıldı ve ikimizde tekrar ağlaştık.

Oradan tanışmadan ayrılıp uzaklaştılar. Çünkü adamcağızın muhabbet edecek ne hali, ne de takati vardı.

Şehit Annesinin “Hainler kazandı oğlum” sitemi, halen kulaklarımda çınlıyor.

Yusuf KARACA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.