SON DAKİKA

Hacli seferleri Medeniyet getirmiş?

Bu haber 14 Ocak 2011 - 7:26 'de eklendi ve 129 kez görüntülendi.

“Haçlı seferlerine biraz yakından baktığımızda, biraz derinden incelediğimizde, bu seferlerin aslında Doğu-Batı kaynaşması, medeniyetler ittifakı amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. Haçlı seferlerinin bir Müslüman-Hıristiyan çatışması olduğu tezi de ilerleyen yıllarda ciddi şekilde sorgulanacağına inanıyorum.”

 

Tayyip Erdoğan’ın, İspanya’da düzenlenen “Medeniyetler İttifakı toplantısında” yaptığı konuşmadan sadece bir bölüm, yukarıdaki ifadeler.

 

Facebook’tan “Medeniyetler İttifakı Toplantısı İspanya Tayyip Erdoğan” diye aratırsanız, onun ağzından bu ifadeleri ve daha fazlasını dinleyebilirsiniz. (Birisi Tayyip Erdoğan’a Ortaçağın, İslam dünyası için en gelişmiş ve en ileri çağ, Hıristiyanlar için ise en karanlık ve en vahşi çağ olduğunu hatırlatması lazım. Eline tutuşturulanı okumaktan öte kültürü olmayan Erdoğan’ın etrafında, kürtçülükten, bölücülükten başka bir uzmanlık sahası olmayan danışmanlar olduğu sürece, yakında üçlü teslisin de aslında İslam inancına uygun olduğunu duyarsanız şaşırmayın.)

 

Demek ki, Haçlı seferleri aslında İslam dünyasına medeniyet götürmek için Hıristiyanlar tarafından sevabına yapılmış seferlermiş.

 

Demek ki, “Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı, İslam ülkelerine medeniyetin gelmesini engelleyen medeniyetsizlermiş.”

 

Son haçlı seferleri Afganistan ve Irak’a düzenlenmiştir ve demek ki “oralara demokrasi ve medeniyet getirmeye çalışanlara yardım etmek her Müslüman’a farz”dır.

Zaten Tayyip Erdoğan “Irak’taki ABD askerlerine duacıyım” derken, Abdullah Gül de “Barış için en çok ABD askeri şehit oldu” derken bu farzı eda ediyordu. Biri Mütedeyyin Başbakan diğeri Müslüman Cumhurbaşkanı ya, elbette “haçlılara duacı olmak, onlara yardım etmek” en başta bu ikilinin ibadet alanına girer.

 

Abdullah Gül’ün “ABD ile (Haçlı ordusuyla) 2 sayfa 9 maddede anlaştık, 22 Müslüman ülkenin rejimleri değişecek” diye ifade ettiği de tamamen “İslami endişeler” sebebiyleymiş anlaşılan.

 

Tayyip Erdoğan, İsviçre’deki “Medeniyetler ittifakı toplantısında da” “Mevlana ve Cervantes aynı ruhtur” diyerek büyük bir keşifte daha bulunmuştu da “İslamcı medya” bu keşfi haklı kılmak için kırk dereden kırk su getirmiş, “ortak özellik” bulamayınca “Don Kişot’un hümanistliği ile Mevlana felsefesinin benzerliğinde karar kılmıştı.

 

İspanyol Cervantes, Osmanlı donanmasının tamamen yok olduğu İnebahtı Deniz Savaşında bir Haçlı askeri, sonrasında da Don Kişot kitabının yazarı. Başka da bir özelliği yok.

Tayyip Erdoğan Cervantes’i Mevlana ile değil Orhan Pamuk ile “aynı ruh” deseydi, bir nebze doğru bir karşılaştırma yapmış olurdu.

 

Neyse biz konumuza dönelim. Şimdi nereden çıktı bu konu, memlekette başka yazacak konu mu kalmadı diyenleriniz olabilir. Sadede geliyorum.

 

Kuveyt’te Tayyip Erdoğan’a“Üstün Müslüman Şahsiyet ödülü” verildi ya, ben de bu “Üstün Müslüman Erdoğan’ın” ne kadar “Üstün Müslüman şahsiyet olduğunu” yazayım dedim.

 

Malum, daha önce de Suudi Arabistan tarafından “İslam’a Büyük Hizmet ödülü” verilmişti Erdoğan’a.

 

Aynı Tayyip Erdoğan’a Yahudiler tarafından da “Yahudiliğe Büyük Hizmet ödülü” verilmişti hatırlarsanız.

 

Şimdi “bir insan, hem İslam’a hem Yahudiliğe aynı anda nasıl büyük hizmet eder” diye bir soruyla işe başlarsak, meselenin gerisi çorap söküğü gibi gelir.

 

(Tarihte iki dine birden büyük hizmet eden tek bir şahsiyet vardır. Hasan Sabbah. Bu muhterem önce Müslüman olarak Selçukluya hizmet etmiş, ardından Nizam’ül Mülk ile arası açılınca kendini peygamber ilan edip putperestliğe büyük hizmet etmişti. Başka var mı bilmem ama galiba Tayyip bey ikinci oluyor bu alanda.)

 

Suudi Arabistan ve Kuveyt, ABD’nin tüm “Haçlı seferlerini finanse eden” iki aşiret yönetimidir.

ABD ise, Yahudi-Hıristiyan ittifakının İslam dünyasını yok etmek, sömürmek için düzenlenen çağdaş haçlı seferlerinin uygulayıcısıdır.

 

Dikkat edilirse, Tayyip Erdoğan’a ödül verenlerin “hizmet kapısı” hep aynı noktaya, “Haçlı seferlerine büyük hizmete” çıkmaktadır.

 

Hal böyle olunca “Yahudiliğe büyük hizmet ödülünü de, Haçlı seferlerinin finansörü Suudilerin ve Kuveyt’in İslam’a Büyük Hizmet ödülünü de” Tayyip Erdoğan sonuna kadar hak etmektedir. Helal olsun. (Bu arada Arabistan’ın İngilizler tarafından bölünüp Suudi ve Haşimi (Kuveyt) ailelerine tahsis ettiğini not edelim. Buna Avrupalıların “ineği çift memeden sağmak” stratejisi deniliyor. Tıpkı Irak’ın, Baas partisinin iki kolu arasında pay edilip Irak ve Suriye diye bölünerek “çift meme” stratejisinin uygulandığını da hatırlatalım.)

 

En son haçlı seferlerinin sonuçlarını da yazalım ki Tayyip Erdoğan’ı“salâvatlarla karşılayan din kardeşlerimiz”, AKP’ye oy vererek aslında doğrudan “haçlı seferlerine” nasıl katkıda bulunduklarını anlasınlar. (Salâvat sadece Peygamber efendimize hitaben getirilir ama Tayyip Erdoğan bu tür karşılanmaktan çok hoşnut ki hiç ses etmemektedir. Zaten kendisini peygamber ilan eden adama da önce ses etmemiş, yıllar sonra bizim Osman Durmuş mecliste gündeme getirince o adamı partiden aforoz etmek zorunda kalmıştı.)

 

En son Haçlı Seferinde Türkler topraklarının onda dokuzunu, nüfusunun ise beşte üçünü kaybetmiş, Anadolu gibi küçücük bir vatan toprağını ancak kurtarabilmiştir.

 

Haçlılar, kaybettiğimiz topraklar üzerinde halen Müslüman katliamına devam etmektedir.

 

Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle ise Irak ve Afganistan’a “medeniyet ve demokrasi” getirmeye devam etmektedirler.

 

Erdoğan, “Haçlı seferleri aslında bir Müslüman-Hıristiyan çatışması değil, İslam dünyasına medeniyet getirme seferleridir” saçmalığını ispatlamak için şunu da söylüyor. “O savaşlarda Müslüman-Yahudi, Müslüman-Hıristiyan ittifakı olmuştur.”

 

Bu kadar Tarih-cahili olmak için herhalde insanın adının Recep Erdoğan olması lazım.

 

“Müslüman-Hıristiyan ittifakı” diyerek kastettiği galiba Malazgirt savaşındaki durum.

 

Malazgirt savaşında “Hıristiyan Peçenek Türkleri Alparslan’ın ordusunun kendileri gibi Türk olduğunu görünce onların safına geçmişti.” Bu bir İslam-Hıristiyan ittifakı değil, Türk ittifakıdır.

 

Müslüman-Yahudi ittifakı diye kastettiği ise; Hıristiyanların Müslümanları kılıçtan geçirdiği İspanya’da (Endülüs) yaşayan Yahudilerin kaçarak Osmanlı’ya sığınmasıdır. Bu da bir Müslüman-Yahudi ittifakı değil, Türk töresi gereğidir. Kendilerine sığınan kim olursa olsun koruma altına almak, Türk töresinin bir gereğidir.

 

800 yıl hüküm süren ve çağının en ileri ve medeni devleti olan Müslüman Endülüs devleti (İspanya) Haçlı seferleri ile yok edilmiş, Müslümanların tamamı kılıçtan geçirilmiştir.

 

Tayyip Erdoğan, hem bu İspanya’da konuşuyor hem de “Haçlı seferlerine arka çıkıyor.” Oradaki İspanyollar da herhalde “biz bile haçlı seferlerini bu kadar savunmaktan hayâ ederiz” diyerek kıs kıs gülüyorlardır.

 

Sonuç olarak; Tayyip Erdoğan’ın “Haçlı seferleri aslında İslam dünyasına medeniyet getirmek için Hıristiyanların sevabına yaptığı seferler”demesine bir tek noktada katılmak mümkün.

 

Haçlı seferleri sonucu İslam dünyasına getirilen medeniyetin çocukları bu gün Türkiye’de, Arabistan’da, Kuveyt’te, Irak’ta ve Afganistan’da iktidar.

 

Şayet Haziran-2011 seçimlerinde “Hıristiyan medeniyeti artıkları” yeniden iktidar olurlarsa, İslam’ın son kalesi tamamen düşecek.

 

“Ses ver Türkiye”.

 

AKP’ye verilen her oy’un aslında Haçlı zihniyetine destek olduğunu hala anlayamadın mı?

 

Bir insan nasıl olur da “hem İslam’a hem Yahudiliğe büyük hizmet ödülü alabilir” bunu hiç mi düşünmüyorsun ey Müslüman?

 

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
kayseri escort aydın escort denizli escort çanakkale escort bursa escort
maltepe escort alanya escort kartal escort