DOLAR 5,7070
EURO 6,3249
ALTIN 270,3
BIST 107.529
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Güçlü Türkiye’yi İsterler Mi ?

19.06.2017
121
A+
A-

Dünya tarihi itibari ile Türkiye, jeopolitik konumunun getirdiği bütün risklerin her dönem yaşandığı coğrafyasında tekrar odak olmaya namzettir. Bunu 21. Yüzyılın başlarında tekrar hissetmeye mecbur kaldığını görmekteyiz. Bu Yüzyılda ilk büyük küresel savaşının içinden geçiyoruz. Bölgede küresel güçlerin başta ABD olmak üzere, bütün senaryoların sonunda Türkiye’ye karşı bugünlerde tekrar yeni bir hamle başlattığına şahit oluyoruz. Bu hamlenin altyapısı da bölgedeki yeraltı ve yerüstü zenginliklerine küresel güçlerin hakim olma çabalarına yakın gelecekte Türkiye’nin güçlenip buna karşı çıkabilir duruma gelmesi kaygısı, Türkiye’nin küresel güç olma ihtimalinin bütün zorlamalara rağmen hızla ilerleme sağlaması, bölgeye hakim olma yolunda yeni mesafeler alması ve büyümesinin etkisi vardır. En önemlisi ise hem Türk hemde İslam coğrafyasına büyük etki alanı yaratabiliyor olması, yakın gelecekte kontrol edilemez bir güç durumuna gelme ihtimalidir. Bütün bu gelişmeler Türkiye’ye karşı tekrar yeni hasmane hamlelerin olacağının göstergesidir.

İşte bu sebeplerdendir ki 15 Temmuz, bu savaşta Türkiye’yi iç savaşa sürükleme ve küçültme evrelerinin en büyük hamlelerinden biri olduğu ortadadır. Bu konularla ilgili çalışma yapanlar, Türkiye’ye yönelik böyle bir savaşın bu kadar erken başlamasını beklemiyordu. Bunun nedeni de hiç kuşkusuz Türkiye’nin yükselişi ve küresel güçleri rahatsız eden yeni siyasetiydi. Türkiye’nin dünya ekonomisine katkısı nedir ki küresel güç odakları savaş açsın diye düşünebilir.Bu yaklaşım gerçekçi değildir. Çünkü Türkiye’nin tarihsel derinliği, İslam coğrafyasını ve Türk coğrafyasını etkileme gücü olduğu biliniyor. CIA’e dolaylı çalışanı Friedman, 2009’da yazdığı kitabında 2020’ye kadar Kafkasya’da Rusya-ABD arasında kriz olacağı tespitini yaparken Rusya’nın çöküşe geçeceğini, Türkiye’nin ise o tarihe kadar bölgesinde etkili olacağını bu süreçte de ABD’nin Türkiye’ye destek olacağını yazıyor. Sonra ne olacak ? Büyüyen ve küresel güç olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye’ye karşı tavır almaya başlayacaktır. ABD bölgesel güç istememektedir. Kendi menfaatine olmayan hiçbir güce razılık göstermeyecektir. ABD yalnızca bölgesel rakipleri değil, küresel rakipleri de istemez. ABD bir dönem sonra Türkiye’ye bu açıdan bakmaya başlayacaktır. 2020’li yıllarda ABD-Türkiye ilişkileri gitgide artan şekilde huzursuzluk yaratıcı bir boyuta dönüşecektir.Bugün yaşamaya başladığımız süreçte olduğu gibi.2020’li yıllardan sonra ABD, Türkiye’yi bölgesel çıkarları için bir tehdit olarak görecektir. Sonuç olarak ABD, potansiyel İslam devleti olarak gördüğü Türkiye’ye karşı tavır içinde olacaktır. Bu dönemden sonra ABD, Türkiye’nin gücüne karşı önlem politikaları yürütecektir.
40 yıl önce temelleri atılan FETÖ yoluyla kanlı bir senaryo olarak hayata geçirildiğine şahit olduk. Ama Türk Milleti başarmalarına izin vermedi.Bundan sonra ne olacaktır ? Küresel güçler kuşatmaya devam mı edecek yoksa yeni senaryolar mı deneyecekler.

ABD Türkiye müttefik olarak politikasını değiştirdiğini son gelişmelerden ve son yaklaşımlarında anlamaktayız. Türkiye’ye karşı pekte hoş görünmeyen bir politika izlemektedir. Bölgede güç durumuna gelen Türkiye’nin yaşadığı 15 TEMMUZ darbe girişiminde çeşitli delillerle ortaya çıkan fetö hareketini desteklemesinden ve korumasından, Kürt politikasına yaklaşımındaki tavrının değişikliğinden, bölgedeki terör örgütlerine Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen silah vermesinden, Suriye politikası yaklaşımının değişiminden, bölgedeki terör örgütleri ile müttefik dediği Türkiye’yi ilişkilendirmek istemesinden, İran politikası , Katar politikası, Suudi politikasındaki sert değişikliklerinden, Nato’nun Türkiye’ye desteğinin azalmasından ,siyasi ve ekonomik olarak Türkiye’ye yakın olan ülkeler karşı yapılan ambargolardan ,Türkiye içerisindeki güdümünde olan basın yayın ve mali güçlü kuruluşlarla hem ABD’de hemde Türkiye’de alehte propaganda yaptırmasından , Türkiye’yi Müslüman kardeşler etkisinde bir iktidarın yönettiği alğısı yaparak bir terör örgütü yönetiyor konumuna getirme çabasından (bu arada Müslüman kardeşleri küresel terör örgütü ilan etmeye çalışmakta) Türkiye’ye cephe alır şekilde olmasından anlıyoruz.

ABD bölgede önce BOP ve GOP ile projelendirdiği senaryoları tekrar denemektedir. Bu projelerin en büyük aşaması ise Türkiye olduğu ortadadır. ABD bu süreçlerden sonra müttefik bir ülke olmadığı ortaya çıkmıştır. Türkiye herşeye rağmen büyük milleti ile bu olanlarıda yeni senaryolarıda bertaraf edecektir.

Kahraman Karaman

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.