DOLAR 5,7477
EURO 6,3862
ALTIN 272,7
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Fuzuli Kadar Ozgur Olmak

21.12.2012
103
A+
A-

Ahmet ŞAFAK

Göktürk 2 uydusu uzaya fırlatılmadan bir süre önce, AKP’ye yakınlığıyla bilinen türkücü Nihat Doğan, sanatçı Zerrin Özer’in Başbakan vasıtasıyla TRT’de programa başladığını öne sürdü.

Şarkı sözü yazarı ve sunucu Sezen Cumhur Önal ise İçişleri Bakanına başvurarak eski şarkılarını yeniden düzenleyip müzikseverlere sunacağı albümün masraflarının üstlenilmesi talebinde bulundu.

TRT’nin Osmanlı dizisi ” Kıyam ” yayından kaldırılıyor,başrol oyuncusu Özcan Deniz, Başbakan’a ” biraz daha sabredilmesi, yayından kaldırılmaması gerektiği ” ricasını tweet üzerinden iletiyordu.

Görünen o ki sanatçının imdat kapısı müzikseverler,yapımcılar,televizyon yöneticileri değil siyasi iktidar olmuş.

Yeni bir Türkiye projesi ile ortaya çıkanların gelinen yerde kuralsızlığı,anomiyi çağrıştıran bir atmosferi oluşturduğuna şahit oluyoruz.

Nihat Doğan, ” böyle giderse herkes telefona sarılır ” diyor.

Yanlış mı?

Başbakanlık makamı işçi bulma kurumu değil ki.

Başbakan ve kabinesi öyle bir sistem kuracak ki iş,o sistemin doğal işleyişi ile bulunacak.Kayırma,iltimas,kartvizit müessesesi olmadan, ” kimse telefona sarılmadan.”

Ya da herkesi kapsayacak bir sosyal güvenlik ağı oluşturulacak.Sanatın emekçileri,temsilcileri de bu sistemini içinde yerini alacak.

Siyasi iktidar,sistemi sürdürmeyi,renklendirmeyi,yeni imkanlar açmayı hedefleyecek.Bireysel katkı yerine bilimsel etki yaratılacak.

Böyle olmuyor.

İşler münferiden yürüyor.

Eş,dost,akraba,tanıdık devreye giriyor.

Sistem işlemiyor.

Patronaj düzeni devam ediyor.

Sosyolog Emil Durkhaym,yeni toplumsal düzen kendi görünür vaatlerini yerine getiremediğinde kuralsızlık kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkar,derken tam da yaşananları anlatıyor.

Türkiye’de sanatçılar giderek siyasi iktidarın dümen suyuna giriyorlar.Oysa sanat bağımsız bir alandır.Sanatçılar hürriyet içinde hareket etmelidirler.Bu hürriyet öyle bir hürriyettir ki sorumluluk hissiyle hareket eden bir hürriyet.Ama hürriyetin kaçınılmaz şartı ekonomik özgürlüktür.Dokuz Işık bize kırk yıl önce böyle öğretmişti.Ve bu öğreti hala geçerliliğini korumaktadır.

Sanatçı toplumsal meselelere kendi insiyatifiyle müdahale eder.Parti öyle istiyor,Başbakan ” elinizi taşın altına koyun ” diyor diye siyaset yapılmaz.

Sanatçıların toplum üzerindeki etkisi her gün biraz daha azalıyor.Siyasetin ağırlığı sanatçıyı eziyor.Sanatçı milli olandan uzaklaştıkça merkeze yanaşıyor.Ama merkez giderek kozmopolitleşiyor.Sanatçı sistemin kulvarına girdikçe bir tür mahpese tıkılıyor.Yeni bir şey üretemiyor.Yeni üretim olmazsa yenilik olmaz.Toplumun ilerlemesi yenilere bağlı.

Dikkat ediyor musunuz?Toplum yeni bir şeyi dinlemeye meraklı değil.Tipik bir nostalji sendromu yaşıyoruz.Eski türküler,eski şarkılar.Eski sanatçılar..

Yeni, kimseye tad vermiyor.

İzleniyor,dinleniyor ama hafızada kalmıyor.

Toplum yeni’den adeta eskiye sarılarak intikam alıyor.

Popüler kültürün topluma sunduğu yeniler merkeze yaklaştıkça halk yeni’den uzaklaşıyor.

Halbuki bugünün tarihini şarkılarımızla yazan bizler yeni’nin temsilcileriyiz.Müziğin geleneğine sahip çıkarak yeni söz ve melodilerle kurulu düzene,kurulması istenen yeni yapıya tenkitler getiriyor,unutulması istenen güzellikleri hatırlatıyoruz.

İşimiz her gün biraz daha zorlaşıyor.

Fuzuli’yi hatırlıyoruz.

” Selam verdim rüşvet degildür diye almadılar ” sözü dağarcığımıza düşüyor.Türk şiirinin zirve ismi Fuzuli, bu sözü ile sadece Bağdat eşrafını anlatmıyordu herhalde.

Sistemi tenkit ediyordu.

Galiba Fuzuli kadar bile özgür değiliz !

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.