DOLAR 5,8860
EURO 6,5065
ALTIN 282,0
BIST 93.633
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Fırdöndüler

02.04.2014
52
A+
A-

Fikri Atılbaz

Bazen gerçekler yağmur gibi yağar; lakin görmek istemeyenler 1 gram da olsa nasiplenmezler. Onlar yalan içinde yaşamaya, yalanlarla yatıp, yalanlarla kalkmaya alışmışlardır. ‘Gerçek’ onların yalan dünyalarını bozar. Üçkağıtçılara tabi oldukları için onlar da bu yalan çarkının adamı olmuşlardır. İlkeleri yoktur, davaları yoktur, değerleri yoktur.

İlkesizlik içerisinde ilkelerini, davasızlık içinde ideallerini, değersizlik içinde değerlerini yitirmiş, şan, şöhret, makam, mevki, para, pul, alkol, zaaflarına kurban olmuş, çıkarlarının peşinde koşan, şereften, haysiyetten yoksundurlar. Nefislerinin kendilerini yönetmesine tabi olanlar, zumlun kapısında nöbetçi olmuşlar, utanmadan yaşamaya devam etmişler, yapılan yolsuzluklara, hırsızlıklara göz yumdukları için ortak olmuşlar, haksızlık karşısında sustukları için şeytanlaşmışlardır.

Şimdi çeşit çeşit seçim yorumu okuyacağız. Herkesin yazdığına konu bütünlüğü içinde hak vereceğiz. Hatta işin en kolaycılığına kaçarak, gerçeklere gözünü kapatarak muhalefet suçlaması yapanları dahi göreceğiz. En önemlisi kolaycılığa kaçarak eleştirenlere prim vermeyeceğiz. Çünkü bunların başlarını kuma sokan devekuşlarından hiçbir farkları yoktur.

İnsan istediği partiyi destekleyebilir; ancak o artık desteklediği partinin mensubudur. Gittiği partide hala geldiği yerin namıyla, sıfatıyla anılıyor ve o kimliği kullanmaya devam ediyorsa, bu tür kişiler öncelikle gittiği yerin insanına hakaret ediyor demektir. İkincisi de geldikleri yerle dalga geçiyorlar demektir. Bu yaptıkları tam bir dönekliğin ifadesidir. Tam bir fırdöndülüktür. Gittikleri yerde, saygınlıklarını yitirmemeleri için değiştirdikleri zihni yapılarına inat ülkücü sıfatını taşımaya devam ederler.

Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Biz politikacı değil bir davanın takipçisiyiz” sözlerini anlayamayan bu zavallılar, o parti senin, bu parti benim diye dolanırlar. Yaptıkları en büyük ihanet gitmeleri değil, gittikleri yere ülkücülerin destek vermesi için yayınlar yapmaları, ülkücü tabanı rahat bırakmamalarıdır. Bunun en son örneğini Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde gördük.

Bahane hazır ‘ne yapalım gardaş dava arkadaşımız…’ Yani dava arkadaşınızı destekleyerek, davayı sattıklarının farkında değiller. Bir yalanın peşine takılıp gitmişlerdir. Yalanın niteliği tabiî ki önemli, asıl önemli olan yalancıların yanında yer almalarıdır. Kendi haklılıklarını ön plana çıkarmak için, Türkiye’nin işgal edilmemiş tek kalesi olan Milliyetçi Hareket Partisi hakkında konuşarak, Başbuğ Türkeş’in söylemine, Başbuğun adını kullanarak karşı çıkmaktadırlar. Bu gidişe artık dur demeli, yıllardır orada burada sürterek siyasi ikbal, şahsi menfaat peşinde olarak siyaset yapanların ülküsüzlüklerini yüzlerine vurup, ülkücülük sıfatını kullanmalarına rıza göstermemeliyiz.

Ne diyordu Başbuğ, hep beraber hatırlayalım; “Efendim bende ülkücüyüm ülkücülük kimsenin tekelinde değildir ama ANAP’lıyım, bende ülkücüyüm ülkücülük kimsenin tekelinde değildir ama Doğru Yolcuyum, bende ülkücüyüm ülkücülük kimsenin tekelinde değil Büyük Birlik Partisiyim, bende ülkücüyüm Refah Parisindeyim.

Halt etmişsiniz hepiniz. Ülkücü, Milliyetçi Hareket Partisi’nde olur.

Milliyetçi Hareket Partisi’nde olmayan ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer. Oradaki genel başkanın görüşüne göre yaşar, oradaki genel başkanın görüşüne göre hareket eder. Ülkücülüğü kalmamıştır. Bunu böyle bilmeliyiz.” Şimdi ülkücüyüm deyip de bu söze karşı hareket edenlerin, ne olduklarını, neye hizmet ettiklerini iyi idrak etmeleri gerekmektedir.

Sağ veya sol kimliksizlerle beraber olan bu köksüzler için, dava bitmiş, palyatif olmak, oportünizm öncülüğünde pragmatiklik yapmak öne çıkmıştır. Bunlar şehit edilen arkadaşlarının ne için şehit düştüklerini, oğulları tecrit hücrelerinde asılmayı beklerken, onlar için dualar eden, Kuranı Kerim okuyan, gözyaşı döken anaları unutmuşlardır.

Bunlar PKK yandaşlarının yanında olanlara destek istemekle ikbal yolcusu olduklarını göstermektedir. Anlaşılan bunlar siyaseti hak için, Allah rızası için yaptığımızı unutan zavallılardır.

Güzel bir deyişimizde şöyle deniyor; “Kangalın kırması kasap önünde dolaşır” ne kadar doğru bir söz.

Sağlıcakla kalın!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.