DOLAR 5,6979
EURO 6,3059
ALTIN 268,4
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

FETÖ’YE AF MI GELDİ?

FETÖ’YE AF MI GELDİ?
05.11.2019
2.182
A+
A-

Türkiye 15 Temmuzdan bu yana kanlı Fetö ihanet hareketini anlayıp çözümlemeye çalışıyor.

Kendi meclisini bombalayan, en seçkin güvenlik görevlilerini bombardıman uçaklarıyla paramparça eden, sivil, asker ve polis olmak üzere 251 şehide iki binin üzerinde gaziye mal olan kanlı ihanet hareketi yeniden hayatımızı birinci dereceden etkileyen haldedir.

Bu tehlikeli kripto örgütü, sinsi ve haşhaşilerle benzer özellikler taşımakta olması nedeniyle modern hukuk kuralları içinde tanımlanmakta güçlük yaşanmıştır.

 

Fetö yapılanmasının silahlı kısmı sağlıklı bir şekilde belirlenmiş olmasına rağmen, sivil ayağının aynı başarı seviyesinde tespit edilip cezalandırıldığını söylemek mümkün değildir.

Terör örgütünün ekonomik, siyasi ve bürokratik ayağıyla mücadele konusunda ne yazık ki tatmin edici bir başarı seviyesi yakalanamamıştır.

Siyasi mücadele anlamında bu güne kadar cezalandırılan tek örnek 25. Dönem Manisa Milletvekilidir.

 

İktidar partisinin bir çok sözcüsünün ve üst düzey temsilcisinin Fetö liderine sempati ve bağlılığını ülkemizde bilmeyen hiç olmamasına rağmen cezalandırılmış hiç kimse yoktur.

Cezalandırma bir tarafa söz konusu isimlere verilen paye ve makamlarla bilakis ödüllendirildiklerini bile söylemek mümkündür.

 

Konu Fetö’nün siyasi ayağı olunca eski meclis başkanı ve eski başbakan yardımcısı Bülent Arınç’a değinmemek te olmaz.

Cumhurbaşkanı-Arınç ilişkisi zikzaklar gösteren bir ilişkidir.

AK Parti’nin kuruluşundan itibaren partide Bülent Arınç, Erdoğan dışında en önemli figür olmuştur.

Recep Tayyip Erdoğan’ın cezalı olduğu dönemde geçici genel başkanın belirlenmesi, 2007 Cumhurbaşkanı seçimi krizinde Erdoğan’ın muhalefetine rağmen Abdullah Gül’ün aday yapılması, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması sonrası Erdoğan’ın isteksizliğine rağmen Ahmet Davutoğlu’nun başbakan olmasında belirleyici Arınç olmuştur.

Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanı üzerindeki güçlü etkisinin nedenleri ciddi bir inceleme konusudur.

 

Yeni oluşturulan Yüksek İstişare Kurulu üyesi Arınç yeniden Türkiye’nin geleceğini etkileyecek karar ve oluşumlar üzerinde etkili gözükmektedir.

Fetö üyesi olma suretiyle Anayasal düzeni zorla değiştirme suçundan yargılananların bile cezaevlerinden yoğun olarak tahliye edilmelerinin Arınç’ın sıklıkla Fetö’ye yönelik cezalandırmaları eleştirmesiyle aynı zamana denk düşmesinin tesadüf olarak görülmesi pek olası değildir.

 

Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın isteği doğrultusunda başbakanlıktan istifa etmesi sonrası bozulan Erdoğan-Arınç ilişkisi 24 Haziran 2018 genel seçimleri arifesinde yeniden düzelmiş hatta Arınç’ın 1986 doğumlu oğlu Mücahit Arınç İstanbul’dan AK Parti adayı gösterilmiş ve 11. sıradan seçilmiştir.

Arınç-Erdoğan ilişkisinin tek meyvesi sadece oğul Arınç olmamış, Fetö üyesi olmaktan cezaevinde yatmakta olan damat Ekrem Yeter de delil yetersizliğinden beraat etmiştir.

 

YİK üyesi Arınç geçtiğimiz günlerde arka arkaya Fetö sanıkları ve yargılamalarıyla KHKlıların mağduriyeti noktasında dikkat çeken açıklamalar yapmış ve Fetö yargılamalarına ciddi eleştiriler ortaya koymuştur.

Bülent Arınç, siyasetin kıdemlisi olarak gündem oluşturmak ve projeksiyonların kendisine çevrilmesi noktasında başarısı tartışılmaz bir isimdir.

Arınç, alçakgönüllü ve dervişane görüntüsüne rağmen egosu son derece yüksek bir kişiliktir. Akrep gibi kendine zarar verme pahasına her şart altında varlığını hissettirmek için tartışma yaratacak söylemlerde bulunmaktan kaçınmaz.

 

Son günlerde kamu vicdanında Fetö ihanet kalkışmasından mahkum olanların bulundukları cezaevlerinden salıverilmeleri sonrasında milletimizin büyük çoğunluğunun tepkisi en üst seviyeye çıkmıştır.

 

İçinde bulunduğumuz yılın Eylül ayında varlığından haberdar olduğumuz Nazlı Ilıcak mektubu sonrasında söz konusu Fetö’nün medyadaki yılmaz savunucusunun tahliye edilmiş olması son derece dikkat çekicidir.

 

Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs suçundan çarptırıldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan gazeteci Nazlı Ilıcak, Erdoğan’a yazdığı mektupta FETÖ ile bir bağı bulunmadığını belirterek “Size karşı ne tuzaklar kuruldu! Bir tuzağı da FETÖ kurdu.

Ve maalesef ben de bu tuzağın içine düştüm.

Ama ben suç işlemedim. Size haksızlık yaptımsa –ki yaptım- bu Yargının konusu olmamalı. Sizinle benim halletmem gereken bir mesele” sözleriyle özür dilemiş ve bulunduğu durumdan kurtarılmasını istemiş.

Nazlı Ilıcak, Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlerinde aralarında bulunduğu kişiler medya yoluyla Fetö’ye yardım etmek suçunun işlendiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda

8-10 yıl civarında aldıkları mahkumiyet kararı sonrası tahliye edilmişlerdir. Mehmet Altan ise beraat etmiştir.

AK Parti Milletvekili olarak görev yapmış olup da Fetö’den cezalandırılmış kimsenin olmamasına rağmen cezaevlerinde bulunan damat ve evlatlarda salıverilmiştir.

Fetö’nün ekonomik ayağı olmak sebebiyle el konulan şirket ve mallar da büyük oranda sahiplerine iade edilmiştir.

Netice olarak kanlı kalkışmanın silahlı kanadı ve Fetö maharetiyle devlet kurumlarına yerleştirilmiş ve okul, dershane vs. Fetö kuruluşlarında çalışanlar dışında neredeyse hiç tutuklu kalmamış durumdadır.

Yukarıda kısaca ortaya koymaya çalıştığımız tablo halen varlığını ve etkinliğini sürdürdüğünü bildiğimiz bu haşhaşi örgütün eseri mi dir sorusunun cevabı herkesin kafasını kurcalamaktadır.

Cumhurbaşkanının daha eski tarihlere dayanmakla birlikte özellikle 17–25 Aralık 2013 tarihinden bu yan Fetö ile yaptığı mücadelede gelinen son nokta şaşkınlık yaratmaktadır.

Kamuoyunun cevabını beklediği sorular;

Sayın Cumhurbaşkanı Fetö mücadelesinde Arınç gibilerin telkinleri doğrultusunda geri adım atmakta mıdır?

Yoksa tüm bu olanlar Erdoğan’ın bilinen Fetö yaklaşımına rağmen mi yaşanmaktadır? şeklindedir.

Her iki halde de gelinen nokta, Fetö mücadelesinin iflas ettiği anlamına gelecektir.

 

Fetö yargılamaları ve uygulamalarındaki değişim Fetö mensuplarını cesaretlendirerek aleyhte faaliyetlere hız kazandıracak ve halkın Erdoğan’dan yüz çevirmesine sebep olacaktır.

Türkiye’nin içte ve dışta yaşadığı beka sorunlarının çözümü için gücünün ve dolaysıyla caydırıcılığının yüksek seviyede olması gerektiği bu dönemde yeni tesis edilen Cumhurbaşkanlığı rejiminin sağladığı avantajları boşa çıkaracaktır.

Acilen ve yeniden Fetö mücadelesine yeni bir ivme kazandırılmasına ihtiyaç vardır.

Aksi takdirde verilen 251 canın ve hakları Fetö mensupları tarafından gasp edilen milyonların iki eli iktidarın yakasında olacak, Fetullahınkiler tutmasa bile masumların bedduaları onları iflah etmeyecektir.

 

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.